sessiziğimin sesi
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Yalnızlığın doruğundayım
sanki melodiler sade boşluk ellerimde
Yalnızlığımı içiyorum tek kadehimde
ve yalanları yaşadım sana söylemediğim o gece
Sahte sözlerle birleşen dudaklar vardı
yalanmıyız çözemedim seni
ben sevemedim
sevdiğim günlerde bile varmıydın
benim o soğuk
yalnız bedenimde
Neden burdayım sorusunda
cevabını çözümlemeye çalıştığım sadeliğimle
yine yalnızım
PSYcocaos
Zalim bir gemi
zincirler bedenimizi
Sarhoşluğun tadı gözlerinde dem
Yudumlar dudaklarım
bilinmezliği
ve olmayan seni
Güller tenime akar oldu sensizliğinle
Matemin
kimsesiz duvar
kireç kokulu
Melodiler yok
gözlerinde esir bir sigara uzanır
peşinde istemesende
Parçalanmış cam taneleri
kararsız gözlerine yakışır mı
yakışır mı söyle
pazar akşamları hep birtanemsin
Yeni sunucuya aktarım sürüyor mu acaba yoksa başka teknik sorunlar mı var? Birisi bilgi verebilir mi?
evet ayn rand isimli bir kadından bahsediyorum.
bu kadın ki soluğunu sonun kadar tutmuş.Üflediği okurlarına sihir yapmışcasına ellerinden düşürmeden ayraç kullandırmasına gerek bırakmamış..Zirveye doğru yavaşça tırmanıyorsunuz sonra usulca inişe geçiyorsunuz bir de bakıyorsuzunuz kalan yaprak sayısı azalmış.Bitmesin son'lu olmasın istedim bu kitabı okurken .
Bir karakterki adı Kira.
Kira'nın burjuva geçmişinin proleterya ruhunun önünde eğilmemek için yaşadığı direnişi..
Ve sonunda dik omuzlarının,korkusuz bakışlarının çöküşü..Yamalı ayakkabılarının su alması aslında onun ruhuna açılan delikten sızan bir akıntıdır.Ve kira kızıllara yenik düşer 'yaşatmak için' ....
'KAPI KİLİT ANAHTAR' adlı fanzini çıkarıyorum, uyuyuyan güzei ile,
http://uyuyanquzel.blogcu.com/
FANZİN BEDAVA DAĞITILACAK, isteyene yollarız,
http://patatatesim.blogcu.com/
İSA KANTARCI
NOT: GÜZEL ŞİİR VE ÖYKÜLERİNİZ, CÜMLELERİNİZİ YOLLAYIN, EDİTÖR UYUYAN GÜZEL BEĞENİRSE YAYINLAR,
doğmayan günün sancısıyım
meydanlarında nefsimin belalısı
gönlümde yatanın sevdalısı
yollar uzuyor şedit,sinsi,kavisli
tuhaf yalnızlıklar anaforunda gizli
yaralandı düşler,vampirce gülüşler,sinsi...
şeytan,tuzak elebaşısı,cehalet,gizli...
gecelerime efkar,yüreğime hüzün,sindi.
dur,gitme diyen beste,senin sesindi
ellerin uzandı ergümanlardan
yüreğim ellerinde iniltileri...itme!
ne olur boynumu büküp gitme
mahrem duyguların şahikasından
ruhum kanatlandı şahlandı
meydanlarındayım yine
alnım secdede...
yapayalnız kalmışsındır artık
senden başka herşey seninle değildir
bir evin vardır
tek oda lambasız
ve birde koltuğun
sana anılarını hatırlatan bir yadigar
tozlu,eski,acımasız
işte bu benim arkadaş
bu bir odayı doldurabilen
yalnızlığın sürüsündeki
çobanın verdiği savaş
gözlerim karanlığın aşinası
bir kaç çatlak iziyle resimlenmiş
bir duvarla bakışıyorum
şevksiz bırakan sergi oldu çizgiler
öksüzlüğün yanlızlığını yudumladı yarınlarım
kapımı çalmayan hayırsız sevgi
gittiği yerden gelse yarın...
işaret oldu gelmesine
kalbimde yanan alevlerin dumanı
ışık oldu yoluna
karanlığımın onca aydınlık arasında sırıtması
tam cesaretim silahlanmışken
kendimi korkularımdan koruyorum
ruhumun hergün tanıştığı
bedenimle yabancı
ölümü bekliyorum
Merhaba arkadaşlar,
Önceleri yazılarımı yazmak için büyük bir hevesle oturduğum bilgisyarımın başına artık, tamam biraz sonra, olmazsa yarın yazarım diyerek erteliyorum. Eskiden belkide her an şiir yazarken artık bunu çok ender yaşıyorum. Hayat yavaş yavaş içine çekiyor sanki, duygularımı köreltiyor. Aslında yaşamak istediğim bu değil biliyorum. Şiir yazmayı, okumayı çok seviyorum ama öyle çok koşturuyorumki oradan oraya artık kendim için ayıracak vaktim bile kalmıyor. Sormak istediğim hayat değerlerimizi yok ediyor mu acaba? kendimiz için yaşayabiliyor muyuz yoksa karın yokluğuna deyip zaten bu değerlerden vaz mı geçiyoruz.
