..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Başkaldırı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Bir Falcıya İnandım
Orhan Bani
Şiir > Aşk ve Romantizm

Çoktan giderdim senden,kaçardım ben sevginden Bir falcıya inandım,ölüyorum derdinden o na açtım elimi,anlat dedi derdini,ben de biliyorum dedi Dağlar kadar sevgini Ben gibi seviyormuş,Leyla sı yakmış onu çöl de gezer dururmuş,hüsranmış onun sonu Dedim; falcı sus artık,ben mecnundan dertliyim Gönlüm daim duada, Allah tan ümitliyim Çok defa gidecektim,hiç bakmadan ardıma Bir ümidim Allah tan,gelir bana yardıma Bir falcı ya inandım, o da s

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Başkaldırı
 Salome'nin Hikayesi  (CEM AKKILIÇ)

Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken, Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..." http://cakkilic.blogspot.com/
 Tecavüz Hikayeleri  (ASLI)

Ruh Tecavüzcüleri Beyin Tecavüzcüleri Özel Hayat Tecavüzcüleri Ne olmalı cezanız?
 Savaşçının İntikamı  (Hüsrev Özel)

- Etrafına baksana, iyi bak, çevrendeki altın çerçeveli evlerde camlar açık ve karanlıkta bir kenara çekilmiş olan, yarınlardan ümitsiz, hedeflerini, hayatlarının anlamlarını kaybetmiş insanları görmüyor musun?
 Öldürmek  (İbrahim Halil Almas)

Toplumun irrasyonel inançları yüzünden insanlar her zaman sıkıntı çekmişti. Hala çekiyor ve gelecekte de çekecek.
 Yok Et Beni, Haydar Efendi!  (Aydan Okurer)

Parka girdiğimde, susuzluktan dilim damağıma yapışmıştı. Öyle yorgun, öyle bitkin düşmüştüm ki, gördüğüm ilk boş banka atıverdim kendimi. İki adımlık yol yürümeyle bile tükenmiş, dizlerimin bağı çözülmüştü. Başım dönüyor, kalbim bir acayip atıyordu. Gözlerimi kapatıp bir süre hiç kımıldamadan oturdum. Bu arada derin derin nefes alıp veriyor, kendime gelmeye çalışıyordum.
 Timsah Kıkı İle Hacer  (Serdar Yıldırım)

Timsah Kıkı, Nil Nehri’nin kıyısında dinlenirken, duyduğu çığlıklarla yerinden fırladı. Hemen bir kayanın üstüne çıkıp etrafına bakındı. Bir çocuk akıntıya kapılmış sürüklenirken, karşı kıyıda insanlar koşarak çocuğu izliyordu.
 Hırsız Kim?  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Köpek bir sen iki…Git işine be!Ben kendim açlıktan ölüyorum.dedi.Genç bu bağırmadan korktu ve hızla uzaklaştı.Avni’nin tepesi atmıştı.Öfkeli bir şekilde gencin arkasından baktı.Aynı kişi bir başka adamdan da para istiyordu ve hayrettir ki adam cebinden çıkarıp veriyordu. Bu gözlem Avni’ye yol gösterdi ve aynı yöntemle para toplamaya başladı.
 Devrik Hayatlar  (Dogan Can Akyildiz)

Eriyorum çayda eriyen şeker gibi ve yok oluyorum hayattan .
 Kısmet  (ERDEN ERKİN)

Aniden sıçradı uzandığı yerden. Gidecekti buralardan. İstanbul'a, dayısının yanına gidecekti. ERDEN ERKİN
10 
 Sevgisiz Sevgi  (Hakan Yozcu)

Peki sevgisiz sevgi olur mu? Sevmeden sevmek. Veya sevmediği halde sever gibi görünmek. Veya sevdiği halde, sevmemek. Adını varın siz koyun. Dedik ya ailelerde sevgi önemlidir. Bir baba düşünün. Gözünü para hırsı bürümüş. Varsa yoksa para. Başka bir şey düşünmemiş. Çocuklarının her bir ihtiyacını karşılamış. Bir dediklerini iki etmemiş. Onlar ne istemişse, on katı fazlasını almış. Çünkü maddi yönden hiçbir sıkıntı çekmemiş. Ve çocuklarına da çektirmemiş. Ama gelin görün ki, ömrü boyunca o çocuklarıyla bir gün dahi oturup oynamamış.
11 
 Sessizce  (Pınar Şafak)

