"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
Nida, gerçekten sizi anlamıyorum. Beni eğer kastediyorsanız, buna üzülürüm, zira bir süre uzaklaştığınızda, size bir mektup yazdım özel adresinizden, bunu biliyorsunuz; burada forumu fazla kişisel şeylerle işgal etmekten rahatsız olduğum için özel yazma yolunu ilk kez sizde seçtim, doğru bulmasam da; fakat size -bütün zorluğunuza rapmen- verdiğim değeri hala anlamadıysanız üzülürüm, çünkü ben de çok aksi ve fevri insanımdır, ama nedense siz karşısında -ne bileyim neden?- daha içten ve sevgi dolu oluyorum. Size kızgın olduğum durumlar da söz konusu oluyor tabii ki, ama bu özde hiçbir şeyi değiştirmiyor...en azında bende. Ben, şöyle düşünüyorum: diyelim ki benim adım Yakup Suphi Yel değil de, ne bileyim Mehmet Öztürk olsaydı, bu neyi değştirir(di). Kimi kandırabilirim ki böyle davranmakla? Zaten fikir ve görüşlerimle ortadayım, ortam zaten "sanal",- kendimle ilgili özel ortamda İsa rica ettiği için açıklamalarda bulundum, burada da yapabilirim, ama inanın bu bana çok saçma geliyor, sadece sizin endişelerinizi yatıştırmak için böyle davranıyorum, lütfen bunu göz önünde tutun. Çocukluğum ve 23 yaşına kadarki gençliğim Almanya'da geçti; tüm eğitimim (Üniversite'de Alman Edebiyatı, Fransız Filolojisi ve Felsefe) Almanya'da gerçekleşti; Türkiye'ye kendi iradem ve isteğimle döndüm; evlendim ve bir oğlum var, 41 yaşındayım; Mersin'in bir yaylasında yaşıyorum on yedi yıldır; bunu da kendi isteğimle yapıyorum (Yani 17 yıl önce İstanbu'dan buraya göçtüm ailemle, bahçe aldık ve ben genelde çiftçi olarak yaşıyorum, bahçe, çiçek, tarla filan...); öyle özel bir hareketlilik yok hayatımda, hemen hemen -yine kendi isteğimle- sabit ve düzenli yaşıyorum,- Yakup Suphi Yel bu işte, dilerseniz, buralara yolunuz düşerse, ben sevgili dostları uzun ağırlamayı severim, dünyanın birçok yerinden bu evimi ve çevremizi kendine yurt sayan birçok insan var gelirler, kalırlar haftalar, bazen aylarca, kendilerine hemen hemen hiç rahatsızlık verip sık boğaz etmem misafirperverliğimle. Şimdi bu ben ile ilgili. Bu Foruma katılımımla ilgili ise özde şu önemli: ben kendimle ilgili birşeyi savunmaktan ortaya atmaktan nefret ederim (gördüğüm Almanya'daki terbiyeden dolayı). Kendi meselelerimi gütmekten bile nefret ederim, ama kendimi bir şeye adamak ve ona emek sarf etmek, beni daha hoşnut ve huzurlu kılıyor (hiçbir artı değer biçmiyorum demek istiyorum bu huyuma, her huy gibi kendine ait bir şey yani...ne daha değerli ne daha değersiz). Ayrcıa, yaşadığım ve edindiğim deneyimleri başka insanlarla şimdiye kadar hiç paylaşmadım, hep bencilce kendi dar çevremde kendimi geliştirdim (dış müdahalelerden uzak). Şimdi de bir tür borç ödeme zamanı geldi diye düşündüğüm için böyle bir foruma katıldım. Zamanım yettiğince (ki ben en fazla yarım saat -bu da sadece mailler için- internet ortamındayım, daha fazlasına gücüm yok, yani: yeryüzü gerçekliğinden kopma korkusu bende çok yoğun...) bu forumdaki etkinlikleri takip ediyorum, burada