Şizofrenin Kamburu
Herkes Heybesi̇ne Ömrünü Doldurur; Ben Kamburuma Takilan Hayalleri̇mi̇ Ben Bi̇r Bozkir Pi̇gmesi̇ Deği̇li̇m; Hayalleri̇ Olan Ve Çi̇ğnenmi̇ş Bi̇r Hayatim.
"Zaman, bir yanılsamadır. Özellikle de teslim tarihlerine yetişmeye çalışırken." - Douglas Adams"
"Zaman, bir yanılsamadır. Özellikle de teslim tarihlerine yetişmeye çalışırken." - Douglas Adams"
Herkes Heybesi̇ne Ömrünü Doldurur; Ben Kamburuma Takilan Hayalleri̇mi̇ Ben Bi̇r Bozkir Pi̇gmesi̇ Deği̇li̇m; Hayalleri̇ Olan Ve Çi̇ğnenmi̇ş Bi̇r Hayatim.
Örgütlenmeleri ve raporları o kadar ayrıntılı ki; küçük bir ülkenin, küçük bir köyünde bulunan bireyin geleceğini bile bir şekilde düzenleyebiliyorlar..."

Sizce kusursuz cinayet var mıdır yoksa biz mi öyle görmek isteriz? unutmamak gerekir ki katil de bizden biri. yoksa değil mi...
Sefalet, yalnızlık ve baştacı edilen bir orospu...
Yel’in sözünü ettiği Maf’ı sordu. Mus, tahmininden fazla duyum ve bilgi sahibiydi. Arada yutkunarak ve geniş gözlerini daha açarak heyecan dolu bir sesle anlattı... Sonunda "Onun el attığı insan her yönüyle yükselir."
...bir an yüzünde bir tebessüm belirdi. Mehmet’in dediklerini düşünerek, “belki de eyledir” dedi, kendi kendine. Sonra tebessüm kayboldu; yüzünde, onun yüzünde bu güne kadar hiç görülmemiş bir korku belirdi ve “yok yok. Bu başka bir ağrı. O gadar goley deeil.” diye geçirdi aklından
Yazmakta olduğum romandan bir alıntıdır. Keyfili okumalar.
-İsmi neydi?
Nilüfer şaşırdı; “-Kimin?”
-Teyzenin oğlunun.
-Güldürme beni, ismini bile bilmiyor musun?
Enver Paşa`ların, Hitler´in, von Papen`lerin, Talat Paşa`ların, Alman, İngiliz casuslarının, Türk istihbaratçılarının, Nazi hayranı milliyetçilerin, faili meçhul cinayetlerin, yarım kalan aşkların alışılmamış bir kurgu içinde anlatıldığı bir roman (Arka kapak yazısı)
Hasan Cevat Kartal: Aşkına ulaşabilmenin bir tek yolu vardı. Hayatını feda etmek O da gerekeni yaparak ölümü seçti. Efsane oldu.
Veda Arasıl Kartal: Bir efsane varsa arkasında o efsaneyi yaratan bir kadın vardır.
Selma Taşkan: Efsane onunla ayakta kaldı ve yaşatıldı
Gökyüzünün uçsuz bucaksız maviliğinde cıvıl cıvıl uçuşan kuşların özgürlüğünü düşündü bir an. Sonra içi, hiç ulaşamayacağı bu duygunun özlemiyle ve acı veren bir kıskançlıkla doldu.
Mikail yol boyunca dilsiz, onun görünmez eli erlerin üzerinden çekilince Aslan biçare kalmış. Gencecik beyin sırtında buzdan bir ürperti gezinir dururmuş. Yüksek başında ise bir tekkenin öğretisi, bir de Kudüs’ün ilahi güzelliği sırasıyla nöbette. Bir iki kez kendinden kaçabilmek için Mikail’e söz söylemeye yeltenmiş, nafile… Halep’e yaklaştıkça askerlerin