"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece biraz daha pahalıya mal olur." - Mark Twain (kurgusal)"

Hicran Dökülür Haziran Sarkıtlarından

Bu dert bana ölüm katar efsunlarında yıkadığım gözlerime

yazı resim

Bu gece de her gece gibi… Yüreğimin asmalarında solacak bir yaprak bile kalmadı artık. Savunmasızım, güçsüzüm; bedenim hissiz, gönlüm senden yana ağır bir sitemle dolu. Her gece ellerimden bir kahır düşüyor, her gece yokluğunun dipsiz denizinde boğuluyorum.

Yoksun. Yedi verenler çiçeklerini yitirmiş, boynu bükük… Omuzlarım sensizliğin yüküyle çökmüş. Haziranlarımda kış esiyor, baharlarımsa prangaya vurulmuş.

Saatler boyu düşünüyorum; çözemediğim binlerce sorunun harmanında delirmiş gibi… Zamanın yelkovanlarında çıldırıyor aklım. Susarak ağlıyorum; çaresizliğim bedenimde, vurgun yemiş Haziranlara çarpıyor.

Oysa bir mücadelesi olmalıydı sevdamızın. Her şeye rağmen dik durmalıydık. Ama ben sensiz de yalnızdım. Seni buldum sandığım yerde kaybetmenin ağırlığıyla buğulandı geçmişim.

Şimdi gönül dünyamda her şey suskun, her şey durgun, her şey… Karanlıklar düşlerimi asmış zihnime, beynimi bin parça ediyor. Kalbimde ışımayan günlerin yitikliği, Ellerimde sensizliğe yakışmış kınalar…

Deli ayazların sabahında alnıma vurulmuş ihanet mısraları. “Gittin de ne oldu?” Seni aldılar da ne değişti? Bilselerdi bana neler olduğunu gül yüzlüm… Bilselerdi bana nelerin dokunduğunu, nelerin koyduğunu…

Şimdi ellerinle harmanladığın hicran yarasını taşıyorum ötelere. Sen, “mutlu ol” diyorsun… Ama bilmedin ki, sensizlik başlı başına mutsuzluk. Beni senden koparanlar, benim idam fermanımı imzaladıklarını bilmediler.

Şimdi düşlerimin gölgesinde kan damlaları var. Sol yanımda ağır bir hançer yarası. Gecelerimde nöbetlerin terennümleri, kahırdan yazılmış mısralar. Bu dert bana ölüm katar, gözlerim efsunlarda yıkanır.

Gidişinle tükendim. Buğusunda adını yazdığım gönlümün camları kırıldı. İçimde kör umutlar, içimde fırtınalar, içimde sensizlik… Haziran sarkıtlarından dökülüyor hicran.

Artık her şey anlamsız; bağbozumu gönlümde, Artık düşlerimin geleceğine ölüm besteleri yazılı. Zaman ve mekân, isyanın ördüğü elbiseyi giydirdi tükenmiş bedenime. Yorgun bir sevda, pencereme düşen damlalardan vuruyor.

Kıyılarında üşüdüğüm denizlerin dehlizlerinde, Boynu bükük yıldızlar şahit ki, gidişinle buralarda hep zemheri. Artık sensizim… artık tensiz. Mutluluğa uzak kaldı ismim. İsminden kalan tek hatıra, ağır bir yara.

Git… Mutlu olacaksan dayanır yüreğim bu hicrana. Birileri sensizliğimden sevinç devşirecekse, varsın olsun. Kaldırımlarda adımladığım sevdam, Kaldırımlara bıraktığım bedenim sana kefil olsun.

Durma… Git!

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön