"Sanırım 'yarın' kavramı, tıpkı iyi bir kahve gibi, zamanla acı bir şeye dönüşüyor." – Douglas Adams"

İstanbul Sen Kokuyor Biraz...

Bu şehir küskün / Bu şehir suskun / Bu şehir sensiz bana vurgun /

yazı resim

Gözleri İstanbul yarim…
Adımlarında varlığımın ritimleri yok şimdi
Gücüm kudretim dudaklarının titrekliğinde kaldı
Üstüme düşüyor sensiz bu şehir
Üstüme düşüyor sonbahar gibi sensizlik
Üstüme
Süleymaniyenin mermerleri gibi hissiz
Üsküdar gibi hüzünlü
Bu şehir küskün
Bu şehir suskun
Bu şehir sensiz bana vurgun
Sabah rüzgarlarına karışır yokluğum
Yüreğim İstanbul şimdi
Yüreğim yağmurlu…
Yüreğim sağanak…
Ne zaman düşünmeye başlasam seni
İstanbul sen kokuyor biraz
İstanbul sen oluyor biraz
Her simada zülüflenir tüllenir içimde
Her Ezanda prangalarım çözülür
Boynum bükük
Gözlerim yaslı
Yüreğim iki büklüm
Sonbahar dokuntuları tenimde
Kalbimde acıyan bir yara
Kaldırımlarda suretim
İstanbulda kaldı gözlerin
İstanbulda sensiz yalnızlığım
İstanbulda sensizliğim
Anlıycan
İstanbul sen kokuyor biraz...

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön