..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. -Puşkin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm > Ömer Faruk Hüsmüllü




13 Ağustos 2018
Çapulcu Manyak - 24  
Ömer Faruk Hüsmüllü
Bir gün, gene kırlarda dolaşıyoruz. Biraz yüksekçe bir yerden ben önde o arkada iniyoruz. Ben düzlüğe çıkınca arkama dönüp baktım, o daha tümseğin yarısındaydı ve adeta çakılı kalmış gibi duruyordu.


:IC:


Eve kendimi zor attım, esnemekten çenem ağrıyordu. Hemen yattım. Uyumuşum. Aylardır hasret kaldığım uyku işte beni kucaklamıştı. Rüya da gördüm. Aslında gördüğüm kırk-elli sene önce yaşadığım bir olaydı. Unutulmuş, gitmiş; beynimin bir köşesine saklanıp kalmış bir olay: Genç bir delikanlıyım. Çok güzel bir kızla arkadaşız. Arkadaşız diyorum da, aslında ben daha ilerisini istiyorum. Sevgili olmanın hayali içindeyim. O, duygularımı anlasa da fark etmemiş gibi davranıyor. Her konuda konuşuyoruz, fırsat buldukça birlikte sinemaya gidiyoruz, kırlarda dolaşıyoruz. Kızın sesi çok güzel; bana şarkılar söylüyor, başkaları onun sesini duyduğunda dikkat kesilip dinliyor. Yabancıların onu dinlemesini kıskanıyorum, hemen yüzümü asıyorum. Bozulduğumu anlayınca susuyor.
     Bir gün, gene kırlarda dolaşıyoruz. Biraz yüksekçe bir yerden ben önde o arkada iniyoruz. Ben düzlüğe çıkınca arkama dönüp baktım, o daha tümseğin yarısındaydı ve adeta çakılı kalmış gibi duruyordu. Anlaşılan inmekte zorlanıyordu. Beklemesini, yanına gelip inmesine yardım edeceğimi söyledim. Kabul etmedi, iki-üç adım attı ve tökezledi. Kollarımı açıp onu tutmak istedim, ikimiz birden yere yuvarlandık. O üstte ben altta. Yumuşacık bir bedeni olduğunu hissetim, saçlarının birazı ağzıma girdi, nefesi çok hoş kokuyordu. Yattığımız yerde öylece durduk bir müddet; sonra o altta ben üstte dakikalarca yattık. Bedeniminde adeta bir elektrik akımı dolaşıyor, damarlarımdaki kan son hızla her tarafımı dolaşıyordu.
     Ayağa kalktığımızda ikimiz de mahcubiyetten birbirimizin yüzüne bakamıyorduk. Kötü bir şey yapmamıştık, ama haz duymayı suç olarak kabul ediyorduk. Hiç konuşmadan yola çıktık, evlerinin sokağına gelince bakışarak vedalaştık.
     Sonraki günlerde de düştüğümüz o yere defalarca gittik, bedenlerimiz yapışık saatlerce bekledik ve bir gün güdülerimize teslim olup cinsel birliktelik yaşadık. Ama bu cinsel birlikteliğimiz ilk ve son oldu.
     Onu aylarca, hatta yıllarca aradım, bulamadım. Ne olmuştu ona, nereye gitmişti, neden bana haber vermemişti? Bir gün, evlerinin boşaldığını, camına “kiralık” yazısı asıldığını gördüm. Buna rağmen ben sık sık oraya gittim. Onun kayboluşundan bir yıl kadar sonra ruhsal dengem bozuldu; hastane ve doktor kapılarını aşındırmaya başladım. Belki de manyaklığımı başlatan üzerime düşen yıldırım değil de bu olaydı!
     Uyandığımda onun o güzel yüzü gözlerimin önündeydi. Onunla yaşadığımız o hatıralar hayatta en çok mutlu olduğum anlardı. Keşke uyanmasaydım, hep onun olduğu rüyayı görerek sonsuzluğa kadar uyusaydım!
     Dışarı çıktım. Evin bazı ihtiyaçlarını alacaktım. Büyük bir marketin reyonlarına bakınıyorum. Bir el omzuma dokundu, arkama döndüm baktım: Yaşlı bir kadın, yüzü kırışık, saçları bembeyaz, etek ceket giymiş. Kibar bir hanımefendiye benziyor.
     -Affedersiniz, rahatsız ettim, dedi. Cevap verdim:
     -Rica ederim. Buyrun!
     -Beni tanımadınız mı? Oysa ben sizi boğazınızın sol tarafındaki ameliyat izinden tanıdım.
     -Kusura bakmayın ama kim olduğunuzu çıkaramadım, desem de nefesinin kokusundan O olduğunu anlamıştım. Yıllar sonra, işte karşımdaydı; ama ben bugünkü yaşlı kadını değil, o güzel kızı zihnimde canlandırmıştım ve O'nu yaşatacaktım.
     Kadının yanından ayrıldım, hiç bir şey almadan marketi terk ettim. İşte, o lanet büyücü kadının dedikleri doğru çıkmıştı. Çünkü “Rüyada gördüklerinin çoğu gerçekleşecek” demişti. Gidip onu tekrar görmeli miyim? Karar veremedim.
(Devam edecek...)



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın 1. bölüm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Memleketimin Delileri - 1
Memleketimin Delileri - 2
Demokratik Deliler Devleti - 37 (Son Bölüm)
Göçe Göçe - Köyümüz Yok Olmuş - 48 (Son Bölüm)
Demokratik Deliler Devleti - 36
Göçe Göçe - Dedemi Bir Daha Görmedim - 47
Göçe Göçe - 10
Göçe Göçe - Asker Göçmenlere Ateş Açtıı - 26
Demokratik Deliler Devleti - 29
Göçe Göçe - Göçerken Düğün Yapmışlar - 42

Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Romanın Anatomisi: Mağaranın Kamburu
Bir Edebiyatçı Gözüyle Mağaranın Kamburu - Yorum: 4
Bir Felsefeci’nin Kaleminden Mağaranın Kamburu – Yorum: 6
Mağaranın Kamburu
Ücretsiz Kitap Dağıtabileceğim İstanbul’da Bir Mekan Arıyorum
Bir Anı Defteri Buldum - Roman
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri - 2
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri - 3
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri
Bu Kitaptan da 100 Tanesi Ücretsiz!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]
Elem Bağları [Şiir]
Toprağın Oğlu [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.