..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğallık sahip olunan değil, kazanılması gereken bir erdemdir. -Cervantes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Dönemler > Yûşa Irmak




18 Aralık 2016
Büyük Ülke Olma Yolunda...  
Yûşa Irmak
Bu Ülkenin Büyük Ülke Olması Hayal olan bir İdeal Değil, İdeal bir Hayaldir! 1958'in 14 Temmuz'unda Irak’ta darbe oldu! Nuri Sait ve Kral II. Faysal devrildi! O dönemin, İsrail Devlet başkanı David Ben Gurion İsrail’in başbakanı ve ikinci savunma bakanıydı. Devrim yarı Nasır’cı, yarı Baas’cı bir özellik taşıyordu! Ortadoğu’daki bu uyanışın dinamiği de elbette kendi içindeydi. Türkiye ise bu uyanışı başlatan ülkeler arasındaydı!


:ABCH:
Bu Ülkenin Büyük Ülke Olması Hayal olan bir İdeal Değil, İdeal bir Hayaldir!

1958'in 14 Temmuz'unda Irak’ta darbe oldu! Nuri Sait ve Kral II. Faysal devrildi! O dönemin, İsrail Devlet başkanı David Ben Gurion İsrail’in başbakanı ve ikinci savunma bakanıydı. Devrim yarı Nasır’cı, yarı Baas’cı bir özellik taşıyordu! Ortadoğu’daki bu uyanışın dinamiği de elbette kendi içindeydi. Türkiye ise bu uyanışı başlatan ülkeler arasındaydı!

17 Temmuz’da Ankara’da toplanan Türkiye, İran ve Pakistan delegeleri bir bildiri yayınlayıp “Bağdat’ta devrimin işlediği suçları yerip, hür ve barışsever ülkelerin bütünlük ve bağımsızlığını korumak için Amerika’nın kendiliğinden harekete geçmesini” istiyorlardı. Olaylardan 2 gün sonra Rahmetli Menderes liderliğindeki AP hükümeti “Seferberlik için ihtiyati tedbirler alındığını ve 22 - 45 yaş arasındaki erkeklerin askere çağrıldığını” ilan etti. 20 Temmuz’da ise Amerika aracılığıyla Ortadoğu’dan Türkiye’ye gani gani petrol pompalanmaya başladı.

İflasın eşiğinde olan bir ülkenin yapabileceği tek şey ancak bu gibi görünüyordu. Zira, hükümetinde açıkladığı gibi: “İstikrar için üç yüz milyon dolar krediye ihtiyaç var"dı! Bu şu demekti ülkemiz, siyasi arenada, politika sahasında ve aydınlar arasında halen “politika” ve “ideoloji” kavramlarını maalesef bir türlü olgunlaştıramamış olgunIaştıramamiş, oturaklı hale getirememisti.!

Tarihe baktığımızda görülüyor ki başımıza ne geliyorsa bu iki kavramı birbirine karıştırmamızdan geliyor...

İdeolojiler bildiğiniz gibi, "fikir" demektir. Bu, üstyapısal bir kurum, bir yaşama biçimi veya belki bir sistem önerisi iken, "politika": belirli çıkarları elde etmek, belli amaçlara ulaşabilmek için devletlerin gerekli önlemleri tercih etmesi, kararlar alması ve bunları uygulamasına verilen addır. Kısaca ilkinin yakın çıkarlarıyla ilgi ve ilişkisi uzak iken, ikincinin kati surette yakın, dolaysız olarak tam bir birliktelik arz eder diyebiliriz.

Bu meseleyi daha da somutlaştırmak için örneklere bakalım...

Şöyle ki: Amerika’nın genel olarak sistemi emperyalisttir bildiğiniz gibi! İdeolojisi de liberallik... Fakat özgür girişimcilik bu ülkede maalesef sözün gelişidir. Zira bu sadece ekonomi düzeyinde öyledir. Politika düzeyde fikir özgürlükçülüğünü kimseye kaptırmayan ABD'nin bu konuda iyi - kötü uygulamaları elbette ki vardır. Amerika’nın dünyadaki tüm destekçileri hatta bizzat Amerikan halkı dahi kendilerini “özgür dünya” söylemiyle öne çıkarmak isterler!

