Bir Şiir Emekçisi: İhsan Tevfik Kırca
İhsan, Su Şehri’nden bir arkadaştı. Doğduğu şehre adeta âşıktı. Sözünün bir cümlesi mutlaka Su Şehri idi. Orayı anlatmakla bitiremezdi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
İhsan, Su Şehri’nden bir arkadaştı. Doğduğu şehre adeta âşıktı. Sözünün bir cümlesi mutlaka Su Şehri idi. Orayı anlatmakla bitiremezdi.
Bunlar alışageldiğimiz kahramanlık hikâyeleri değil; seferberlik, cephede çarpışan askerden çok geride bıraktıklarının hikâyesidir çünkü ve biz o hikâyeleri hemen hiç bilmeyiz.
Cephedeki harpten gerilere düşen kıtlık, korku, ümitsizlik, hasret, hastalık, perişanlık ve yoksulluk gibi âfetlerdir; öyle hâller ki, eminim o hayat levhalarını yaşamak zorunda kalan geridekiler,
Ben İbreti Babayı ilk kez rahmetli Feyzullah Çınarla tanıdım. Mahalli âşıkların içinde çok değer verdiğim, sazını, sözünü, karakterini hayranlıkla takip ettiğim Feyzullah Çınarı hâlâ severek dinlemeyi sürdürüyorum.
nazım hikmet ran , cezaevlerinde kaldı ,yılmadı mahpusluk onu yıldıramadı dünyanın en üretken yazırlarından biri oldu
Aydamak: Sürmek, haydamak...
Aykırlamak: Bir istikamete yönelmek, yöneltmek...
TRAKYALIYSAN PAYLAŞ
Domatiz: Domates.
Aretlik: Ahiretlik, can arkadaş, kanka...
Türkiye’nin tanınmış şairi Mehmet Nacar’ın
“Hasrete Yolcuyum” kitabının dil ve üslup özellikleri hakkında inceleme
\*Montaigne bizim gibi düşünür,bizim gibi yazar.Bizim aklımızdan geçirip de bir türlü yazıya dökemediklerimizi o kaleme almıştır.O nedenle Beranger diyor ki “Montaigne,amma da fikir çalmış benden!” Sadece ondan mı?Belki de senden de benden de...
Hayati OTYAKMAZın Hayatı:
Araştırmacı Yazar, Şair, Dergi Yönetmeni, Eğitimci, Çocuk Edebiyatçısı ve aynı zamanda iyi bir Hatip tir.
Hayati OTYAKMAZ:
1961 yılının Eylül ayının 15inde Yozgat ili, Sarıkaya İlçesi Emirbey Köyünde dünyaya geldi. Yazılarında: Mehmet Emirgil ve Mehmet Cihangir mahlaslarını da kullandı.
Kadın Şair Sappho, espri yeteneğini yer yer dizelerinin arasında okura hissettirirken evrensel özellik taşıyan aforizmalara da şiirlerinde yer vermiştir. Aşağıdaki mini dizeleri okuduktan sonra düşüncem şu olmuştu; doğunun felsefe babası Cibran ve asi Şairi Hayyam sanki kadın şairden esin almıştı.
iskenderun’da hatay tarihini araştırma alanında bir ilk gerçekleşti: tarih yapanlar tarih de yazdı: hatay’ın anavatana katılış mücadelesi; kurtuluş öncesi ve sonrası kitaplaştırıldı. bunu kınalıkuzular, mehmetçikler gerçekleştirdi...
Şarkılarını yoksul halkı için söyledi Victor Jara... Gitarının tınılarını, halkına ve ülkesine adadı. Açlığa, yoksulluğa, emperyalist sömürüye, barışa adadı kendini... Müziğin yanısıra, tiyatroyla, folklarla ilgilendi, üllesinin kültürüyle yoğruldu, sesiyle, sözüyle, gitarıyla evrenselleşti Jara.
Ve öldüğünde onu sevenler ağladı. Hala da içi sızlar dizelerine gözü değerse insanın. Lakin biri var ki Dünya Edebiyatının önemli bir kalemi, adı Pablo Neruda da ağladı gönül dostunun ardından. Şiiriyle adeta yas tuttu:
Konfüçyüs, Hükümdarın isteği üzerine bir süre için şehrin yönetiminde olmayı kabul etti. Yedi gün izledi. Yedinci gün yüksek memur Sao-Çengi idam ettirdi, cesedin üç gün açıkta kalmasını emretti.
Öğrencileri çok şaşırdılar, yanına gittiler, sordular:
Türk şiirinin üstatları birer birer aramızdan ayrılıyor.Bu durum Türk şiiri adına bir hayli endişelendiriyor bizi.Çünkü pınar baştan kuruyor.Yeni sesler ve yeni renkler geliyorsa da bunlar bir balon misali kısa zamanda sönüyor.
Bazı zamanlar,bir kısım duygu ve düşünceler dilimizin ucuna kadar gelir de bir türlü kelimelere döküp söyleyemeyiz onları…Ruhumuzdaki kıvılcımları dile getirmede sözcükler kifayetsiz kalır.
O zaman kurmaca bir eserle, bir gazete haberi ya da tarih kitabı arasında ne fark vardır? Onlar da sözcüklerden oluşmaz mı? Ve onlar da, anlatının yapay zamanı içinde gerçek zamanın sınırsız sağanağını kapsamazlar mı? Neyin gerçek olduğuna yaklaşırken zıt yapılar söz konusudur: Roman yaşama baş kaldırırır ve çiğner
Roman yazarı Frank McCourt, ailesi ile birlikte, o yıllar bütün dünyada yaşanan büyük ekonomik krizin pençesi altındadır. Yoksulluk ve yokluk nereye giderlerse onlarla beraberdir.
Ailesi, yeni umutlarla Yeni Dünya denilen Amerikaya göç etmiştir. Yazar, New Yorkta dünyaya gelir. Ancak babasının içkiye düşkünlüğünden dolayı iş bulamaması ve