da biraz plansız davraıyorum (size epey önce forumdaki etkinlikleri takip etme konusunda çok yoğun bir iş olduğundan, kendimi yönelimsizlik içinde kaybetme korkusu yaşadığımdan bahsetmiştim anımsarsanız...). Bu bakımdan bazen şu metni, bazen o metni değerlendiriyorum, burada da herhangi bir arkadaşla bir kasıt gütme veya işbirliği (ki işbirliğine girmek yüce bir karaktere işarettir benim gözümde, onu da söyleyeyim bu arada; ama kasıtlı kötü niyetli işbirliğini kastetmiyorum tabii, ki siz herhalde böyle bir şeyi kastediyorsunuz?) yapma gibi bir durumda olduğumun farkında değilim, sanmıyorum da, bu biraz da sizin fazla duyarlı olmanızla bağlantılı belki de (ama buna ben değil, ancak siz karar verebilirsiniz...). Yani, uzun lafın kısası: bu kadar gereksiz kişisel açıklamalarla neyi kazanmış oluyoruz şimdi? Eğer sizin öfkenizi yatıştırdıysa tamam, o zaman bir anlamı ve değeri benim gözümde de olacak, yok ama bu yeni şeyler için sadec malzeme olacaksa, inanın size karşı sadece nesnel konularda konuşma (yazma) hakkımı kullanacağım bundan böyle, kişisel bir vesile bağlamında ise susmayı seçeceğim, zira kimseye bir şey kazandırılmıyor, size de ne yazık ki... Lütfen beni de düşününüz, yani: zararsız ve iyi niyetli bir insan olmaya gayret ederken bazen benim de dışarıdan destek görmeye ihtiyacaım olduğunu, çeşitli zaafları ve zayıflıkları olan bir insan kısacası. Siz de -kendinize gelerek- bana yardım edin o halde. Tabii bütün bu sözler, eğer konu ben değil idiysem, o zaman yine başka bir görünüme kavuşur, ben epey komik ve aptal bir konumda olacağım, ama inanın buna -eğer siz öfkenizi yenerseniz- değer olacaktır, komik ve aptal olmadan ölüme gitmiş kaç insan vardır yeryüzünde? Benim ayrıcalığım ne o halde? Hepimiz zaten aynı hamurdanız. Sevgiler Suyel
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
DELİ AYŞE suskun ve gizemli bir şerit örtüsü bir sükût, tek nefeslik hicran ufuktaki koruya uzanan... yeşil saçlarına hasret bir yolcu, beyaz örtüsüne gizli bir hayran. sılanın sabrı dökülür gözlerimden hüsran yükünden arınmış, kapağını araladığım çeyiz sandığımdan... sıyrılır ıslaklığında birleşen ruhlarımız. umut sarısı hasretine çizdiğim yol, bir yol ki...nefesimde iğne ucu kadar ince şifası yoktur birikmiş ezgilerimin “Deli Ayşe” aklıma gelince... 02.01.2005 / Çorlu KİTABI: “Bir Sihirdi o...” YAHYA AKBULUT…
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Peki, madem Suphi hortladı… Birinin satırlarına bakarak yalan söylemeyi nasıl beceriyorsunuz… Hiç mi utanma, ar damarı yok sizde. Var mı::! Sahtekârsınız, donsuz ve çulsuz. İnsanların samimi duyguları ile kafa bulan baloncuk maymunsunuz. Mobilya koruması tarzında santimetre kareye düşen beş cılız yalancı kabarıksınız. Size başparmağımı kullanmam, sizi güçlü kılar, serçe parmak eşleğinde balonlarınızı patlatırım. Adam olun (uz). Diğer adında gizli saklı sahtekârları da çağır. Al sana PARANOYA 2/2=mor. Düz olun. Etik olun. Dansöz bolluğuna kurban gitmeyin. ADAM OL (unuz).
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Arkadaşlar buradayım, ben bu akşam İsa'nın bir metnini okuyordum (bana kızıyordur gecikiyorum diye...kusuruma bakmayın İsa! Titiz e içtenlikle okuyorum...tanırsınız beni...zaman alıyor...), göz gezidiryordum çeşitli yazılarda, ayrıca Akbulut'la ilgili yazıyı da değerlendirmeye yönelik bir heves var mıy diye kendimi yokluyordum; ayrıca...ayrıca...bilirsiniz işte, okunması gereken binlerce şey var, -ben bundan hoşnudum,- sevgili Nida'nın dönmesine sevindim tabii (yahu: ben de "sizler" gibi mi oluyorum ne? Tam bir hızlı ileti ortamı, -yazın dünyasında en tehlikeli şey, hızlı üretimdir; ya da yanılıyor da olabilirim...her neyse, ben buradayım...dinliyorum, okuyorum, çalışıyorum, bir de "dışarıda" da arkadaşlar var, onlara katkı sunmaya gayret ediyorum. Ama söylesinize, biz ne zaman dah adüzgün ve uzun soluklu işler yapacağız arkadaşlar, ben yaşlı bir kimseyim, vaktim dar hani...) İyi geceler hepinize (bu arada bir parantez gerekiyor burada yine: iyi geceler demek oluyor ki -yani çeviriyorum: ben yaşlıyım ya, erken yatıyorum, sizler gibi geceleri sabah edemiyorum, erken kalkıp saat 6.dan itibaren çalışıyorum, yani düşünüyorum, bakıyorum, okuyorum, yazıyorum...vs.vs.) o halde: iyi geceler sizi "yarasalar". Suyel Not: yani uzun lafın kısası: chat'le ilgili bir yorumda bulunacak vaktim ve halim yok İsa..
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
Eylül hanım siz kimsiniz? Dünyanın dönmesinden mi olsa, ortalık dönenlerle dolu. İmdat bile mevlana tarzı dönmeleri bi nebze olsun anlamış ya, gözüm açıkta gitmeyecek. Pervaneye ışık sorulmaz ama kenan ve suphi işbirliği, isa ve olgun... Güdümlü taarruz füzesi gibi dolaşır dururlar. Şu siteye yazdım yazalı tek bir kişiden bana destek çıkmasını istedim o da çıkmadı, kenana muhalefet açısından. Sonra sancağı eline almış tek başına onu ahkam keser gördüm. Kahvehane ağzı felsefesi falan... Aklıma Tayyib ve Baykal geldi. Ve eminim hepsinin beyinlerinde uçan bir anayasa kitabı var. Nereden mi çoktı; Eylül Hanım kitap dedi ya... Mevsim itabiriyle hac görevini yerine getirmek için dikişsiz beyaz kıyafet giyinenlerin içinde kötü olanları da var ama ruh kötülüğü göreceli, değil. Sosyete de olsa kalp güzelliği o taşlara yansır. Kimse parmaklarının hesabını ardıç kuşuna yükleyemez. Kurban olayı islamiyetten önce çıkmıştır, İsmail'in taşa yatırılması... Allah takım tutmaz! Bu son mesaj, "kuş gribi" ankaraya sinsi uçaklarla gelen kara gözlüklülerin hesabı olmasın... Veya reklamı "Kurtlar vadisi Irak"... Papazlara günah mı çıkartıyoruz? Polata kırmızı pasaport kızı öpsün diye gönderilmedi. Sizlere bir çocukluk maceramı anlatayım ve bu tamamen gerçek. Deve tüyü renkli çuvallar vardır bilirsiniz. Gerçi semt itibari ile bulunduğumuz mevkide evler iki katlı, apartmanlarda oturanlar zengin, onların çocukları muhallebi yerlerdi. Çuvalın içine bir arkadaşımız girer, (kapının önünde) biz zili çalar kaçardık, çok korkuttuk, hatta çok küfür yedik ama çok güldük. Kapı önünde oynayan çuval... Birileri bizimle çocuk oyunlarımızın aynısı ile oynuyor. Bu kurguyu kuranlar ile oynamayı severim, gıdıklarınızı kaşıdığınızda Ankara Kedisi gibi mayışıyorlar.
