..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşama karşı sımsıcak bir sevgi besliyorum... -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Günlük Olaylar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Ilgına Mektuplar 4 - 5 - 6 / Kadıköy'den Vaniköy'e Yol Gider
Mehmet Altekin
Şiir > Aşk ve Romantizm

Öyle dertliyim ki ben, tesellisiz kalmışım Kederden ıstıraptan nasibimi almışım Kurumuş bir bedenim Terk edilmiş bir kalbim Açsam dert kitabını Mazi beni yaralar Dost görünüp gülenler, kopardı seni benden Gönlüm senden ayrılsa Ruhum ayrılmaz senden ------------------------------------------------------------------------------------------------------ Boşuna gizleme benden sırrını Seni benim kadar seven olmaz Felek ile bir gü

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar
341 
 'İştahsızım Ustam (!) ''  (NUH KENİŞ)

Karaçay der bana tavsiyen var mı? Bilmem, toklar aç halinden anlar mı? Açlıktan küçüldü fakirin karnı, Çare bulamadım, naçarım ustam.
342 
 Kedicik’den Mesaj Var  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Öğlene doğru telefon çalmaya başladı. Açmak istemedim, çünkü ya birileri kitap satmak için ya internet ve televizyon yayınlarını pazarlamak için ya da market tanıtımı için arıyor olabilirdi. Ayrıca “Telefon, ücretsiz check up v.s kazandınız” gibi vaatlerle dolandırıcılık yapmaya çalışan birinin aramış olabileceğini de düşündüm. Telefon çaldı çaldı, cevap vermeyince kapandı. Biraz sonra aynı numara tekrar arayınca açtım. Telefonun ucundaki ses:
343 
 Kış Geliyor  (Özcan Nevres)

Parası olanlar kış hazırlıklarını çoktan bitirdiler. Günlük gereksinimlerin üzerinde hiçbir şey alamayacak durumda olan fakir kesim, ne olacağı bilinmeyen bir beklenti içindeler.
344 
 2013 1 Mayıs"ı ve Düşündürdükleri  (Vildan Sevil)

Olan bitenden anlıyoruz ki, iktidarın, “Kimsenin burnunun kanamamasını istiyoruz” biçimindeki şeffatli(!) yaklaşımın gerisinde en baştan beri başka amaçlar vardı. Zaten gelecek yıllarda yapılacak kutlamalara Taksim’in açılmayacağını, kendisiyle görüşen sendikacılar da söylemiş başbakan. “Şu kadar oya sahip benim partim Kazlıçeşmede mitinglerini yapıyor, siz kim oluyorsunuz da Kazlıçeşme’ye itiraz ediyorsunuz?” dememiş miydi?
345 
 Kalkan ve Savaş Davulu  (Göktu Kara)

Bir kelebek esintisinin uzak doğuda fırtına çıkarması beklenir bir durum. Ekonomik darboğazın boğmaya başladığı bugünlerde fillerin çarpıştığı bir ortamda kedilerin hırlaşması doğal. Güney Kore’nin arkasındaki filler ile Kuzey Kore’nin arkasındaki filler füze kalkanı projesi yüzünden karşı karşıya geldi.
346 
 Dershaneler Kapatılamaz  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Dershaneler kapatılırsa ne olur? Kapanan dershaneler özel okula mı dönüşür? Dönüşmez de, bir an öyle olduğunu varsayalım: Bu kadar özel okula öğrenci nereden bulacaksınız? Üstelik şu anda mevcut olan özel okullar bile kontenjanlarının çok altında çalışırken… Dershaneler kapatılırsa işte asıl o zaman başbakanın söylediği merdiven altı hizmet başlayacaktır. Gizliden gizliye evlerde, özel bürolarda, etüd merkezlerinde devletin denetiminden uzak kurslar verilecektir. (Mesela devlette çalışan öğretmenlerin özel ders vermeleri de yıllardır yasak, ama amiyane tabirle şakır şakır özel ders veriliyor!) Dershanelerin kapatılması ayrıca: -Öğretmen, idareci, memur ve hizmetli olarak bu kurumlarda çalışan yüzbinlerce insanın işsiz kalmasına, -Devletin önemli ölçüde vergi gelir kaybına, -Kurs almak-vermek isteyen veli ve öğretmenlerin yasa dışı yollara başvurmalarına, -Çocukların sokak ve kahvehanelere yönelmelerine, yol açacaktır.
347 
 Saptamalar  (Aycan Özkan)

