..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İçine koyabileceğin bir karanlığın olmadan, bir ışığın olamaz. -Arlo Guthrie
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Şevket Başıbüyük




3 Ekim 2012
Özal'ın Mikrofon Direği  
Şevket Başıbüyük
Ey Turgut Özal Müzesi’nde sergilenen, kalleşlerin kurşunlarına hedef olan mikrofon direği; Dimdik doğrularak ayağa kalk!... Kalk ayağa ve zamana tanıklık et… Çarpıtılmak istenilen tarihe şahitliğini tam olarak yap. Titreme, eğilme, dik dur… Sen ki; kurşunlara yenilmedin. Sen ki; kalleş kurşunlara siper ettin kendini. Kurtarman gereken lideri kurtardın o zaman ama yerli işbirlikçiler tarafından sincice kurulan diğer tuzaklara engel olamadın. Sen ey mikrofon direği… Zamana tanıklık edebildiğin kadarınca seni seviyor ve selamlıyorum… Ve Malatyalılar olarak, merhumu; “Allah’ına gurban senin!..” vecizesiyle anarak merhameti arz-ı arşı titretecek kadar bol ve geniş olan Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz….


:IDB:
Köşe yazılarıma bir haberle başlamak istiyorum;

“Merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü ile ilgili iddiaların araştırılması için İstanbul Topkapı’daki Anıt Mezar’da bulunan mezarı açılarak cenazesi Adlı Tıp Kurumu’na kaldırılırken, 18 Haziran 1988 günü ANAP’ın olağan genel kongresinde kürsüde konuşurken Özal’a düzenlenen suikastta kurşunların isabet ettiği mikrofon direği ise müzede sergileniyor. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi girişinde bulunan Turgut Özal Müzesi’nde Özal’a ait çok sayıda kişisel eşyanın yanı sıra Özal’a düzenlenen suikast esnasında kurşunların isabet aldığı mikrofon direği de sergileniyor. Suikast delili olan mikrofon direği, “Suikast sırasında merminin çarptığı mikrofon direği” tanıtım kartı ile sergileniyor.
ANAP Kongresi’nde Kartal Demirağ’ın iki kez ateş ettiği belirtilirken, mikrofonda 4 tane mermi izi bulunuyor. Olayda sıkılan kurşun Özal'ın önünde bulunan mikrofonun ayağına sekip, sağ el başparmağını yaralamıştı.”

Maalesef öyle olmuştu.

Yaşı müsait olanlar hatırlayacaklardır; milyonların ekranları başında olduğu o gün, olay aynen öyle gerçekleşmişti.

Aslında bu çok önemli bir olay, önemine binaen gidip sergiyi ziyaret etmek gerekir.

Asrın yüz karası olan bu olayda suikast delili olan o mikrofon direğindeki kurşun izlerini görmek gerekir.

Görüp meselenin üzerinde bir kez daha tefekkür etmek/düşünmek gerekir…

Tefekkür edip tarihten ders çıkartmak gerekir…

Söz konusu menfur olay üzerinde tefekkür etmişken; tarihi çarpıtanlardan hesap sormak gerekir.

Sahi, vefatının ardından koskocaman 19 yıl geçmişken ne diye merhumun kabrini açtılar?

Haydi bu insanlar, kendi büyüklerine, liderlerine saygılarını yitirmiş, mevtalarına da mı saygıları kalmamış, 19 yıl aradan sonra mezarlarını açıp kemiklerini sızlatıyorlar…

Hemşerimiz, 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal bu memlekete iyilikten başka ne yaptı ki insanlar ona karşı saygılarını yetirdiler?

Memlekette bu gün azıcık bir huzur ve refah varsa o da onun attığı tohumun yeşermesi sonucu değil mi?

Tekrar İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi girişinde bulunan Turgut Özal Müzesi’nde sergilenen suikast delili mikrofon direğine dönecek olursak…

Kurşunlarla delinmiş mikrofon direği aşkına, hemşerimizi/ Özal’ımızı rahat bırakıveriniz.

Dünya’da ona rahat vermediniz bari mezarında rahat bırakın.

19 yıl aradan sonra faillerini bulamadınız/bulmak istemediniz hala ne diye mezarını eşeleyip duruyorsunuz?!

Tahliller yapılacaksa, neden zamanında yapılmadı?

Ne hikmetse, bu memlekette hep öyle oluyor…

Bu memlekete hizmet etmenin, çalışmanın, kendini vakfetmenin karşılığı ya darağacında yağlı bir ilmik, ya da dış mihraklı, yerli işbirlikçiler tarafından sessiz sedasız öldürülmekle sonuçlanıyor.

Ey Turgut Özal Müzesi’nde sergilenen, kalleşlerin kurşunlarına hedef olan mikrofon direği;

Dimdik doğrularak ayağa kalk!...

Kalk ayağa ve zamana tanıklık et…

Çarpıtılmak istenilen tarihe şahitliğini tam olarak yap.

Titreme, eğilme, dik dur…

Sen ki; kurşunlara yenilmedin.

Sen ki; kalleş kurşunlara siper ettin kendini.

Kurtarman gereken lideri kurtardın o zaman ama yerli işbirlikçiler tarafından sincice kurulan diğer tuzaklara engel olamadın.

Sen ey mikrofon direği…

Zamana tanıklık edebildiğin kadarınca seni seviyor ve selamlıyorum…

Ve Malatyalılar olarak, merhumu; “Allah’ına gurban senin!..” vecizesiyle anarak
merhameti arz-ı arşı titretecek kadar bol ve geniş olan Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz….



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Canı Çıkasıcalar…
Garkad Ağacı
Kılıçdaroğlu; İçindekini Dışa Vuruyor

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Oruç ve İbadetlerimiz
At Sineği
"Ötesiz İnsanlar"
Adıyaman Gelişiyor
Etrafımızdakiler
Hayırsız Evlat
Duy Beni!…
"Keno Ölmüş Duydunuz Mu?"
"Ben Yoruldum Hayat"
Bitkisel İlaç Satan Şarlatanlar…

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Cennet Gülleri [Şiir]
Tüm Türkiye Üşüdü Koca Reis [Şiir]
Çocukluğum [Şiir]
Duvardaki Saat [Şiir]
Olma Geveze [Şiir]
Tüm Türkiye Üşüdü Koca Reis [Şiir]
Özgürlük [Şiir]
[Şiir]
Vay Sözüm Vay… [Öykü]
Bizim Kadir de Ehliyeli Olunca… [Öykü]


Şevket Başıbüyük kimdir?

Edebiyatın karın doyurmadığını bile bile aç kalma pahasına yazmaktan imtina etmeyen, hayal gücünden çok izlenim ve gözlemlerini yazmaktan büyük keyif alan, yazarken adeta orgazım olan sıradışı bir yazar

Etkilendiği Yazarlar:
Roman, Hikaye, Şiir, Biyografi, Gezi


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Şevket Başıbüyük, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.