..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsandaki gerçek güzelliği ancak yaşlandıkça görebilirsiniz. -Anouk Aimee
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Cemal Zöngür




12 Şubat 2017
Akp'li "Evetçiler" ile Chp'li Hayırcıların Halka Açıklayamadıkları Sırları..!  
Siyaset ve Politikayaı Yalancı Duruma Düşürenler, İlkel Mantıkla Düşünenlerdir.

Cemal Zöngür


Örneğin bir devlet laikse; laik bir devlette, devletin resmi dini asla olamaz. Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı ve tüm faaliyetleri, Türkiye’nin yarı Şeriat bir devlet olduğunu göstermeye yetmektedir.


:FAH:


16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olan 18 Maddelik Anayasa referandum oylaması sonucunda, evet çıkması halinde Türkiye’de ciddi bir sistem (Rejim) değişikliği yaşanacağı artık sır olmaktan çıkmış durumdadır.
Buna rağmen toplumun büyük bir kesimi hâlâ çok fazla bir şey değişmeyecekmiş gibi sıradan bir oylama şeklinde bakmaktadır. Bu da Türkiye’de yaşanan veya yaşanacak büyük siyasi çalkantılara karşı, seçmenlerin algılama kapasitesinin ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir. Asılında bu referandumda dolaylı şekilde sorulan şudur.
Doksan yılını doldurmuş hantal bir Kemalist Cumhuriyetle mi, bir yüz yıl daha yaşamak istersiniz, yoksa eski Osmanlı Şeriat sistemiyle mi? Bu iki yapının dışında başka bir alternatif sunulmadığı için, halkta ikisinden birini tercih etmek mecburiyetinde kalmaktadır.
Ve referandumda başarılı olacak herhangi bir taraf, bunun adını demokrasi koyup, bölgeye ve dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkışacaklardır. Halbuki demokrasinin “D’si” bu ülke topraklarına bir türlü uğramış değildir.
Referandum propagandaları bu doğrultuda devam ederken, diğer taraftan “Evetçi” entelektüeller büyük bir takkiye yaparak, Türkiye asıl şimdi gerçek demokratik yapıya geçecektir deyip, hayal ettikleri Osmanlı Hanedanlık Şeriat sisteminin adını halka demokrasi olarak ifade etmektedirler.
Diğer taraftan “Hayırcı” Kemalist entelektüeller ise, biz bu ülkeyi yokluk ve yoksulluk içerisinde var ettik, bunun yok edilmesine asla göz yumamayız diyerek, eski tıkanmış ve işlemez sistemde ısrarlarını sürdürmeleri, her iki anlayışın da bu ülkeye hiçbir faydalarının olmayacağı şimdiden anlaşılmaktadır.
Yaklaşık yüz yıldan daha fazla Türkiye toplumunun yaşamını ve geleceğini belirleyen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gibi siyasi anlayışlar, gerçek demokrasiden nasiplerini almadıkları için, nerede tıkandıklarını ve hangi politikalarının yanlış olduğunu halktan ve kamuoyundan sürekli saklamaktadırlar.
Bu da adeta kaçak dövüş yapan Boksörler gibi, genelde birbirlerinin açığını bulup nakavt etmeye çalışmaktadırlar. Ve böylece ağır suçlayıcı ifadelerle iktidara geldiklerinde, devletin kaynaklarını yandaşları olan dalkavuklarla paylaşmanın dışında başka bir amaçlarının olmadığını söylemek, haksızlık olmasa gerek.
Türkiye’de etkin olan benzer tüm siyasi anlayışlar, yıllardır ilkesiz ve yalan siyaset yapmaları neticesinde, sorunların büyüyerek devam etmesi mevcut siyasilerin samimiyetsizliklerinin en açık ifadesi değil midir? Çünkü halkın sorunlarına doğru ve gerçekçi hiçbir çözüm getirmemişlerdir.
Tek yaptıkları iş, oligarşik şekilde örgütlenmiş olan yandaşlarına devletin kaynaklarını peşkeş çekmek olmuştur. Şimdi gelelim her iki partinin halktan sakladıkları sirlarin neler olduğuna. Önce iktidar partisinden başlayabiliriz.
Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) gibi düşünen dindar kesimin hemen hemen hepsi, bugüne kadar ki gerçek siyasi hedeflerinde, bir an evvel Arap İslam Şeriat sistemine geçmeyi hayal etmektedirler.
Şayet bu olmaz ise, en azından Osmanlı’nın İslam Şeriat sistemini uygulamak için el altından her türlü çalışmayı sürdürdükleri ortadadır. Buna rağmen belirtilen dini siyasi anlayışlar, gerçek hedeflerini bugüne kadar halktan ve kamuoyundan neden gizleyerek devam ettirmektedirler?
Birinci yanıt; mevcut devlet yapısında tam anlamıyla şeriat sistemine geçmenin önünde büyük bir Anayasal engelin varlığıdır. Bu engeli aşmak için ya doğrudan askeri darbe gereklidir veya zamana yayıp ortamı gelinceye kadar beklemektir.
İkinci yanıtsa; Türkiye toplumunun üst kültürel ve ulusal yapısı Türklük ve Türkçe üzerine oluşmasından kaynaklı, doğrudan veya açıktan Arap İslam Şeriatına geçiş propagandası yapılmasının büyük bir tepki doğuracağından çekinilmesidir.
Ve üçüncü yanıt; doğrudan Arap İslam Şeriatına geçilmesi durumunda, kendini Türk gören çoğunluğun bu değişimle, öz dil ve ulusal kültürünü yeniden kaybedeceği endişesiyle İslam’dan uzaklaşılacağı hesap edilmektedir. Dinci kesim, bu ifade edilen nedenlerden çekinmeseler, en kısa zamanda ve açıktan Arap İslam Şeriatına geçeceklerdir.
Onun için AKP’nin üst düzey yöneticilerinden en alttaki yetkililerine kadar hepsi, hayallerindeki Şeriat sistemine geçmek için mümkün olduğunca zamana yayarak uygun ortamı beklemektedirler.
Düşündükleri şartların oluşmasını beklerken de çok sıkı bir Cumhuriyetçi ve Atatürk’e saygı duyduklarını söyleyip takiye yaparak sürdürmektedirler. Böylece gerçek düşüncelerini sürekli halktan ve kamuoyundan gizlemektedirler.
Örneğin mevcut iktidar daha düne kadar FETÖ terör örgütüyle can ciğer kuzu sarması şeklindeki ortaklıklarında, ne istediniz de vermedik ifadeleri tarihe düşen en büyük kanıt niteliğindedir. Bu iki dinci anlayış, makam ve kimin kime tabi olma noktasında anlaşamadıklarından şimdi birbirlerine düşman gibi davranmaktadırlar. Ancak çok kısa süre içerisinde tekrar birleşeceklerinden kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Unutmayalım ki, FET֒nün yaptığı darbenin değişik versiyonunu bu defa, Adalet ve Kalınma Partisi (AKP) halka gidiyorum adı altında, popilizm oyunlarıyla Arap İslam Şeriat Cumhuriyetini ilan edecektir. Bu düşüncelerimizin doğruluğunu şu icraat ve politikalar açık şekilde kanıtlamaktadır.
Köprü, cadde, kurum ve kuruluşların isimlerini sürekli Arapça veya Arapçayı çağrıştıran kelime ve cümlelerle adlandırmaları. Aynı şekilde her mahalle ve şehrin önemli merkezlerine ihtiyaç olmadığı halde, Cami ve benzeri dini kuruluşları yaparak çoğaltmaları.
Tüm kamu ve özel kuruluşlarda mescit ya da cami şeklinde bölümlerin mantar gibi çoğaltılması. Eğitim kurumlarında sürekli Arapça ve Araplaştırmaya doğru yönlendiren program ve planların hayata geçirilmesi. Din hizmetler adı altında tüm kurumlara dini personel yerleştirilmesi. İmam Hatip Okullarını Meslek Lisesinden çıkarıp, en itibarlı Anadolu İmam Hatip Okulları konumuna getirilmesi.
Ve günlük olarak kullanılan Türkçe kelimeler yerine, Arapça hayırlı sabahlar, hayırlı cumalar, inşallah, maşallah, hayırlara vesile ola gibi daha binlerce Arapça kelimelerin kullanılması ve teşvik edilmesi, durup dururken yapılan şeyler değildir.
