..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyaya geldiğinden, dünyada bulunduğundan, dünyadan gideceğinden hoşnut olan bir kimse görmedim. -Namık Kemal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Kimya > Bayram Kaya




27 Ekim 2017
Denge ve Dengesizlik Süreçleri 24  
Bayram Kaya
Yani paranın değiştirme değerli olma ALGISI, somut olarak hep gözünüz önündedir. Açıkçası takas ve tüketimle para ortada kalkmaz. Görünmez, olmaz. Aksine para hep alım gücü veren algı hali içindeki görünümle karşınızda olur. Somut algı olmakla sizi etkilemeye devam eder.


:DHA:
Üretim hareketi sektörler arası üretim hareketidir. Ve üretim hareketi sektörlere göredir. Sektörler birçok sektörlerden oluşmakla parçalıdır. Bir sektör kendi içinde aynı iş kollarıyla parçalıdır. Aynı işkolundaki bir sektör de kendi içinde üretilen parça kadar nüfusla da parçalıdır.

Bir iş kolu kendi içinde parça bağıntısıyla bir birimdir. Aynı iş kolu sektörleri o sektörler grubu içinde bir birimdir. Türlü sektör grupları sistem içindeki sektörler toplamı da bir birimdir. Her sektör üreten ve tüketendir. Kısaca tüm üretim ve tüm tüketimler, bir birimdir. Sonuçta üretimle tüketim sıfır olupla dengededir. Denge içinde bir birim üretilir. Bir birimle tüketilir.

Bir üretim hareketi yaklaşık; parça başına üreten kişi sayısıyla + yönetenle + hizmetliyle +araştırma geliştirmesiyle+ nakliyeyle vs. birlikte denk bir nüfus yoğunluğudur. Sosyal hayat içindekiler, bu nüfus yoğunluğuna ilavedirler. Bebek, çocuk, öğrenci, çalışamaz iş göremezler, hastalar vs. olmakla zorunlu olan üretim hayatının sağlaması içindedirler. Tüketenler, üreten nüfus hareketinden daha fazladırlar.

Böylece üretim hareketinin sürekliliğini sağlama bağlamıyla, bu sayılanlar da zorunlu olarak üretim hareketi içindedirler. Bir üretim hareketi de bir kişinin doyma, doygunluğa erişme sağlamasından bu nedenle biraz daha fazladır. Kişi sağlaması bir birimle doygunluk iken; kişinin üretimi 1+ 0,1 veya + 0,2 olmakla toplamda zorunlu üretim yapan emek gücü 1,1 ya da 1,2 olmakla yine bir birimdir. Bu bir birim; daima üretime katılanların doygunluğu olan tüketiminden fazla sağlama olmakla anlaşılacaktır.

Fazla bilimsel değerlendirmesi içinde olmadan kabaca söylersek; bu tarafta bir sektördeki bir birim üretim; karşılığı olan diğer ikinci, üçüncü, beşinci vs. sektörlerin ürünüyle değişilirken o güne göre bu o ürünlerin gerçek değişme değeriydi. Nüfus arttıkça, aynı iş kolu üzerindeki sektörler de artıyordu. Üretim de süreklilik kazanılınca, hacim artıyordu.

Sonuçta bir sistem içindeki her bir sektör hareketi birbirine karşılık "üretim tüketim" denkliği olan bir süredurum olmakla; biz tüm gerçekleşmeyi bir birim diye tarif edebiliriz. Her bir birime ait ürünler diğer her bir birim ürünlerin karşılığı olmakla; yine bir birim ve ⇆ yedi milyar nüfusla tüketim = 0

Her bir birimle ürünlerin karşılığı olanlar; yine bir birim para ve ⇆ yedi milyar nüfusla tüketim iken ≠ Eşleşmesi olan bir birim para ortada durur. Para kendisine eşlenecek bir ürünü çağrışır şekilde durup durur. Bir birim ürün bir birim para olduğundan, bu para, bu ürünün takas değeri olmakla paranın değiştirme nesnesi, olmasıydı. Para ne üretim aracıdır. Ne üretim hareketinin amacıdır. Bir birim ürün bir birim para olduğu zaman, üretilen ürün kendilikten artmayan azalmayan değerle bir birimdir.

Eğer süreç içinde zorunlu olan takas karşılığının para değeri olması gibi aynı zamanda da takas karşılığına ticaret dendi. Böylece para da ticaret ile zorunlu olan takas üzerinde size, zorunlu oluş gibi yansır. Sizi illüze eder. Ve eğer bir birim ürünün denkliği olan bir birim paranın ortalık yerdeki sahibi size; bir birim para almanız için iki birim ürün vereceksiniz, demişse; bu takas ürünün gerçek değeri değil fiyatıdır. Bir birim üretim hareketinin hacmi; bir birim içinde olmamakla üretmeyen mal sahibi efendi tüketiciler nedeniyle artar.

Demek ki gerçek değer değişmez. Gerçek değerli bir ürün bir birim üretilmişken bu ürün sabaha kadar iki birim olmamakla ne azalır ne artar. Ama fiyat artıp çoğalır. Fiyat ürünün değil, paranın satın alma gücü içinde paranın saymaca değeri olmakla paranın saymaca değerinin alımı içinde size yansır.

Takas yerine geçen para ile ürün elinizde çıkıp gittiği halde paranın ortada durup duran saymaca yanı size alıp satma algısı olmakla yansımaya devam eder. Bir ürünü, bir kişi; bir kuruşluk bir fiyatla alır. İki kuruşa satar. Bir diğeri iki kuruşa aldığı aynı malı dört kuruşa satar. Oysa bir ürün başka bir tür ürüne karşılık olmakla tükenmiştir. Hâlbuki bir ürün şimdi asalak sayısı kadar alınıp satılırdan sonra tüketilir!