Peki bu neden böyledir? Neden, temelde kendilerini özgürlükçü görüp, Ortadoğu'nun her tarafını hallaç pamuğuna çevirebiliyorlar dersiniz? Olsa olsa bir yaşama biçimi olarak özgür bir toplum ideolojisini medya aracılığıyla dünyaya önerdikleri için diyebiliriz... Artık bu söylem öyle bir hale geliyor ki “Özgürlük” mefhumu sadece Amerika’nın tekelindedir!

Ama özgürlük adına yapılan herhangi bir girişim, Amerika’nın çıkarlarını tehdit ettiği anda ideoloji ve gereklerini nasıl oluyorsa görünmez bir çift el hemen rafa kaldırıveriyor! Sonra bir de bakmışsınız ki eli kanlı diktatörler ve en aşağılık faşistlere verilen desteğin ardı arkası kesilmiyor! Özgürlükçülükle bağdaşması mümkün olmayan her türlü lanet işlere karşı ,üç maymun oyunu, televizyon ekranlarında hiç utanmadan, sıkılmadan insanların gözlerinin içine baka baka profesyonel bir şekilde oynanır oluyor...

Batılı, “özgür dünya” adına, Amerika’nın, Üçüncü Dünya’da ne karanlık işler çevirdiğini, görüp tahlil etmediyseniz yapacak bir şeyimiz yok tabiatıyla. Çünkü ideoloji olarak “özgür bir dünya”dan yana olan Amerika, sistem içerisine aldığı ülkelerin kesinlikle çıkarlarına uymasını da politika haline getirmiştir artık! İşte bu yüzden siz istediğiniz kadar “İdeoloji” düzeyinde “özgürlükçüyüm ben” deseniz de “özgür dünya”nın usanmaz neferi de saysanız kendinizi; eğer politika düzeyinde Amerika’nın dediklerine ve çıkarlarına kayıtsız şartsız uymazsanız vay halinize! Haa “İdeolojisinin” de liberallik olduğunu da unutur bu arada, sözünden çıkmayacak bir faşisti pat diye diker milletin karşısına, sonra da bir bir sürer piyonlarını ortaya...

Gelelim ülkemize, AK Parti kanadı kendilerine göre liberal geçiniyorlar şu an! Özgür girişimcilikten yanalar yani! İdeoloji olarak özgürlükçü demokrasiyi seçmiş, patron olarak, stratejik ortak olarak da Amerika’yı tanıyor haddi zatında! Yalnız ideoloji ile politikayı birbirine karıştırdıklarından olacak ki sözgelişi Türkiye’nin kalkınmasına ya da dış politikasına ilişkin konularda Amerika ile ters düşülmesi durumunda, devlet ricalimiz mehter takımı gibi iki ileri bir geri hareket ile karar mekanizmasını bir türlü işletemez hale sokar!

Gerçekten sizce de sorun çok basit değil mi dostlar? Görüyoruz ki artık özgürlükçülük sadece Amerika’nın kendisi için uygulanmakta olan bir ideolojisidir, bizim için değil! Bugün Amerika’da da Komünist Parti var. Ama öteki ülkeler bunu yapmadı mı isterse özgürlükçülüğün feriştahını uygulasın, ne çıkar, ne yazar yani? Oysa Amerika’nın işine geldi mi yalnız faşist diktaları değil, “Soğuk savaş” ilan ettiği sözde komünist ülkelerin diktatörlerini bile desteklediğini, onlardan taraf olduğunu günümüzde Suriye'de Esad'a karşı takındıkları tavırdan pekala anlayabilirsiniz...

