Dansöz Kıvırmaları-7.sh.
Bireysel geleceğinde olduğu gibi Yerel halkın geleceğini tayinde az veya çok belirleyici olabilecekti, belki de. Buda kendisinin yüce varlığın gücüne yakınlaşması demekti...
"Yarınki gazeteyi bugünden okumayı öğrenemedikten sonra, kütüphanedeki tüm kitapların ne anlamı var?" - Umberto Eco"
"Yarınki gazeteyi bugünden okumayı öğrenemedikten sonra, kütüphanedeki tüm kitapların ne anlamı var?" - Umberto Eco"
Bireysel geleceğinde olduğu gibi Yerel halkın geleceğini tayinde az veya çok belirleyici olabilecekti, belki de. Buda kendisinin yüce varlığın gücüne yakınlaşması demekti...
Nazikçe bayanın omuzuna dokunuyorum, 'aman Tanrım bu olamaz ' diye yüksek sesle bir cümle kuruyorum ve kadın haklı olarak 'bir şey mi oldu beyefendi' diyor. Gözlerime inanamadım , bu o kadın, rüyamdaki kadın, gözleri o kadar parlak ve güzel ki. Dudakları,
bu benim yıllardır yazdığım fakat hiç kimselere anlatmadığım en özel ilk ve ilk masalım....devamı VAR.
Şebnem İşigüzel
2007 Oğuz Atay roman ödülüne layık görülen İhsan Oktay ANAR’ın Suskunlar romanı 17.yüzyıl İstanbul’unu ve çevresini anlatmaktadır
Roman 5 bölümden oluşmaktadır ve oldukça da uzun. 1. Bölüm olayların başlangıcını (Olaylar), 2. ve 3. Bölümler (Rüyalar ve Rüyalara devam) bataklığa dönüşen deryadaki çırpınışlar ile birlikte rüyaları, 4. Bölüm (Gerçekler) ortaya çıkan gerçekleri, 5. Bölüm ise (Haberler ve Postalar) roman kahramanının konu üzerine bazı yazışmalarını ve tüm
Yel’in sözünü ettiği Maf’ı sordu. Mus, tahmininden fazla duyum ve bilgi sahibiydi. Arada yutkunarak ve geniş gözlerini daha açarak heyecan dolu bir sesle anlattı... Sonunda "Onun el attığı insan her yönüyle yükselir."
Roman Kahramanı:
İşini kaybedip parasız kaldığından ve iftiralara da uğradığı için herkes ondan uzaklaşmış ve artık yalnız başınadır, çevresinde konuşabileceği bir tek yakını bile kalmamıştır. Kâbuslu gecelerinin tek tesellisi kendisine yakın hissettiği vefat etmiş kimselerdir, sadece onlar kendisini rüyalarında bazı şeylerden uyarmaktadırlar. 11 Eylül sabotajından sonra
"Gişe rekorları kıran filmleri, bunların öykülerini, Harry Potter’ın maceralarını, yüzüklerin enteresan yolculuklarını ve yazarlarının yaşamlarını gözden geçirecek olursak, ortak bir nokta gözümüze çarpar."
Mikail yol boyunca dilsiz, onun görünmez eli erlerin üzerinden çekilince Aslan biçare kalmış. Gencecik beyin sırtında buzdan bir ürperti gezinir dururmuş. Yüksek başında ise bir tekkenin öğretisi, bir de Kudüs’ün ilahi güzelliği sırasıyla nöbette. Bir iki kez kendinden kaçabilmek için Mikail’e söz söylemeye yeltenmiş, nafile… Halep’e yaklaştıkça askerlerin
Adımları hızlanır hızlanmaz dünkü oyunun tekrarını yaşamış, zavallı. Her güçlü, umutlu adımında ne oğlana ne barakaya yaklaşabiliyormuş. Yorgunluk bedenini sarınca, bayılmaya imkân vermeden bağdaş kurup oturmuş, vazgeçmiş koşmacadan. Sade, gözlerini yummadan işini bitirip içeriye giren oğlanı, kulakları sağır eden gürültüyle sımsıkı kapanan büyük kapıyı, muhtemelen üzerinde aş pişen
Lydia adında bir kadın Pera'daki tüm dilencilere düşman, Sanki parayı bulan atalarına işve yapacak, kılıç kuşanacak denli pişman...
Bu dünyanın kokuşmuş düzeninden kaçıp kurtulmak amacıyla yarattığım bir ütopyadan küçük bir kesit...
Halid Ziya Uşaklıgil