Güldal Mumcu"nun Henüz Okumadığım Kitabı
“Mumcu’nun yazılarından seçmeleri okuyunca, terörün hedefi tam 12 den vurduğu bir kez daha anlaşılıyor. “ İşte olayın özeti....
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
“Mumcu’nun yazılarından seçmeleri okuyunca, terörün hedefi tam 12 den vurduğu bir kez daha anlaşılıyor. “ İşte olayın özeti....
Atatürk gibi olmak istemek duygu oluşla değil de kibir olarak kendi bile olamamakla eş değerdir.
Atatürk zamanın ve tarihin insanlığa armağan ettiği ender isimlerden biridir.
Öncülün işlerini tersine çevirerek büyük adam olunamadığı gibi yeni bir şey söyleyememekle de hiç bir tarihi kişilik olunamaz.
MS depresyon ilişkisi üzerine
Nurdan Gürbilek
Tarihi bir gerçeği anlayamamak kusurumuzdan, insan muhayyilesinin dehası olan, masal doğmuştu. Bu ilkeye kusurdan doğan yarar ilkesi denir. İnsanlık anlayamadığı ama kendisine aktarılan söylence destan türü şeylerin kurgu gibi gelen büyüsüne öykündü. Günceldeki olup bitenleri, masaldaki gibi hoş gelen bir anlatımın (kurgu) tarzıyla, insanlar hayal gücünü harekete geçirmişti.
Herşeyin özüne gitmeli insan, görünene değil. Bildiğin gördüğün kadardır çünkü, Gördüğün baktığın kadar ve baktığın düşündüğün kadar. Baktığını görmez, gördüğünü düşünmezsen eğer, Gördüğünün bildiğine sığmadığını da göremezsin ... Atakan Korkmaz
Önce ekmeği kızartmak, üstüne tereyağı ve incir reçeli sürmek sonra da sevişmek lazım/ Ekmek ile yarışmak/ Ağzın incir reçeli kokarken öpüşmek/ Severken sevilmek/ Koşabilirken koşmak lazım/ Aslında anlamak lazım: Yok'un var olabilmesi için 'var'lık şartsa ki şarttır: 'Var'ın yok olabilmesi olanaksızdır/
Hayat sevgili gibi'dir: Sevmezseniz lanet, severseniz terk eder ... Atakan Korkmaz
Çok mu şüphecisiniz.Her şeyden,herkesten şüphe eder misiniz?Haksız yere bir insandan şüphelendiğinizde sonradan pişmanlık duyar mısınız?Şüphenin bazen dostlukları bozduğunu,yuvaları dağıttığını,yaralanmalara hatta ölümlere yol açtığını biliyor musunuz?
Russell, Kierkegaard, Tolstoy gibi düşünürler, dinsizlikten ziyade, dinin neden olduğu ahlaksızlık olgusuna ısrarla dikkat çekerek, çok önemli toplumsal bir gerçeği açığa çıkarırlar. O halde, eğer "dinin ahlaksızlığı" söz konusu ise, dinin, aslında "ahlaksızlığın dini" konumuna düşmesi de kaçınılmaz olabilir.
İnsanlar şekil olsun diye v yerine w yazdıklarında bana tuvaleti hatırlatıyorlar. WaLla demek bazılarının hoşuna gidebilir, ama bir yemini fosseptik çukuruna dönüştürmek hem bir Türk'e hem de manevi değerleri olan birine yakışmaz. İnsanlar aşk yerine aşq yazdıklarında düşüncelerinin bozukluğuyla hiçbir şeyi gerçek anlamlarıyla yaşayamazlar. Türkçe bozulurken, kayıtsız ve
Feodalizm kolektif gücün sömürgeci gelişme çizgisi içinde para adamlığı dediğimiz burjuvaları ortaya çıktı. Kolektif güç, sanal bir değer anlayışıyla paranın değişim aracı olması üzerine yansıtılmıştı.
Oğuz Atay