Tanrı'yı Ağlatan Fahişe (2. Bölüm)
Ne mutludur suçsuz bakire dostları
unutulan dünyada dünyanın unuttuğu...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ne mutludur suçsuz bakire dostları
unutulan dünyada dünyanın unuttuğu...
Ber, gözlerini açtı... Çığlık attı... Yatağından fırladı. Ayağa kalktı. Karşısındaki duvara bir kez daha baktı. Sırtını döndü.
Gözlerini ovuşturdu.

...bir an yüzünde bir tebessüm belirdi. Mehmet’in dediklerini düşünerek, “belki de eyledir” dedi, kendi kendine. Sonra tebessüm kayboldu; yüzünde, onun yüzünde bu güne kadar hiç görülmemiş bir korku belirdi ve “yok yok. Bu başka bir ağrı. O gadar goley deeil.” diye geçirdi aklından
-İsmi neydi?
Nilüfer şaşırdı; “-Kimin?”
-Teyzenin oğlunun.
-Güldürme beni, ismini bile bilmiyor musun?
Ad kentinde öğrendiği ve bu tür güzellikleri anlatmak için kullanılan “Tanrı, boş vaktinde yaratmış...” deyişini anımsadı. Bu deyiş Markız’da örtüşüyordu...
Hasan Cevat Kartal: Aşkına ulaşabilmenin bir tek yolu vardı. Hayatını feda etmek O da gerekeni yaparak ölümü seçti. Efsane oldu.
Veda Arasıl Kartal: Bir efsane varsa arkasında o efsaneyi yaratan bir kadın vardır.
Selma Taşkan: Efsane onunla ayakta kaldı ve yaşatıldı
kabul edilmeme uğruna ikiyüzlülükleri, olmadığım gibi davranmaların bana vereceği hiç bir sıkıntıyı göze almak niyetinde değilim.
Gökyüzünün uçsuz bucaksız maviliğinde cıvıl cıvıl uçuşan kuşların özgürlüğünü düşündü bir an. Sonra içi, hiç ulaşamayacağı bu duygunun özlemiyle ve acı veren bir kıskançlıkla doldu.
Adımları hızlanır hızlanmaz dünkü oyunun tekrarını yaşamış, zavallı. Her güçlü, umutlu adımında ne oğlana ne barakaya yaklaşabiliyormuş. Yorgunluk bedenini sarınca, bayılmaya imkân vermeden bağdaş kurup oturmuş, vazgeçmiş koşmacadan. Sade, gözlerini yummadan işini bitirip içeriye giren oğlanı, kulakları sağır eden gürültüyle sımsıkı kapanan büyük kapıyı, muhtemelen üzerinde aş pişen