Dansöz Kıvırmaları- 22.sh.
Küçük bir çocuk, elinden çekiştirerek götüren babasına; "Baba!... Saddam’ın füzesi ne zaman düşecek?" diye soruyordu.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Küçük bir çocuk, elinden çekiştirerek götüren babasına; "Baba!... Saddam’ın füzesi ne zaman düşecek?" diye soruyordu.
Odanin icerisinde ki kuytu sessizliğin ruhuna verdigi dinginligin hazzini yasarken, aniden icinde hissettigi boslukla tekrar, kendine benligine geldigini hissetti.
Sağkol, elinin tersiyle alnındaki birikmiş teri sildikten sonra, kızgın ve küçümser bir tavırla; "Karşı taraftan da epey adam birikti," dedi. "Ortalık alevlenebilir...
Şebnem İşigüzel
bu benim yıllardır yazdığım fakat hiç kimselere anlatmadığım en özel ilk ve ilk masalım....devamı VAR.
kol düğmeleri mi de takarım, kadınlar hep onlara çok çekici geldiğini söyler. Beyazlamış ama yakışıklılığıma artı katan saçlarımı da geriye doğru tarayayım bari bugün. Hadi yaşlı kurt güzel siyah gözler çapkın bakmalı, traş da olmalıyım. K
2007 Oğuz Atay roman ödülüne layık görülen İhsan Oktay ANAR’ın Suskunlar romanı 17.yüzyıl İstanbul’unu ve çevresini anlatmaktadır
Roman 5 bölümden oluşmaktadır ve oldukça da uzun. 1. Bölüm olayların başlangıcını (Olaylar), 2. ve 3. Bölümler (Rüyalar ve Rüyalara devam) bataklığa dönüşen deryadaki çırpınışlar ile birlikte rüyaları, 4. Bölüm (Gerçekler) ortaya çıkan gerçekleri, 5. Bölüm ise (Haberler ve Postalar) roman kahramanının konu üzerine bazı yazışmalarını ve tüm
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesi Başhekimi'ne hitafen..
-Allah, Allah. Bu oğlan aklınımı kaçırdı ne... Sen gel Afyon’un ortasında uzay aracı yap, ulan burası NASA’mı? Olmaya bunun aklını Amerikalılar çalmış olsun?
-Olabilir be Yasin emmi, Hani iki sene önce bir turisti gezdiriyordu ya Kaşif Osman, ne etti yaptı, o gavurun dilini de gonuşmayı becerdi.
En iyi olmak bazen başarı, bazen de ölümü getirir.
Adımları hızlanır hızlanmaz dünkü oyunun tekrarını yaşamış, zavallı. Her güçlü, umutlu adımında ne oğlana ne barakaya yaklaşabiliyormuş. Yorgunluk bedenini sarınca, bayılmaya imkân vermeden bağdaş kurup oturmuş, vazgeçmiş koşmacadan. Sade, gözlerini yummadan işini bitirip içeriye giren oğlanı, kulakları sağır eden gürültüyle sımsıkı kapanan büyük kapıyı, muhtemelen üzerinde aş pişen
Şermin Yaşar