-------------------------------------------------------------------------------- Keskin, metalik bir koku vardı rüzgarda. Bu koku herşeyi bastırıyordu. Çürümüş tahta kapıların, yol kenarındaki çöplerin, kadınların ve erkeklerin parfümlerinin kokularını
12 
 Ben Bandırma Vapuruyum  (Serdar Yıldırım)

Karadeniz'in hırçın dalgaları arasında yıllara meydan okuyan bir eski Bandırma Vapuru'yum. Nice zamandır liman liman gittim, geldim. Binlerce, on binlerce yolcu taşıdım. Onların konuşmalarını istemeyerek de olsa dinledim. Dertlerini derdim bildim. Onlar hiçbir zaman bunun farkında olmadılar yani beni fark etmediler. Ders kitaplarında ve pek çok kitapta, gazetede adıma defalarca rast gelmişsinizdir. Bundan sonra da rast geleceksiniz, bunu biliyorum. Ey gelecek yeni nesiller, sizi inanamayacağınız kadar büyük ve görkemli bir sevgiyle kucaklıyorum.
13 
 Sevimli Sürüngen Gabon'un Macerası  (Serdar Yıldırım)

Günlerdir hiçbir şey yemeyen Gabon haliyle çok acıkmıştı. Dışarı çıkar çıkmaz çatallı dilini dışarı çıkardı, yani koku alma organını. Bu organ, en küçük ısı kaynaklarını bile algılayabilir ve yerini belirleyebilirdi. Bu nedenle bütün sıcakkanlı hayvanların gizlendikleri yerleri bulabilir ve onları avlayabilirdi. Bu altıncı duyu özellikle gece avlanmaları sırasında çok yararlı oluyordu. İşte şimdi geceydi ve Gabon’un çatallı dili dışarıdaydı. Ormanda zik zaklar çizerek hırsla ilerleyen Gabon bir ısı kaynağı fark etmekte gecikmedi. Çalılar arasında, toprağın altında, girişi taşlarla ustaca kapatılmış fare yuvasına dalan Gabon korkudan taş kesilmiş büyüklü-küçüklü beş fareyi birkaç dakikada midesine indirdi. Baklavaları yutmuştu ama tam doymamıştı. Daha sonra birkaç kertenkele ve bir köstebek avlayan Gabon yediklerini sindirmek için kayalıklar arasında uygun bir yer bulup dinlenmeye çekildi.
14 
 Reddediyoruz!  (Abuzer Yalçın)

Telefondaki alarmın sesiyle irkildi. El yordamıyla telefonu bulup alarmı kapattı. Yüzünü yorgandan dışarıya çıkardığında odanın soğukluğunu daha iyi hisseder oldu. Dönüp uyumak istiyordu ama servisi kaçırırsa işe yetişme şansı yoktu.
15 
 Bir Gün Mutlaka!  (Necmettin Yalcinkaya)

Anne başını kaldırarak yıldızlara baktı. Yıldızlar da anneye. Anne daha bir güçlüydü kancık yalnızlığa karşı, yıldızlar daha parlak. Yüreği dudağında en dipteki yıldıza bakarak;
16 
 İran’dan Acı Bir Aşk Hikâyesi   (Hakan Yozcu)

Bu hikâyede de farklı bir tat, farklı bir duygu, farklı bir düşünce bulacağınıza inanıyorum. Sayın Şirin Bal’a teşekkür ediyorum: “İran'daki devrim yasalarına göre "fuhuş'un cezası idam'dır.” Bir erkekle birlikte görülen kadın, erkeğin eşi ya da birinci derecede akrabası olduğunu ispat edemediği takdirde fuhuş sayılarak cezalandırılır.
17 
 Halilo  (CANER TEK)