Tüm bunlar Arap İslam Şeriat özleminin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. İşte bu yüzden AKP’li “Evetçiler”, FETÖ gibi gerçek düşüncelerini halktan ve kamuoyundan sürekli gizleyerek dolaylı şekilde hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. “Hayırcı” CHP’lilere gelince.
Kemalist Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise, ilk varoluş tarihinden bugüne kadar Türkiye halkına kazandırdıklarını her seferinde gurur duyarak anlatmalarına rağmen, yanlışlarını ve de sistemi tıkayan siyasi politikalarının neler olduğunu hiçbir zaman açık yüreklikle halkla ve kamuoyuyla paylaşmamışlardır. Bunun nedeni ise yeterli bir siyasi felsefeye sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır.
Çünkü Cumhuriyetin temelini oluşturan Atatürk ilkeleri; “Türkçe Eğitimin” dışında, diğer tüm alanlarda tam bir karmaşa ve kaosu içeren düşünceye sahiptir. Ve tam olarak ne laik ne şeriat ne de demokrasi olmayan, doğrusu ne o olduğu bilinmeyen bir hiçleştirmeden başka bir şey değildir.
Örneğin bir devlet laikse; laik bir devlette, devletin resmi dini asla olamaz. Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı ve tüm faaliyetleri, Türkiye’nin yarı Şeriat bir devlet olduğunu göstermeye yetmektedir.
Ve İslam’ı resmi devlet dini olarak kabul edip, diğer farklı din ve inançların inkâr ve yasak edilmesi. Benzer şekilde Kemalizm’in dışında farklı siyasi düşüncenin yasaklanarak pranga vurulmuş olması gibi daha nice olumsuz siyasal pratikleri saymak mümkündür. Tüm bunlar silah zoruyla bugünlere getirilen Cumhuriyetin artık ayakta durmayacak noktaya geldiğinin en açık ifadesi değil midir? CHP’nin bu yanlış politikaları yüzünden devlet sistemi tamamen tıkanmış durumdadır.
Bunu fırsat bilen AKP gibi dinci siyasi anlayışlarsa, devlet sisteminin yeniliğe ihtiyacı var diyerek, tıkanılan noktaların birçoğunu kendi ideolojilerine yarayacak şekilde halka anlatmasıyla, kendisine önemli derecede taban ve taraftar bulmaktadır.
CHP ise; hâlâ o eski bildik tek din, tek dil, tek düşünce ve tek ırk gericiliğinde ısrarını sürdürüp, bu tür yanlış politik ilkelerini halktan ve kamuoyundan sakladıkça, AKP gibi anlayışlar, CHP’yi rahatlıkla yok edecektir.
İşte tüm bu ifade edilenler yüzünden, her iki “Evetçi ve “Hayırcı” siyasi yapı, gerçekleri halktan saklamaya devam ettikleri sürece, referandum sonucunda ne çıkarsa çıksın, asla Türkiye’nin yararına olmayacaktır.
Çünkü her iki siyasi anlayışta, devleti tıkayan siyasal sorunlara doğru ve gerçekçi hiçbir çözüm planları icat etmiş değillerdir. Sürekli yalan ve kaçak siyasetten medet umarak varlıklarını sürdürmektedirler.


Cemal Zöngür









Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türkiye'nin Suriye ve Fırat Kalkanı Politikası İflas mı Etti?
Katar'la Ne Yapılmak İsteniyor?
21. Yüzyıl ve Sosyalistlerin Çıkmazı

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir
Sayın Başbakan Binali Yıldırım, Alevi Kültürünü Ne Kadar Tanımıştır?
Halka Götürülen Her Oylama Demokratik Midir?
Anayasa Değişikliğinin Yarattığı Umutlar ve Uçurumları..!
Fetö, Deaş ve Kenan Evren Kardeşliğinin Tarihçesi
Türkiye Halkına Tek Soru; Demokrasiden Ne Anlıyorsunuz?
Bu Hezeyanla Türkiye Nereye Gidiyor?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Avrupa'daki Türklerin Yaşamı ve Dünyaya Bakışları [İnceleme]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.