Böyle böyle ortadaki bir kuruşa alınan bir ürün; beş kez el değişir olsun. Para takas yerine geçmekle fiyatı artıp azaltan süreçlerle ürün alıp satıcılarından sonra; takas karşılığı olan tüketiciye yirmi kuruşa satılır. Ortada bir ürün vardır. Bir gerçek değer vardır. Ama en son satıcının elinde o üründen, orta yerde bir tane olmasına rağmen, satıcıda; yirmi tane ürün alacak bir para vardır.

Takas yerine geçen para son satıcıyla ortada olmayan, üretilmemiş 19 tane sanal ürünün sahibidir. Bu şu demektir. Normal takas koşulları içinde bir birim ürüne bir birim para almak yerine; bu kez üretici yirmi birim üretmekle; bir birim para alacaktır. Üretilen 20 birim ürünün sırf biri sizin tüketiminizdir.

Bu sistem içinde üretim "bir birim para kazanmak için yapılmaya başladığından ötürü; sizin ürettiğiniz üründen geriye kalan 19 birim ürün; kâr, helal kazanç, kira, faiz, teşebbüs hakkı vs. olur. Üretmeden tüketenlerin sömürü payı olur. Sömürü sonrası ürün sizin tüketeceğiniz "bir birim" olukla size döner.

Ya da siz yine bir birim üretirsiniz. Bir birim ürün + alıp satanlar kadar daha parça süreç durumuna dönüşür. Bir ürün alıp satma yoluyla beş el değişmişse; sizin ürettiğiniz "bir birim ürün" on parçaya bölünür. 1 birimin 0,5 i; sizin diğer 0,5 i de asalaklar arasında helal kazanç adı altında sömürülür.

Bu şu demekti. Siz bir birim ürün üretmekle, karşılığında siz yüz birim tüketim elde edecekseniz. Size dönmesi gereken yüz birimin ancak elli birimi size döner. Siz yüz parça elde edememekle doygunluk düzeyine dahi erişemezsiniz. Bu nedenle hep muhtaç ve eksikli kalmakla mal sahibine müteşebbise mideden (zorunluluklardan) bağlı olursunuz.

Farklı farklı kullanım değeri olan zorunlu iki ürün; birbirini çeker. Bu çekim birbirini değişme (ürünü ürünle değişmenin-TAKASI) oluşla ortaya çıkar. İki faklı kullanım değerinin bir birine göre oluşan yansıma girişmeli bağıntısı, ortama takas olarak belirmeydi. Ürünle ürünün takası gerçekleşip tüketilince; takas da ortada kalkar görünmez olur.

Kullanım değerleri farklı olmakla girişen iki ürünün, zorunlu takasları yerine; ürünün bire bir değiştirme değeri olan para, kolay ve hızlı değiştirme değeri olarak ortaya konacaktı. Ürünler değişme sonrasında tüketilirken, para ortada kalkmaz. Para orta yerde göz önünde durup durur.

Yani paranın değiştirme değerli olma ALGISI, somut olarak hep gözünüz önündedir. Açıkçası takas ve tüketimle para ortada kalkmaz. Görünmez, olmaz. Aksine para hep alım gücü veren algı hali içindeki görünümle karşınızda olur. Somut algı olmakla sizi etkilemeye devam eder.

Bu yazıyı yazarken bir siyasetçi TV. De hayıflanıyordu! "Efendim faiz lobileri kazanan iş sahiplerinin kazancının üçte ikisini alıp götürüyorlarmış! Vah! Vah! Vah! Emeğin üçte ikisini götüreni görmüyor da; bir hırsızın, hırsızlığa uğramasına pek üzülüyordu! Emeğin hırsızı varsa, hırsızın da hırsızı olur. Bunda taaccüp edecek ne var ki! Siz üretmeyip; emek sömürüsü üzerinde kazanıyorsanız; illa ki biri de sömürü yoluyla kazananın üzerinde de kazanacaktır!

Bir dağ gibi bir okyanus gibi, bir yol gibi kolektif olduğu halde kişisi kılınmış üretim araçlarının mal sahipliği; üretenlerin emek gücü hırsızlığıydı. Burjuva ise hem emek gücünün hırsızı; hem de mal sahiplerinin hırsızı hem de kendi gibi burjuvanın hırsızıdır. Hırsızın hırsızlığa uğraması, hırsızlardan hırsızlama yapan hırsızdı. Asalağın asalağıydı. Bir virüsün başka bir virüsüydü. Faiz, kâr, kira, komisyon vs. Hırsızından, hırsızlama yapmayı tu kaka yapmakla, hırsızın da tu kaka olmazını meşrulaşmaz.

Mal sahibi de üreten üzerinde kazanan kişidir! Faizci ya da rantiyeci de kâr adı altında kazanç olmakla sitemin başlangıç koşullu üretim hareketine aykırıdırlar. Bunların hiç biri üretim hareketi olmadan kendiliğinden ortaya çıkamazdılar. Ortaya çıkmak için üretim hareketine muhtaçtılar. Ama üretim hareketinin bunlara muhtaçlığı yoktur.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın kimya kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 38
Anlamak Gerek 26
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 20
Sistem 15

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 45
Anlamak Gerek 43
Anlamak Gerek 71
Anlamak Gerek 64
Anlamak Gerek 55
Anlamak Gerek 70
Anlamak Gerek 56
Anlamak Gerk 17 - 18
İttifaklardan Ne Anlamalıyız 3
Anlamak Gerek 31

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yıkılışa Direniş Direnişe Yıkılış [Şiir]
Coğrafyan Fiziğin İle Ya Fiziğin [Şiir]
Aslına Yüz [Şiir]
İzan Mizan [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Mevsimsel [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.