Totemi Alanın Geri Bağlanım Yasası 1
Yani kişiler bu bir birimlik alanın etkisini birbirine söyleşirken; herkes duygusunu çeşitli söyleyişin davranışlarıyla niceleyeceklerdir.
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"
Yani kişiler bu bir birimlik alanın etkisini birbirine söyleşirken; herkes duygusunu çeşitli söyleyişin davranışlarıyla niceleyeceklerdir.
Psikolojide bu uyumdan söz eden ilk yazar, Carl Gustav Jungdur. Çalışmalarında Nietscheden ve Doğu felsefesinden etkilenen Jung, sözünü ettiğim elbiselere arketip diyor. Yani tanımlanmış benimize uygun olarak giyip durduğumuz elbiseler bilinçli yanımızı, giymeyip gardropta beklettiklerimiz ise bilinçdışımızı oluşturuyor. Jung psikolojisinin esas amacı; bilinçli aydınlık yanımızı tanımak ve yardıma
El kendisini sürece korutturur. Üreten ilişkilerin entegresi bir kez toplumsal inşayı ortaya koyunca, ortaya konan bu üreten ilişkisi üzerinde, kişilerde kanat çıkarma düşüncesi kişi konforu oluyorsa; kanat çıkarma şimdilik uçak olmakla zamanı gelince inşanın içine girer.
Oysa şimdi geçiş dönemiyle birlikte "kolektif hak mülk sahibinin huzur hakkıydı". Huzur hakkının gerisinde böylesi nesnel ve gerçek bir sanal köleci geçmiş vardı.
Yeni olan kişisi menfaati olanı kavratıyordu. Değirmenin suyunun nerde gelir olduğunu değildi. Bunu diyemediği için mal-mülk El’in; ümitsiz olmayın El de mal mülk verir demekle değirmenin suyunu tarif ediyordu. Korkmayın ağılda oğlak doğsa ırmakta otu biter diyordu.
Ancak hemcinslerin yaşamı totem dönemle birlikte, hem totem dönemin izolasyon şartlarını taşıyan üs sel durumla üs sel durumlu izolasyon devinmesi kazandı. Hem de izole bir üs sel devimin kapasite ve ivmesini kazandı.
Erkeklerin takım elbise kravatlı olması ve kadınların saçını başını açıp etek ve pantolon giymesi hiçbir topum için bilimsel buluş olarak görülemez görülmemiştir de. Giyim ve kuşamın bugüne kadar kişi ya da toplumun düşüncesinde en ufak bir değişiklik yarattığını kim gösterebilir?
Nasıl ki erken dönemde türümüz her şeyin ölçüsü olmakla bir yığın hata ve eksikleriyle insanı kolektif alan düzeyine getirmekle kolektif enerjiyi ortaya koyup; bizi kolektif enerjiden yararlandırtmışsa; yerellik bazında her şeyin ölçüsünün toplum olması da bir yığın eksiklerine rağmen uzayın kapılarını önümüze sermişti.
Bu bakımdan Benlik her zaman tekil değildir. Duruma ve şartlara göre tekilleştiği kadar kolektifleşmektedir de. Bir kişi benliğini aşırı decede yükseltip bu doğrultuda bir yaşam ortaya koymaya başlarsa, süper egoya dönüşmüş demektir. Süper egoya sahip kişiler çoğunlukla aile ve çocuklarını dahi düşünmezler. Onu için Kolektif Benlik ile Süper
Bilimsel düşüncenin kalbinde yatan temel bir tartışmayı ele alan bu metin, canlı çeşitliliğinin kökenine dair Neo-Darwinist evrim ve ortak tasarım modellerini karşılaştırıyor. Evrim hipotezinin bilimsel değil, felsefi ve tarihsel bir temele dayandığını vurgulayan yazı, materyalist felsefe ile yaratıcı akıl anlayışı arasındaki gerilimi bilim tarihi perspektifinden inceliyor.
Toplumlar sürekli belirli bir din, etnik ve narsist politik çerçeveden dünyaya bakıp ona göre eğitilmişlerse, o toplumlarda en iyi teori ve düşüncelerin hayat bulması oldukça zordur
Evrim kuramının ilginç bir yanı da herkesin onu anladığını zannetmesidir. Bunda hemfikiriz
Varlık, en genel yani kaplamı en geniş olan kavramdır. Kavramları kaplam (kapsadıkları şeyler) bakımından sınıflandırsak bu şemanın en üstünde varlık yer alır. Çünkü varlık, evrende bulunan her şeyi kapsar, içine alır.