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
merhaba, foruma katılmak için meşhur deyimdeki gibi bin takla atmam gerekiyor. defalarca üye girişi yapmak zorunda kaldım, bilmediğin bir şehirde adres aramaya benzedi, dön dolaş aynı yere çıkıyorsun. ilk katılımım geldi aklıma da, pek de uzun zaman geçmiş sayılmaz, hala o anların tatsızlığını hatırladığıma göre... kitap mevzusu gündemde; ne hoş heyecandır!.. yazmanın başdöndüren büyüsüne kapıldıktan sonra sık sık akla düşen hayal. kimileri için gerçek olur, kimileri için ise... olmaz. olsun, hiç değilse bu heyecanı yaşamak var... yazmak var... olmak, olgunlaşmak var... saygılar...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Üstüne alınma be İsa.. Sözüm sana değildi, Yahya Akbulut reklamına girmeyelim. Zaten reklamdan ortalık vıcık vıcık... Bi de sen çıkma... Ha senin dediğin gibi; çetçiler çıksın ortaya bakalım bu edebiyat arenasında...(Nasıl yaparlar... :) )
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
KİM BU ÇETÇİLER? FORUMUN ÇITASINI YÜKSELTMEK YERİNE DIR DIR EDENLER EVDE KALMIŞ KIZLAR GİBİ. ŞİMDİ HERKESİ AÇIK AÇIK KONUŞMAYA DAVET EDİYORUM. HERKES BİR İSİM SÖYLESİN. BÖYLECE BİZ DE FORUMUN ÇETÇİSİNİ KURBAĞA YAPALIM BİR HAFTALIĞINA. BU KURBAĞA MESELESİ, GAZOGEN ADLI ARKADAŞLIK SİTESİNDE VAR. ORDA SAÇMA KONUŞANLAR KURBAĞA YAPILIYOR. HADE BUYRUN.
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
sevgili onur, yahya bey''le ilgili metinler koydum, sen de gelmiş çet diyorsun, eleştirini genel bölüme koyar mısın arkadaşım, burda o cümlenin işi ne, ben çet yapmıyorum, çet yapan biri varsa, isim vererek konuş sevgiler. -----------
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
sevgili onur, yahya bey'le ilgili metinler koydum, sen de gelmiş çet diyorsun, eleştirini genel bölüme koyar mısın arkadaşım, burda o cümlenin işi ne, ben çet yapmıyorum, çet yapan biri varsa, isim vererek konuş sevgiler.
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
BİYOGRAFİ YAHYA AKBULUT'UN ÜÇÜNCÜ KİTABI...VE ÖNCESİ 06.03.1957 yılında Bulgaristan'ın Silistre ili Aydoğdu ( İskra ) köyünde doğdu. İlk ve orta okul eğitimini doğduğu köyde, Liseyi merkez şehri Silistre'de tamamladı. Daha öğrenciliği yıllarında şiir sevgisinin tutsağı oldu. Bu sevgi onu yazmaya, yorumlamaya değil, ünlü klasikleri okumaya yönlendirdi... Gözlerimin rengini dokudum ...Umut sarısı hasretine çizdiğim yol Sokağına...taşına Bir yol ki...nefesimde Yarınki gidişimde İğne ucu kadar ince, hüzünlü değilim, Şifası yoktur birikmiş ezgilerimin Karanlığa saldırır, Deli Ayşe aklıma gelince... Ümitsizce çırpınsam da... ( " Deli Ayşe " - Bir sihirdi o... ) Toprağına sarılıp, özlemin Adresindeyim... ( "Aydoğdu " - Zamana Yenilirken ) 1989 yılında zorunlu göç uygulaması sonucu ailesiyle birlikte Çorlu'ya demir attı. Yine yazmak yerine ruhsal gereksinimini beslemek için okumaya devam etti. Şiir bahçesinde yoğun çalışmalarına 1998'lerde başladı... Olgun ve özgün şiirleriyle, bir de çok ıslak Türkçe'siyle