Dünya Taşınıyor 8
Roman bu ya insan inanırsa dünya denen yer küre bile taşınır. Arşimet'in dediği gibi "Bana bir dayanak noktası verin. Dünya'yı yerinden oynatayım."
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Roman bu ya insan inanırsa dünya denen yer küre bile taşınır. Arşimet'in dediği gibi "Bana bir dayanak noktası verin. Dünya'yı yerinden oynatayım."
Gece, herkesin yataklarına çekilmeye başladığı saatlerde, Bora, pantolonunun paçalarını bir karış kadar kıvırmış, çoraplarını çıkarmış, ayakkabılarının arkasına basmış, gömleğinin kolları katlayarak kıvrılmış olarak tuvaletlere geldi.

Korkacaksınız. Dedi Muhsin. Orada çok daha farklı bir şey var. Bunu siz ve diğer çocuklar da biliyorsunuz. Bahsettiğim şey cin ya da hayalet değil. Lütfen beni anlamaya çalışın. O odada hiçbir zaman hayalet ya da cin olmadı. Onu hissettim. Bu bildiğimiz bir varlık değil. Korkmuyor olmak ve yanınızda
bu kale binlerce yıl önce bir bey tarafından yığma toprakla yapılmış. Burası ilk zamanlar bataklıkmış ve o beyin oğlu bu bataklıkta boğularak ölmüş. Bey de başkaları da aynı acıyı yaşamasın diye, bu bataklığı toprakla doldurmaya karar vermiş. Her köylüye eşit sayıda kağnı dolusu toprak getirmeyi mecbur etmiş. Binlerce
Merdivenlerden inerek dış kapıya ulaşan orta yaşlı bir karı koca, dış kapının önünde kapıdan girmekle, kapı önünde yığılıp kalmak arasında bir görünümdeki Halil’i görünce, ona acıyarak baktılar.
Sedankada bir evde toplanılır, kadın kadına sohbet edilir, eğlenilirmiş. Kadınlar yanlarında getirdikleri el işlerini yaparlar, birbirlerinden iş örneği alıp verirlermiş. Sedanka, gecenin geç saatine kadar devam ediyormuş.O nedenle, yazın değil de daha çok kışın yapılırmış. Çünkü yaz mevsiminde gündüz tarlada, harmanda yapılacak iş çoktur.
Ayak altımdaki köpüklü suyun ve burnumdaki iyot kokusunun artmasından, dünyaya yaklaştığımı anladım. Peki dünya bana göre neydi? Bu soruyu sordum kendi kendime. Cevabını yine kendim verdim. Dünya incik boncuk dükkanıydı fikrimce. Bazen inci bir kolye olurdu sevgilinin beyaz gerdanında bazen ise, ipi kopmuş incileri sağa sola dağılmış bir
Roman bu ya insan inanırsa dünya denen yer küre bile taşınır. Arşimet'in dediği gibi "Bana bir dayanak noktası verin. Dünya'yı yerinden oynatayım."
Yaşamak bir seçenek miydi hala?
Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi..
Karıncalar şişman, çopur suratlı yeryüzünün umarsız gözlerinden çıkarak ben asla seni sokmam; çünkü sen Nazım Hikmet kadar kanıyla, canıyla hayatıma şeref katamazsın der gibi bana kayıtsız bakıyorlardı. O an hem yeryüzünden hem de ölüler dünyasından kovuldum mu acaba sorusu aklıma takıldı. Karınca yuvasının yanına oturup onları seyretmeye başladım.
Gizemli ve sihirli hikâyelerde geçen masum bir kasaba mutlaka vardır. Ve o kasabalarda mutlu olmayı bekleyen insanlar muhakkak olur. Renkli Düşler Dükkânını harabe bir yerden bir gecede rengârenk tabelalarının olduğu, sevimli ve fantastik eşyaların satıldığı bir yere çevirmek ise Bay Baki Kalır adında gizemli bir gezginin görevidir.
"Corona Yalnızlığı" romanım Ceren Yayınlarından Haziran 2021 yılında çıktı. 280 sayfadır.
1200'lü yıllardaki 'Veba Salgını' gibi Korona'da dünyayı sarsmıştı. Belgesel nitelikteki romanım umarım gelecek nesillere değerli bir kaynak olur.