Kaan Ilgaz Bilmecesi
Dev bir otomatik solucan... Kıvrılıyor, kollara ayrılıyor ama ilerleyemiyor. Sıcaktan asfalta yapışmış sanki.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Dev bir otomatik solucan... Kıvrılıyor, kollara ayrılıyor ama ilerleyemiyor. Sıcaktan asfalta yapışmış sanki.
Sabah olmuş,günün peçesi kalkmış,güneş yüzünü göstermeye başlamıştı.Şehir uyanıyordu,arabalar,insanlar yolları doldurmaya başlamıştı.''Bizim güneşimiz ne zaman doğacak acaba'' diye düşündü Eda;''ne biçim bir iş bu,güneş istedikçe gece oluyor'' Sedef'in gözlerinden akan yaşları görmüştü.Çok zordu çaresizlik çok...Seslerın sözlerin kifayetsiz kaldığı anlardı bunlar.Acı sesle ya da harfle anlatılmıyordu,ancak yaşandığı zaman tanımlanabiliyor,''budur'' denilebiliyordu..Önce
Sefalet, yalnızlık ve baştacı edilen bir orospu...
Zülfü Livaneli
Koca Tuğrul, yaşlı kılıç ustası, mağaranın sol yanında kurulu demirci ocağının başında, terlemesine aldırmadan, elinde ki kılıç taslağına biteviye çekiç sallıyordu.
serinin 8. bölümünde, Haydar ve Hasan arasında geçen diyalog, ideolojik söylemler ve hayata bakış açıları üzerinden ilerliyor. Hasan, Haydar'ın burjuvazi ve işçi sınıfı hakkındaki politik konuşmalarından sıkılsa da, içinden geçenleri belli etmeden dinliyor. İki karakterin farklı dünya görüşleri ve birbirlerini tartma çabaları, metne incelikli bir gerilim katıyor.
Ölü sivrisinek desenli kapıdan sigara kokan salona girdiğinizde karşınıza çıkan manzaraya en uygun sıfat ‘curcuna’dan başkası değildi.
Geçmişe bakar mısınız; O mümtaz ve muteber şahsiyetler, meşhur şairlerimiz ömürlerinin en güzel ve verimli çağlarını sürgünlerde veya mahpus damlarında geçirmişler!..
Ne dersiniz, şair olmaya talip olmak isteyen var mı?...
Birbirinden ayrı iki nokta arasında sayısız nokta bulunur; bu bir matematik kuralıdır. Eğer birbirine komşu iki nokta çizerseniz, bu ikisi arasında hiçbir şey yok demektir...
Öykünün esin kaynağı: Bir fosil kazısında bulunmuş milyonlarca yıl öncesine ait bir cıvata. Dünyadan kaç uygarlık geçti, kaç kıyamet yaşandı kim bilir? Dağcılar, maceracılar, Yamantau'dan hoşlanabilirler.
Zaman Uçtu.... İnsanlık Kıyameti Duydu..... Tanrı Utancından Kaçtı..... Melekler Dünyaya İndi...... Kimse Bilemedi Neler Oluyor..... Düzeni Sağlayan Melekler Oldu.... Ama Tanrı Yoktu..... İblisler de İndi Dünyaya.... Düzen Yine Bozuldu.
Sonra geyşaların hizmetinde, muhabbet ve eğlence faslına geçiliyordu. Geyşalar, hem yerel çalgılarıyla müzik yapıyor, hem de en zarif ve kıvrak danslarını bu olağanüstü konuklar için sunuyorlardı. Bu masalsı uzak doğu eğlentisinin tam ortasında bulunulurken, verilen bir haberle kaptan dışarı çıkıyordu.
-“Lanet olsun!”
Yere tükürdü. Şaşkındı, sinirden tekrar ağlayacaktı. Kendine mani olmaya
çalıştı; başaramadı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Bazen kesilen nefesini düzenlemek için duruyor ve tekrar. Eline geçen bir şeyi fırlattı. Küfürleri hıçkı
Oğuz Atay