oldu katılımı. Şiirlerinin bir bölümünü ancak Eylül 2002'de kitaplaştırdı... Şiirlerde eşeleyip duruyorum Gidiyorum...bu vefasız şehirden, Ateşten kalan külleri... Esaretim senden, sevginden... Yangın sonrası. Vazgeçiyorum ! ... Sevgiden değil - sevmekten, Unutulmuş sayfaları arıyorum, Senden ! Atıyorum yüreğimden, Birlikte ateşe attığımız Gözlerimden yanan alevleri, Bir gece yarısı. Sevginin büyüklüğünden Kaçıyorum ! Yangınlar, fırtınalar, rüyalar... Korkudan değil...saygımdan Biliyorum...küllenmiş içimizde Sevemediğimden !... Yarım asır sonrası ! ( " Affet " - Acıların Girdabında ) ( " Özlem " - Acıların Girdabında ) Aynı zamanda farklı bir iş yaptı. Aile fertlerinden söz edip kitabını ve şiirlerini ithaf etmek yerine küçük kızı Aysel Akbulut'un şiirlerine de yer verdi. ...En dönülmez yollarda seni ...Kelimeler tükenmiş içimizde, Buluyorum, Gözlerinde bu bakış Gönül bahçemde hasreti Bir kahroluş belki de ! Kokluyorum, Pişmanlık sözlerden üstünse, Yüreğimin derinliğinde seni Gözlerimiz küskünse, Görüyorum. Bırak...önce onlar Aşinalı bir bakış ararsan Terk etsin bizi ! Yalnızlık kumsallarında, ( " Olmuyor " - Aysel Akbulut ) O hep orada !... ( " O Hep Orada" - Aysel Akbulut ) Yer yer kapalılığa rağmen özgür bir söyleyişi, çekici bir sıcaklığı, ruhsal etkileyiciliği var şiirlerin. ( Hüseyin R. Güler / Komşunun Şiirlerine Övgü ve Yergi - Tuna Dergisi , Sayı 73-74 Nisan 2003 / İstanbul ) "ACILARIN GİRDABINDA" adını verdiği bu ilk güldeste şiirde konu, bütünlük ve imgelemeler ekseninde tepkisel yorumlara vesile olmuşsa da, göç şiirin olgun ve özgün örneği olarak değerlendirildi. ...Nice umutlar yıkıldı...Her gün kaderimi umutsuzca taşıyorum gençliğimin ilkbaharında, Acımasız hayatın başladığı yerlere Oysa, yılların hayallerini Telaşlı günlerimde hiddetle uzanır kurardım gizlice Teselli arıyorum yabancı gözlerde, Esaretin zincirleri takılır beynime, Ben hala varım ve... Dokunmadan ellerine Yaşıyorum ! daralırdı yüreğim. Yalnızlığın zirvesinde...durgunluğumu Acıların girdabında Yüreğimle aşıyorum !.. bulurdum kendimi, ( "Kader " ) Çırpınırdı sessizce ümitlerim Uzaklarda bir yerlerde arardım benliğimi Adresini değiştirir - dururdu gözlerim. ( " Yanımda Olacaktın " ) " ZAMANA YENİLİRKEN " adlı ikinci güldestesini Nisan 2004 yılında kitaplaştırdı. Konu, içerik, süsleme ve biçim açısından ilkinin çok daha olgunu, daha etkeni, rötuşu bol ve duygulanmaların ürünü. Bir bütün olarak yapıtın oluşturduğu ZAMAN + YAŞAM + İNSAN üçgeninde umut ve umutsuzluk, sevgi ve sevgisizlik, düşler ve gerçekler, kader ve keder, güven ve güvensizlik sularında kürek çeken Yahya Akbulut'u buluyor insan. Sembolizme özgü aşırı süslemelerle yer yer "Sanat sanat içindir" ilkesine yeşil ışık yakıldığını düşündürüyor... ( Şair-Yazar-Araştırmacı Mehmet Çavuş / İstanbul - " Yahya Akbulut'un Şiir Dünyası " - s. 3 ) Zamanı işlemeyen şair, hemen hemen yok gibi sanırım. Ama bir kitabın tüm şiirlerinde onun çeşitli kesitlerini konu eden şiir kitabı çok sayıda olmasa gerek. Şair, insanı ve yaşamı tümüyle ele alan şiirlerinde, yaşamın gerçeği olarak gördüğü zaman için bakın ne diyor ; "Zamana yenildik ve anladık / Doğum, yaşam ve ölüm / İdam sehpası kadar gerçek / Cellada ne gerek / Tek şansımız var... Ölümü ertelemek..." Dizelerdeki çarpıcılık, ürküntülü bir gerçeği hepimizin düşündüğü, ama belki de söylemeye dilimiz varmadığı bir olguyu tüm yalınlığı ile sergiliyor...