NOT: Bu yazı; referandum öncesi Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır. Bugün yaşananlara baktığımızda, öngörülerin gerçekleştiğini görebiliriz. Bu nedenle, tekrar yayınlama gereği duyulmuştur. REFERANDUM Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Sosyalist solda referanduma bakış üç ana başl ıkta toplanmıştır. a) “Yetmez ama evet” diyenler b) Boykotçular ve c) Hayırcılar. Sosyalist solda "evet"çilerin temel gerekçeleri, mücadelenin gerileme dönemlerinde, burjuva partilerinin küçük de olsa yapmak istediği reformları desteklemek. Sosyalist solda boykotçuların gerekçeleri, burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak. Sosyalist solda hayırcıların değişik gerekçeleri olmakla birlikte evetçilerin tersi açıları var. Evetçiler, yukarıda değindiğim gibi yapılacak reformlara destek temelinde “evet” diyorlar. Hazırlanan anayasa taslağında var olduğu söylenen reformlara bakalım. Evetçilerin iki dayanağı var: a) 12 Eylül anayasasının değiştirilmesi, darbecilerin yargılanması gibi, özellikle bizim kuşağın (78) tam destek vermesi gereken bir tasarı. b) Anayasa tasarısındaki kısmen de olsa demokratileşmenin getirilmesi,´dayanışma grevi, iki sendikaya üye olabilme vs... Acaba öyle mi, bunun gerçekle ne kadar örtüştüğüne bakmalıyız. Darbecilerin yargılanmasının mümkün olmadığını, tam da referandumun yapılacağı gün olayın zaman aşımına uğrayacağını bilmemiz gerekiyor. Ayrıca bu iktidarın darbecileri yargılama gibi bir kaygısı olsa ne Kenan Evren’i köşkte ağırlarlardı, ne de kendilerine muhtıra veren genarele şeref madalyası verip, altına trilyonluk araba çekerlerdi. Buna şöyle bir itiraz olabilir. En azından 12 Eylül tartışılmaya açılmıştır, bu da bir şeydir. Ya da sınıf mücadelesi yükseldiğinde yargılamayı işçi sınıfı yapacaktır. Sınıf mücadelesi yükseldiğinde biz onlara “Reformunuzu da alın gidin!” diyeceğiz. Dolayısıyla bu ve benzeri verilerin ciddiye alınacak yanı yoktur. 12 Eylüllere ihtiyacı kalmayan burjuvazinin ve uluslararası emperyalizmin 12 Eylülü tartıştırıp kendi politikalarını fütursuzca uygulayacak AKP iktidarını pekiştirmek için, moda deyimle, yeni vaseyetçi siyaseti uyguluyorlar. Daha açıkçası 12 Eylül’den bu güne oluşturulan yeni vesayet (cemaatlerin vesayeti) rejimine yasal bir zemin hazırlarken, bu durumu olabildiğince yapay gündemlerle gizleme çalışıyorlar. "Ergenekon" gibi ne idiğü belirsiz bir canavar yaratıp, bu canavarın ağzına iktidara muhalif olan harkesin atılması bu süreci hızlandırdığı gibi, Türkiye'ye, emperyalizm tarafından biçilen rolü (Bölge jandarmalığı, Alt emperyalizm, Mızrak başı) uygulamak için ortam hazırlanmıştır. Korku imparatorluğu yaratmak amaçlanmaktadır. Anayasa tasarısında olduğu söylenen kısmi demokratik reformlara gelelim: 8 yıllık iktidarı döneminde hangi demokratik reformları yaptığı bir yana, üretimi tamamen taşeronlaştıran, sendikaları etkisizleştiren, en ufak hak arama mücadelesinde en ağır saldırıları yaptıran (Tekel direnişi), sadaka ekonomisi oluştururken ülkeyi talan eden ve ekonomik iyileşmeyi borsanın iniş çıkışlarına bağlayan, 8 yıldır İMF. DB. DTÖ'nün politikalarını uygulamaktan başka bir şey yapmayan bu iktidarın, ne gibi demokratik reform kaygısı olabilir ki?... Dayanışma grevinin yasal anlamda hangi alt yapısı oluşturuldu? Ayrıca dayanışma grevinin yasalaşması için parlementoda yeterli çoğunluğa sahip oldukları gibi muhalefet partilerinden destek alıp yasal düzenlemeyi yapabilirlerdi. Geriye sadece yargının, yürütmenin güdümüne girmesi kalıyor ki, şimdi, onun üzerinde duralım. En temel burjuva demokratik ilkelerinden biridir; Yürütme, Yasama ve Yargının ayrılığı. Burjuva demokrasisi olan ülkelerde, türlü aşamalardan geçildikten sonra, özellikle Hitler faşizminden sonra bu saç ayağı oturtulmuştur. 12 Eylülcüler bile böyle yapmak durumunda kalmıştır.(En azından anayasada var) Yürütme zaten parti liderlerinin iki dudağı arasında oluşur, geriye yargının çarpık da olsa bağımsızlığı kalır ki artık ayak bağı olduğu için kaldırılma zamanı gelmiştir. Buradan hareketle, yargının görece bağımsızlığının kaldırılmasıyla birlikte faşist devlet yapılandımasının önü açılacaktır. Evetçileri tarihe havale ediyorum. Boykotçular: Burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak gibi görüntüde asil, duru olan bu kavram, içi boş, süslü bir cümleden öteye gitmez. Sosyalistler yaşamdan kopuk hareket edemezler, boykot, maddi temelleri oluşmadıkça (Sınıfın içinde örgütlü olmak,halkın içinde olmak ve en önemlisi devrimci durumun olması) yapılması ya da dillendirilmesi bile siyasi körlükle eş anlamlıdır. Sosyalistler siyasete müdahele ederler, bu şartlardaki boykot düşüncesiyle, kitlelerle buluşulamayacağından siyasetten kaçılmaktadır. Hayırcılar: Değişik gerekçeleri olmakla birlikte ortak noktaları, bu anayasa taslağının demokrasi soslu faşist içerik taşıdığıdır. AKP'nin dayandığı kitleler itibariyle üretimden kopuk, lümpenleşmiş, alt tabaka ve bunların üzerinde yükselen talancı zihniyete sahip yeni burjuvazinin olması ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirmeleri de bu düşünceyi haklı kılıyor. Şurası açıktır ki 12 Eylül Anayasası, zaten aradan geçen zaman sürecinde yamalı bohçaya dönmüştür. Yasalarına, normlarına uygun olması için bir çok yasa değiştirildi. 12 eylülün getirdiği hiç bir hükmü kaldırmayan, örneğin %10 barajı, azınlıkların hakkı, anadilde eğitim, özel yaşama saygı vs. (Bütün bu saydıklarım, burjuva demokratik uygulamalardır) bu ve benzeri yükümlülükler dururken AKP Hükümeti kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasının derdindedir. Bu da en hafif değerlendirmeyle, hesap vermezliği yasallaştıracaktır. Emperyalizmin Türkiye’ye biçtiği rolü yerine getirebilmek için içeride yükselebilecek sesleri kesmenin yasal kılıfını yaşama geçirme planıdır. Son söz: Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Aycan Özkan Güncülleme: 25.09.2012 Mersin
348 
 Kıbrısa Tarih Tekerrür Etmemelidir  (Özcan Nevres)

