Mustapha Garta'nın 30. Yaş Günü - 1
Mustapha Garta'nın 30. yaş gününden bir kaç gün önce -2034 yılının tatlı bir ilkbahar akşamında- kapısı 3 bayan sivil polis tarafından çalındı.
"Yazarlar, ölümsüzlük arayan ama genelde sadece kitap raflarında toz toplayan zavallı ruhlardır." - Terry Pratchett"
"Yazarlar, ölümsüzlük arayan ama genelde sadece kitap raflarında toz toplayan zavallı ruhlardır." - Terry Pratchett"
Mustapha Garta'nın 30. yaş gününden bir kaç gün önce -2034 yılının tatlı bir ilkbahar akşamında- kapısı 3 bayan sivil polis tarafından çalındı.
....Ailemin neden disipline ihtiyacım olduğunu düşündüklerini bilmiyorum.... /
Kendimi tanımak adına, her hissettiğimi ve yaptığımı irdeleyip, yolunda gitmeyen şeyler arayarak temelde bir takım yanlışlara yorup, kendime işkence ettiğim dönemlerde;...

16 Martta piyasalarda olacak olan kitabımı ilk siz İzedebiyatcılarla paylaşmak istedim
Güneş; yüksek oranda nemli havayla, insan vücudunu ıslak kavuruyor, terletiyordu. Aslında bedenlerden çıkan bildik saf ‘Ter’ de değildi. Sanki vücudun deri altı yağı, terle yoğunlaşarak akıyordu
Çöpe dökülen küller, yağmurla inen duman... Çamurlu akaçların birleştiği köşelerde kavuşsalar da ıslak ve soğuk bir bulamaç olmaktan öte gidemezler. Çamın esrarı akşamda kalır... Ayrılık bu işte.
Bu kitap, Hakan Erkaya'nın 2. kitabıdır. İlk kitabı şiir olan şairin, ilk özgün denemesidir.
Normalin çok üzerinde açık olan gözlerinden ve kulaklarından akmış olan kanlar ve yeşile dönüşmüş ten rengiyle, bu iki cesedin korkunç görüntüsü yıllarca kent de konuşulmuştu.
Bundan tam 6 yıl önce sen hayatıma girdin. Benim kardeşim ve en çokta senin kardeşin sayesinde tanıdım seni. Tanıdığım günede şükrediyorum. İyi ki tanımışım seni. Sen benim için en anlamlı 3 harfli birisin ELA.
Bir hikaye, bir anne ve bir ogul, yazilmamis bir sevda söylenmemis sözler, bir hayata son verirken ardinda bir umut icin acik bir pencere............yeniden baslamak hayata
Ölü sivrisinek desenli kapıdan sigara kokan salona girdiğinizde karşınıza çıkan manzaraya en uygun sıfat ‘curcuna’dan başkası değildi.
Kediler bilir, farenin ellerinde can vereceğini. Bilirler de oynamaktan da geri kalmazlar. Kurbanlarının endişesinden aldıkları haz, karınlarını doyurmanın zevkinden daha ağır basar sanki. Nadiren de olsa, belki de avcı merhamet eder, sıçan kurtuluverir ceremeden. Hiçbir belaya rastlamamışçasına da kemirmeye devam eder.