İnsanın zamanla boğuşmasında acıları, hüzünleri, sevinçleri, aşkları, umutları, kazandıkları, kaybettikleri aktarılmış. Bu aktarılış duygusal bir yumağın çözülüşü adeta. İnsanı, zamanın geçmiş boyutuna götüren yaşam karelerinde şairin aşırı duygusal yönü, dünü ve bu günü kaynaşmış birbirine..." Demir attık durulmayan sulara / Cehennem çizgisinde tükenmeden gücümüz / Karargah kurduk... / Yıktığımız tabulara... Yenik düştük ! Şair Özlem Ağırgan / "Zamanı Durdurup Kitabına Aktaran şair Yahya Akbulut "- "Ozan Ağacı" Dergisi, Sayı 43 / Ekim 2004 / Edirne ...Tutkulu ve ölümcül ...Ve bilmek isterim bir aşk masalı gibi Ey, talihsiz zaman... akıyor zaman. Kasvetli rüzgarın erittiği yıkımlar, Her sabah güneşin Yenilmeden buhrana tan öncesi geceyi Söyleyin bana ; kucakladığı gibi. Yaşadığım ıstıraplar... Yüreğimin yamaçlarında azabım Kaç yaşında ?.. kızıl ve esmer ( " Yenilmeden Buhrana " ) Tuvalde renksiz ve soğuktur resmi... ( " Veda Dokulu Zaman " ) " BİR SİHİRDİ O... " adlı kitabına aldığı şiirler, çağrışımsal birikimlerle birlikte çağdaşlaşmanın damgasını taşıyor ; şiirle manzumenin, açıklıkla kapalılığın ne denli mesafeleştiğini, karşıtlaşmış olduklarını gösteriyor. Y.Akbulut, şiirde arılığa, biçim ve içerik yeniliklerine, özgünlüğe tutkun ve "kapalılığı" seven bir şair. Bu tür şiirin harcı betimleme, benzetme, açık ve kapalı iğretileme, simgeleme ve yerli-yersiz söz oyunlarıdır. Onun için şiir, duygu sanatı olduğu kadar da söz sanatıdır. Betimleme, bir objenin kendine özgü belirtilerini, söz veya yazıda kullanılan sıfatlarla belirtme özelliği olduğuna göre, Yahya'nın eğilimi çok renklilikten yana olmuştur. Yer yer nesnenin doğallığını aşan sıfatlara da gidilmiştir... Aynı zamanda modern serbest vezinle olduğu gibi heceli şiirde de dili, uyakları ve duygu denkliğiyle öğretici oluyor. Üçüncü kitabında da doğruyu, güzeli, kalıcı olanı şiirleştirmeye özen göstermiştir... Yahya Akbulut'un "Bir Sihirdi O... güzelliğin fotoğrafı, resme geçirilemeyen duyguların ve büyünün simgesidir... ( Şair -Yazar - Araştırmacı Mehmet Çavuş / İstanbul - " Bir Sihirdi O..." 'nun Düşündürdükleri " - s. 3 ) ...Kabuk bağlar acılarımız...Aldanışlar, şairliğimden olsun Erken ölümden / korkudan, Duygu yüklü mısraların renginden Ki burukluğudur bizi Kaçırdığım çılgınlıklar kahrolsun kendimizce yoran... Akıyorken akşam üstü içimden... Zedelenir onurumuz ( "Yaşayan Umutlar " ) Umut yükünden arınırken, Zamansız düşer gücümüz Acılara kırılgan. ( " Alev Gibi Diyarlarda " ) ...Kırık dökük yüreğim karanlıklara akar Kahrolsun içime sinen, ölümden