İlknur KILIÇ
NEDİR ŞİİR
ŞİİR: Onunla temizlenir içimizdeki kir.
Bir düşünceyi, duyguyu bin eder; bin sözcüğü bir.
Kapısını açık bulursan hiç düşünme, hemen gir ama özü sözü bir olmak gerekir.
Ona yol göstermeye kalkma; O ne zaman nereye gideceğini iyi bilir.
O ülkeye sevgiyle gidilir, özveriyle girilir ama yolu biraz taşlı dikenlidir.
Gönül bahçesinde açan bir çiçektir, büyüyüp gelişmesi bakım gerektirir.
Hiç eskimeyen bir geçmiş, pırıl pırıl bir gelecektir.
Güzellikle nefes alıp verir, insancıllığın onur heykelidir.
İşlenmesi gereken bir cevherdir ama fazla süse, gösterişe boğulursa içtenliğini yitirir.
Kimi zaman acıyla, hüzünle seslenir ama mutlulukla, umutla, özlemle beslenir.
Şiir büyüdür
Ne melek kanadı ne de şeytan tüyüdür
Şairlerin onuncu köyüdür
Değirmeninde düşünce, duygu öğütür
Sevdasıyla insanları o doğurur, o büyütür.
NEDİR ŞİİR: Bulanmadan akan bir ırmak; kötülüğe, çirkinliğe karşı koymaktır şiir.
Nedir şiir: Akıllı bir divane, aşk içilen meyhane, duygularını doyurmak, yaşadığını duyurmak için bahanedir şiir.
Erhan Tığlı
erhantigli@mynet.com
teşekkür ederim Zeynep hanım ben zaten ATTİLA İLHAN dan başkasını okumuyorum.Karşılıksız aşklarım,terk edilişlerim belkide ATTİLA İLHANın şiirleri beni bu tarz yazmaya yöneltti.Ama şiir hayatımın tek anlamı :)
Okudugumda tuylerim urperdi, genclik gunlerimde aşik olupta karşilik bulamadigim bazi aşklarimi hatirlatti bana.
Bence şiirleriniz guzel, etkileyici. Kendinizi geliştirmeniz açisindan bu temalari ustalikla işlayen [[B]]Atilla İlhan' [[/B]]i tavsiye ederim. Atilla İlhan'in platonik aşik oldugu hanımlara yonelik yazdigi şiirler müthiş bir duygu yogunlugu içeriyor.
cellat urganı kalın seç
fazla boynumu sıkmasın
mezarcı derin çukur aç
gövdem yukarı çıkmasın
var petrolüm rafinerim
beni ak kefene sarın
ülkem çocukları yarın
bayram şekeri bakmasın
ilerleme demokrasi
böylemi yükselir sesi
işgal potini çizmesi
kin tohumları ekmesin
sömürge ne büyük zillet
etmeyin adamı illet
abede birleşmiş millet
tüm lağımları dökmesin
yalan dolanla kandırıp
kirli dolaplar döndürüp
katledip ocak söndürüp
mazlum boyunlar bükmesin
asker ordu tabur kışla
uğraşmasın sinsi işle
buyur edip alkışlarla
düşman haini sokmasın
onbir eylülün yarası
çağdaş ülkemi burası
yeni dünya candarması
örtün üstünü kokmasın.. :0((
delikanlı coni sıkıyosa.. onca çeçeni katleden.. putini.. filistinlinin ocağa incir diken israilide yargıla ya sıkıyosa fıransayı neyi..
sesini duymak
senin sesini duymak
bütün dertlerime
çare oluyormuş meğer
meğer bilmeden
seni ne kadar da çok
seviyormuşum
seven bu çocuk kalbimi
bırakıp gittin
bir elin ondayken
bana uzattığın eli
öyle sıcak
öyle menfaatsiz koydum ki
yüreğime
sen beni karanlığın
dipsiz yalan dolu
kara kuyularına attın
sensiz bu kışı
yüreğimde olduğundan
sen gibi baharla yaşarım
papatyaları kendime toplarım
karlar yağsada yüreğime
meğer bilmeden
seni ne kadar da çok
sevmişim...
Güvenip elini uzattığın aşk
Avuçlarına kocaman bir yalan koyuyor
Sevgine karşılık nankör kedi oluyor
Ayazdayım kış gecesi
Ellerin ısıtmadı hiç ellerimi
Dudakların hiç öpmedi
Hasretle sarılmadı hiç kolların
Yalnız geceleri atıp koynuma gittin
Uzak limanlara
Tutsamda gözyaşlarımı
Senin peşinden
Dalga olup vuruyor kıyılara
Çektim
Hem senin acını
Hemde hasretin acını çektim
At artık kalbimi
Elindeki acımasız kafesten
Kalbim cehennem ateşi
Kor yapıp gittin
Şimdi eller ısınsın
Sıcaklarında...