Peki, durum böyle iken Ak Parti neden ağabey olarak halen Amerika’yı, CHP neden Rusya’yı tercih ediyor? Evet, düşünün ki Ruslar ve Çinliler de, ideolojik olarak sosyalist oldukları ve görüşleri de toplumcu bir hayat görüşü olduğu halde, yaşamanın toplumculuk ilkelerine göre uygulamasını temenni ettikleri halde, iş politika düzeyinde daha çok Rusya’nın veya Çin’in çıkarlarına göre ayarlanmazsa ne olur biliyor musunuz? O zaman ideoloji bir de bakarsanız büyük ülkelerin o sıradaki ekonomik ya da politik çıkarlarına göre hemencecik kılıf değiştirmiş olur…

Oysa Rusya’nın da, Çin’in de öteki ülkelerden istediği kendi ülkeleri içinde kesinlikle ideolojiye uygun olarak hareket etmesi değil miydi? Öyle gibi görünse de değil imiş demek ki! İstediği Rusya’nın ya da Çin’in politikasına gözü kapalı itaatten başka bir şey değildir aslında! Başka türlü ne Ruslar, Ne Çinliler ne de Amerikalılara sevdirebilirsiniz kendinizi...

Hatırlayın, Mısır'da Nasır döneminde Nasır efendinin, komünistlerin birçoğunu nasıl öldürdüğünü! Yetmemiş, hapiste yatan solculara da nefes aldırmamış, akıl almaz işkencelere maruz bırakmıştı. Peki buna rağmen Ruslar Nasır’ı ve rejimini sonuna kadar neden desteklediler? Hatta rejimin ayakta durabilmesi için akıl almaz bir şekilde milyonlarca dolarlık masrafların altına neden girdiler? Babalarının hayrına değil zahir! Bu tamamen politik düzeyde başta Nasır’ın çıkarlarına uyduğu kadar kendi çıkarlarına da uyduğu içindir!

Durum solda da aynı. İdeolojik düzeyde Ruslardan yana olup politik düzeyde başka pislikler çevirmek isteyen örgütlerin varlığını inkar edelim demiyorum, onlar da bizdeki AKP ve CHP’nin bu yanılgısını kendi içlerinde yaşayarak idrak ediyorlardır, bundan hiç şüpheniz olmasın!

Sözün özü; bu ülkedeki sağ veya- sol partilerin hatta aradaki partilerin adı ne olursa olsun, hiçbir devletin emir ve yasaklarına bakıp hizaya gelmemesi gerekir! Devlet olarak ideolojilerinizi evrensel, politikalarınızı ulusal yapmaz, evrensel yöntemlerle, ideolojilerinizi kendi koşullarınıza uygun bir denklemle kurup, bu denklemden ulusal politikanızı çıkartıp, hemen uygulamaya geçmezseniz bitersiniz, mahvolursunuz! Yok olursunuz! Siz artık, kendiniz bile olamazsınız!

Zira, formül yeni dünya sisteminde çok açık! Görüyorsunuz dev ülkeler hep bunu yapıyorlar! Haa "ben daha küçük bir ülkeyim, hâlâ kalkınıyorum" derseniz, bu ülkeler karakteri bozuk ne kadar bürokrat, siyasetçi, asker ve vatandaşın varsa onları da bir bir satın alıp kendi deney tüplerinde yetiştirmeye ve istedikleri doğrultu da yaşamaya mahkûm etmeye devam edecek, o uğruna canınızı verdiğiniz ülkenin yerinde sayması için elinden geleni üstelik de kendi vatandaşlarının eliyle yapmaya devam edecektir…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın dönemler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Değişen Dünya ve Teoriler Üzerine
Cihan Harbi Yahudiler ve Türkler

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Portrait Of May Sartoris Tablosu'nun Düşündürdükleri
Müteradif (Eş Mânâlı) Kelimeler
Şiir Üzerine Lakırdılar
Kültür ve Medeniyet
Güzel Düşünce Güzel Sözün Etkisi
Söz, Aşk ve Edebiyat Üzerine Lakırdılar
Aydın ve Politikacıların Savaşı Neden Bitmez?
Dilin Düşündürdükleri
Meriç Sağcı Mıydı Solcu Mu? Mütefekkir mi, Mütercim mi?
Ne Doyum Kaldı, Ne de Gerçek Mutluluk

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Güle Ağıt [Şiir]
Gül, Gülümse Ne Olur [Şiir]
Değildir [Şiir]
Senli Düşler [Şiir]
Benimle Ölür Müsün? [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
İnanmaktır Yaşamak [Şiir]
Hasretimin Adresi: Sen [Şiir]
Soğuksu [Şiir]
Yüreğin Beni Bulsun [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Yûşa Irmak, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.