korkular. Hevesim bazen tükenir, unutulduğumdan Bazen ihtiraslarım...yaşayamadığımdan. ( " Vurgun Yediğim Saatlerde " ) ...Ters yönde ömrümün...Yürek acıların ben yabancısıyım diğer yokuşundayım,Ateşe verir mi düşlerini insan ? Ters yönde ömrünSahte dünyanın adi yalancısıyım en uğursuz kıyılarındaŞu çılgınca rüyalardan bir arınsam. Kim bilir hangi yağmurdan kalan( " Çılgın Düşlerim " ) Bir çığ damlasıyım Kurumuş bir ırmağın unutulmuş yatağında... Önceden bir sihirdi o ! Yok oldu ! Bir ışıktı...geldi, gitti, söndü !.. ( " Bir Sihirdi O..." ) Türkiye'mizin bir çok yörelerinde ve yurt dışında ( Bulgaristan, Yunanistan ) gazete, dergi ve antolojilerde şiirleri yayımlanmaktadır. Yahya Akbulut Çorlu Yazarlar Topluluğunun kurucu ve Yönetim kurulu üyesidir. Evli ve inşaat sektöründe yönetici olarak çalışmaktadır. ESERLERİ : Acıların Girdabında - Şiirler 2002 / Ay Yayınları Zamana Yenilirken - Şiirler 2004 / Ay Yayınları Bir Sihirdi O... - Şiirler 2005 / Ay Yayınları
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Aslında uzatmaya bile gerek yok sanki amaca hizmet ediyormuşum gibi bir his doğdu içime... Nida bile buna paranoya dedi ya :))) Eyvallah... Ne diyeyim ? Düşün Nida... Düşün ( ünüz )...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Kaçırma siteye yeni gelenleri. Bu paranoya bulaşıcı mı? Millete çamur atma. Akıllı ol (unuz).
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Son iletimde söylemiştim yeni olduğumu ilk kez beğenim için yazma gereği duyduğumu ve foruma da üyelik isteniyor bilginiz üzre sadece Semih beye yazmak için üye oldum. Siz bu şekilde davranarak ben ve 'varsa' benim gibileri zan altında bırakıyorsunuz. Ben de anasayfa da yazarı öven bir ileti okudum ve genel taramada da YKemal yazıldığında çıkıyor ve okuduysanız tarzı çok yakın. Evet kullanmıyorum forumu yerini de bilmem ama en azından beni sanal saymanız yahut sahtekar bellemeniz hoş değil. Eğer bahis ettiğiniz gibi bir plan varsa ki olabilir yalancı dünya sonuçta siz eskisiniz, ben yeni uğradım eleştiri üzre yazarı okudum ve övme gereği duydum YKEmal hayranı olduğum için. İnanın dün gece uyumadım. Yanlış anlaşılmak, kara çalınmak ne yıkıcı. Tekrar söylüyorum lütfen sağduyu. Buradan yazara başka eleştiri yapanlara da sesleniyorum, sorumluluk alın, bir iki kelam edin lütfen. Ama eğer yazar dediğiniz gibi entrika fasafisosuna karışmadı ise de sayenizde okur kaybetti. Ben aslen bir daha lehinde yahut alehinde hiç bir açıklama yapmayacağım. Biraz açık düşünmeye davet ediyorum herkesi.
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Payıma düşene razıydım ben senin sevginden, Ilgıt, Ilgıt esen rüzgar getirirken kokunu bana. Narinde olsun ellerin iki yana açmanı bekledim, Ayrılık ta olsa sonunda bir kez olsun sarılmak için. Gelmedin, tutmadın ellerimden, tenin tenime deymedi. Olsun be güzelim. Karşılıksızda olsa sevdim ben seni. Bilmeseydim dahi varlığının sebebi hayatım olduğunu, geçmezdi inan seni düşünmeden bir günüm.
Başa Dön