Girit'te Osmanlının topladığı askerler yüzünden genç nüfus kalmamış. Buna rağmen geride kalan yaşlılar Rum'larla dişe diş mücadelelerini sürdürüyorlar. Rumlar topraklarını ve kimliklerini kahramanca
349 
 Döküntü  (Göktu Kara)

Önce şu habere bakalım: Bir vali yardımcısı … Muğla’da görev yapıyor. Düzenlenen bir seminerde espri adı altında öğretmenlere hakaret ediyor. Zaten günümüzde kim konuşmaya başlıyorsa öğretmenler diye başlıyor, sonra zehirli kelimelerini döküyorlar.
350 
 R. T. Erdoğan Türkiyeliliği Keşfetti.  (Mehmet Sinan Gür)

Belki de gerçekten iyi niyetlidir.
351 
 Simav Şiir Şöleni  (Ahmet Sargın)

Simav Şiir Şölenin de buluştuk
352 
 Dayanamadıklarım  (CEM AKKILIÇ)

Ve asla Dayanamayacaklarım... http://cakkilic.blogspot.com/
353 
 Züğürt Tesellisi  (Kâmuran Esen)

Nato toplantısı, Türkiye'nin çok yararına olmuş - muş...
354 
 Duyarsız Basını Kınıyorum / Eleştiri  (Kâmuran Esen)

Edirne Valisi Fahri Yücel'i kaybettik.........
355 
 İnsan Olmaktan İstifa Edelim mi Hep Beraber!  (NUMAN MAS)

"Kafamdaki Kova Bana Yakışmış mı Aşkım?"
356 
 Böyle Özgürlük Olmaz Olsun  (Ayhan Kanat)

Bilimsel bir eleştiridir
357 
 Yalnızlıkta Güzeldir...  (Emine Pişiren)

Yalnız olmayı özlediğimiz anlarımız olmaz mı?
358 
 Bazı Doğrular Vardır ki...  (Emine Pişiren)

En bilinen ve en gerçek yalan "doğruları" söylemektir.Daha etkileyici ve inandırıcıdır.
359 
 Vatan Elden Giderken  (Özcan Nevres)

Sabah gazetesinin Sabah diyor ki köşesinde Erdal Şafak’ın yazısından aynen alıyorum. “Son zamanlarda sık sık ağlamayı alışkanlık haline getiren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın dün Genel Kurmay
360 
 Yüreğimeden Güvercinler Uçurdum / Fatma Çetin Kabadayı  (Ahmet Sargın)

Yüregimden Güvercinler uçurdum Fatma Çetin Kabadayı

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Adaletin Terazisi
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Tuvaletsel Durumlar
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Milli Takıma Tavsiyeler
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Yaparsın da Nasıl Yaparsın
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Ben de Biraz Layk Mayk Alsam
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Yüreğimizi de Yakmayın
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Böyle Gösterişlere Gerek Yok
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
ve İlk Bölüm Yayınlandı
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
ve İlk Bölüm Yayınlandı
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Olcay Kıraç İle Kıbrıs Sorunu
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Yüksek Faize Ben de Karşıyım
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Kediler İnsan Değildir
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Beşik Gibi Sallandık
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.