Yeni Yıl
Ailenle, sevdiğinle, eşinle, çoluğunla çocuğunla belki de sırf kendi tercihinden dolayı kendinle güzel ve anlamlı yeni bir yılın olsun.
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Her şey Sayın Taşkerin görevden alınmasıyla başladı. Bunun üzerine 8 üye, Yönetim Kurulundan istifa etti. Sendika Başkanı Tahir Gökçebel de bir manevra yaparak sendikaya bağlı okullarda referanduma gitti.
Referandum yapıldı. Tabii bir sonuç da alındı. Yönetim kurulu Güven aldık, seçime gerek yok dedi. Fakat istifa eden
Yine yalnızca kendi mazlumumuz için mi gözyaşı dökeceğiz, ağıtlar söyleyeceğiz? Türkler Türklere, Kürtler Kürtlere, Aleviler Alevilere, Sünniler Sünnilere mi ağlayacak?
-Yazımızın başlığını görenler ya bize kızacaklar ya da bu kadar saçma bir şey olur mu? diye düşüneceklerdir.-Belki de az da olsa okuyucularımızdan bizim görüşümüze katılanlar da olacaktır.-Üstüne basa basa söylüyoruz:Muhalefet iktidar olmak İS-TE-Mİ-YOR.
-Neden?
KKTCde artan uyuşturucu sorunu ve buna bağlı olarak ortaya çıkan tehlikeler, vatandaşlarımızı derinden etkilemektedir.
Uyuşturucu konusunda neler yapılabilir? Bu batağa düşen gençler bu illetten nasıl kurtulur? Aileler, uyuşturucu batağına düşen evlatları için neler yapmalıdır?
İyi de nasıl kaşınır ki bu küresel güçler? Bir kere iyi kaşıyanları bulmak için önce ülkelerinde ki önde gelen basın yayın kuruluşlarına sayfa sayfa ilanlar vermeleri gerekir... Şöyle olabilir ilan ''Sırtımız ve bilumum yerlerimiz şiddet ile kaşınmaktadır ilan ile kaşıyıcılar arıyoruz, bu işe talip olanların kaşıyıcı.org.saray beyaz adresinden
Iraka elini kolunu sallaya sallaya giren Amerika Türkiyeye de öyle giremeyeceğini çok iyi biliyor. Türk milletinin vatanını canı pahasına sevdiğini ve ölümüne onu koruyacağını çok iyi biliyor. O nedenle Türkiyeye bulaşmıyor. Sadece küçük küçük manevralarla yoklamalar çekiyor. Ama ondan öteye gidemeyeceğini de çok iyi biliyor.
Adaletin terazisine bir de vicdanı koysak, vicdan ne çeker acaba? Çok mu çeker? Ya da vicdandan vicdana o dediğiniz değişir diyorsunuz, haklısınız. Herkesin vicdanının ağırlığı bir değil ki tonlarca çeken vicdan var mizanda, bir de tüy kadar hafif vicdanlar var, daha doğrusu vicdansızlar var, olmayan vicdanın ağırlığı da
Bu baskıcı faşist politikasını devam ettiren devlet; uluslararası haklarına sığınarak, terörle mücadele ediyorum adıyla, sürekli bir cadı avı sürdürmesi demek, devletin haklı olduğu anlamına gelmemektedir.
Arkadaşlar, asker uğurluyorlar otobüs terminalinde... Asker adayını havaya atıp tutmalar. Sloganlar belli zaten, hep aynı En büyük asker bizim asker. İyi de arkadaşım, koronayı kaptı mı, o en büyük asker, sonra Ne şehittir ne gazi ..ok yoluna gitti Niyazi. olacak, benden söylemesi... Daha birliğine teslim olmadan, korona, buna
yaylada yaşamak insanın kendisini yalnızlığa terketmesidir
Bu tür sözleri analiz etmek, öyle çok derin araştırmanın bilgisine sahip olmayı gerektirmez. Bu söylem bir masumiyet karinesi değil, tam bir diktatörlük patlaması ve tam bir diktatörlük öfkesidir
Derin ve iyileşmeyen bir yara cinayetle gelen ecel. Taksim cinayeti de işte bu. Sözün bittiği yer. Ne söylesek kavrulan yürekleri asla serinletmeyecek. Gidenler geri gelmeyecek.
Ayran dedim de aklıma geldi: Vakti zamanında Gıyaseddin adında aksi mi aksi, huysuz mu huysuz, lafı anında tokattan beter insanın yüzüne vuran, nezaketten nasibini almamış, çok bilmiş bir bucak müdürü varmış.
Dört kez evlenip boşanan müdürümüz, ilk eşini çorabı kaçık diye, ikinci eşini çorba pişiremiyor diye,
Mutlulukla mutsuzluğun adları konmamış iken… Onlar, salt mutluluk ve mutsuzluluğun sarmaşıklığında, öylesine… Yani işte öylece… Naif su damlacığı, zarif kum taneciği, havanın görünmez bilinmez zerreciğinin de zerreciğiyken… Kadın salt İNSAN, erkek salt İNSAN iken…
Hafızamı yokluyorum: Yıllar önce de toplumumuzun gündeminde bir yumurta olayı vardı. Hani eski bir bakanımızın oğlu yumurta işine girmiş ve Allah o gencimize yürü ya kulum! demiş, o da kısa sürede köşelik olmuştu. Tabii bu olay artık çok geride kaldı ve unutuldu.
Günlük sıkıntılardan kurtulmanın yolu olmuş aşk. Evliliğin ve günlük işlerin sorumluluğundan ve sıkıntılarından kaçan aşka sarılmakta. Bir kahve bir çay molası vermek gibi aşk. Keyif çıkarma şekli ve güzel hayaller kurma durumu aşk. Aşk bir heyecan bir fantezi gibi. Kendini sevememenin ve kendi hayatından hoşnut olamamanın çıkış yolu
Bu karamsarlığa ve olacaklara karşı önce Ümit lazım Sonra beraberinde planlama, vizyon ve kurallar
Ekonomik çıkarlar uğruna yapılan etnik, dinsel, mezhepsel savaşlarda, kan gövdeyi götürsün, meydan diktatörlerin, diktatör ailelerinin saltanatına kalsın istiyorum. Demokrasi, sosyalizm falan da neymiş öyle? Hepsi uzak dursun bizden.