Katıksız, saf bir sevgiydi onun ki. Osmanlı'nın Madenleri yabancılaştırmasına direnen, Zalimin karşısında, iyinin yanında olan. Yaşamış ve ölene kadar sevgisini kanıtlamış bir efsane...
18 
 Baba Kerim...  (KERİM ÖZBEKLER)

Hicri 1075 miladi 1665 senelerinde dağda görülmüştür, eşkiyalık yapan zeybeklerdendir. Başlangıçta meşhur olmamakla beraber sonradan iyice azıtmış ve ismini duyurmuştur, Sultanhisar'ın Salavatlı Kasabasından 1-2 kişiyi öldürdüğü bilinmektedir. Takibine memur edilen Dünya Ağa Kerim Çetesinide pusuya düşürerek ortadan kaldırmıştır, bunun üzerine Dünya Ağa başka zeybekleklerle birleşmiştir. Baba Kerim zamanında çevreye öylesine büyük korkular salmıştır ki Sultanhisar Kadısı başta olmak üzere bir çok kişi Aydın'a göçmek zorunda kalmıştır, onu bunu soyarak ve haraç alarak epey zengin olmuştur.
19 
 İnsan Yiyen Bitki  (Serdar Yıldırım)

Güneş Otel sahibi Ali Bulut otelin bahçesine büyük bir sera yaptırmış ve bu serada tropikal bitkiler yetiştiriyordu. Afrika’dan getirilen et yiyen bir bitki vardı ki, Ali Bulut, onun dört yıldır bir santim bile büyümediğinden yakınırdı. Et yiyordu, balık yiyordu ama hiç büyümüyordu. Aslında bitkinin büyümesi gerekti ve büyüyordu. Hem öylesine büyümüştü ki, boyu yirmi metreyi geçmişti ama Ali Bulut bunu görememişti. Bitki yukarı değil, aşağı boy atıyordu. Gövde toprak altındaydı. Görünen beyindi. O beyin birkaç ay sonra inanılmaz büyüklükteki gövdeyi harekete geçirecek, bitki insan yiyen bir canavara dönüşecek ve şehrin altını üstüne getirerek etrafa kan ve ölüm saçacaktı.
20 
 Futbolcu Ayka  (Serdar Yıldırım)

Ayka küçük bir çocuktu. Çok seviyordu Ayka futbol oynamayı, top peşinde koşmayı. Ayka’nın maçını seyreden bir yabancı sekiz – on çocuk arasında Ayka’yı hemen fark ederdi. O, maç süresince hiç durmaz, devamlı koşar, forvet oynamasına karşın, gol atmak kadar gol yememenin maç kazanmaktaki önemini bilir ve defanstaki arkadaşlarına sık sık yardıma gelirdi. Ayka gerçekten iyi bir golcüydü. Rakip ceza sahası içinde yakaladığı topları affetmez, gole çevirirdi. Bir maçta üç – dört gol atmak Ayka için sıradan bir olaydı. Arkadaşları arasında yaptıkları maçlarda Ayka şimdiye kadar başı önde sahadan hiç ayrılmamıştı.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Baba Kerim...
KERİM ÖZBEKLER
Öykü > Başkaldırı
Abalı Zeybek...
KERİM ÖZBEKLER
Öykü > Başkaldırı
Body Bizarre
Betty Blue
Öykü > Başkaldırı
Öldürmek
İbrahim Halil Almas
Öykü > Başkaldırı
Futbolcu Ayka
Serdar Yıldırım
Öykü > Başkaldırı
Tavuk Sote
Fatma Kara (Fatoş Kara)
Öykü > Başkaldırı
son Defa
Fatma Kara
Öykü > Başkaldırı
Reddediyoruz!
Abuzer Yalçın
Öykü > Başkaldırı
Ademler ve Havvalar
ayşe kılınç
Öykü > Başkaldırı
Sevgisiz Sevgi
Hakan Yozcu
Öykü > Başkaldırı
Lama ve Puma
Serdar Yıldırım
Öykü > Başkaldırı
İnsan Yiyen Bitki
Serdar Yıldırım
Öykü > Başkaldırı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.