Mevsim Gülbahar - (2. Bölüm/19. )
Halil Kaya, odasına girerek, içinde ıslak elbiseleri bulunan poşet torbayı kapı arkasına doğru fırlatıp, kendini sırtüstü yatağına attı.
"Bugün 2 Şubat 2026, saat 02:00. Ve ben hala en iyi eserimi yazamadım. Belki de bu, en iyi eserimdir." – Franz Kafka"
"Bugün 2 Şubat 2026, saat 02:00. Ve ben hala en iyi eserimi yazamadım. Belki de bu, en iyi eserimdir." – Franz Kafka"
Halil Kaya, odasına girerek, içinde ıslak elbiseleri bulunan poşet torbayı kapı arkasına doğru fırlatıp, kendini sırtüstü yatağına attı.
Leyla Karaca’nın ayrıntılı anlatımı, karakterleri canlandırmadaki yaratıcılığı, titiz tasvirleri, zaman ve mekân konusunda doğruyu yakalama ustalığı esasında Karaca’nın şiirden romanına taşıdığı vazgeçilmezi.
Etimi yiyecek tenha bir yer buldum. O sırada fark etmemiştim, etten az bir parça kaldığında gözüme ilişti. Az ileride Kuyruksuz Bacı yattığı yerden yalvaran gözlerle bana bakıyordu. Acıdım. O istemedi ama ben götürüp bu son lokmayı ona verdim. Bir kerede yuttu.
Fikret Başkaya
Ayak altımdaki köpüklü suyun ve burnumdaki iyot kokusunun artmasından, dünyaya yaklaştığımı anladım. Peki dünya bana göre neydi? Bu soruyu sordum kendi kendime. Cevabını yine kendim verdim. Dünya incik boncuk dükkanıydı fikrimce. Bazen inci bir kolye olurdu sevgilinin beyaz gerdanında bazen ise, ipi kopmuş incileri sağa sola dağılmış bir
Romanın fikri alt yapısını Nietzcshe'nin oluşturduğunu söyleyebilirim. Gerek Nietzsche'nin hayatının gerekse fikirlerinin bu romanda oldukça etkili olduğunu belirtmeliyim. Nietzcshe'nin çoğunlukça ve çokça yanlış anlaşıldığından eminim...
Sonrasız dönüş ve üst insan kavramları, biraz gizli de olsa romanın zeminini oluşturuyor. Ayrıca varoluşçu sorunlar olan: ölüm, intihar ve önemli
2019 yılında yayınlanan birkaç romanla ilgili kişisel değerlendirmeler
Atalarımın öve öve bitiremedikleri o memleketi görmek, bana nasip olmadı. Ancak, anlatılanlardan oraya gitmiş ve görmüş gibi oldum sayılır. Birçok yönden bizim buraya benziyor. Çünkü Kızılpınar da balkanların dibinde. Dobramirka'daki yerleşme şekli, evler, sayalar, kullanılan ev eşyaları ve tarım araçları sanırım buradaki gibi. Adetler, giyim-kuşam, şive, hatta yiyecekler
Konu; “Aile içi iletişim”, ve “Evimizi nasıl Cennet’e çevirebiliriz” olunca, dikkatimi çekti…
Önce isteksizce dinledim…
Sonra o anlattıkça gerilen kaslarım gevşedi, gevşedi ve asık yüzüm yerini tatlı bir tebessümse bıraktı.
Adamda sanki şeytan tüyü vardı…
Evet, Alişan Kapaklıkaya konferansında ‘çiş’inden
Sedankada bir evde toplanılır, kadın kadına sohbet edilir, eğlenilirmiş. Kadınlar yanlarında getirdikleri el işlerini yaparlar, birbirlerinden iş örneği alıp verirlermiş. Sedanka, gecenin geç saatine kadar devam ediyormuş.O nedenle, yazın değil de daha çok kışın yapılırmış. Çünkü yaz mevsiminde gündüz tarlada, harmanda yapılacak iş çoktur.
Uzun öğrencilik yıllarından sonra,siyasetin içerisinde pişmek ve kamile dediği gibi pişkinleşmek kolay olmamıştı.Ona göre psikolojik anlamda bir sınırı yoktu.İnsan kademe kademe ya daha çok ahlaklı bir yaşama doğru yol alır ve hayatta yaptıklarından ödün vermeyerek böyle bir sınırsızlığı seçer yada kademe kademe daha da pişkinleşir bu pişkinlikte kendine
kader onları hesaba katmış fakat onlar kaderi hesaba katmamışlardı
Karlı bir günde geldiği yere geri dönmeye çalışırken karaya vurmus balıklar vardır.
Kent Meydanı´nın orta yerinde ayaklar altında kalan ve ağzında yaşam öykülerini taşıyan suskun balıklar vardır. Balıklar benim gibi, senin gibi, bütün bu insanlar gibi.Kar altında kalan balıklar, ır- maklardan geriye doğru yüzemeyen ve karaya
Şebnem İşigüzel