Okul Yolundaki Tank
12 Eylül darbesinin benim o gençlik ruhumda açtığı yaraları anlatan bir anı, bu yazı.
"Yazmak, aslında, 'Ben kimseye güvenmiyorum, o yüzden bunu kendim yapacağım' demenin kibar yoludur." – Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında, 'Ben kimseye güvenmiyorum, o yüzden bunu kendim yapacağım' demenin kibar yoludur." – Virginia Woolf"
12 Eylül darbesinin benim o gençlik ruhumda açtığı yaraları anlatan bir anı, bu yazı.
Yazılanların, yorumu okuyucuya bırakılan pek çok, hem de Piza kulesi kadar doğru konular vardır. Saygılar.
Her kes gözlerini dikmiş
Dağlara bakıyordu.
Keriman, bir gelincik tarlasında yatıyordu,
Perçemi dolanmış kayalıklara
Günlerdir hiçbir şey yemeyen Gabon haliyle çok acıkmıştı. Dışarı çıkar çıkmaz çatallı dilini dışarı çıkardı, yani koku alma organını. Bu organ, en küçük ısı kaynaklarını bile algılayabilir ve yerini belirleyebilirdi. Bu nedenle bütün sıcakkanlı hayvanların gizlendikleri yerleri bulabilir ve onları avlayabilirdi. Bu altıncı duyu özellikle gece avlanmaları sırasında
Bugünkü Türkiye de nereden, nereye gelindiğini, gösteren, özellikle genç neslin ders almalarını
istediğimiz bir anı. Saygılar.
Güneş Otel sahibi Ali Bulut otelin bahçesine büyük bir sera yaptırmış ve bu serada tropikal bitkiler yetiştiriyordu. Afrikadan getirilen et yiyen bir bitki vardı ki, Ali Bulut, onun dört yıldır bir santim bile büyümediğinden yakınırdı. Et yiyordu, balık yiyordu ama hiç büyümüyordu. Aslında bitkinin büyümesi gerekti ve büyüyordu.
Yazıyı kaleme almamda ki en büyük etken edebiyatımızda şair ve yazarların toplumda ki suç işleyen insanlara mahkumlara, yani hırsızlara, katillere, esrarkeşlere bakış açılarında ki acımasız duruştur. Üstelik onları bir vebalı gibi görmeleri, sefil iğrenç yaratıklar diye yaftalayıp toplum dışına iterek adeta tekme tokat dışlayarak sanki bu insanlar yokmuşçasına
yaşamın içindeki en gergin anlardan biri kız isteme, kahramanımız biraz açık sözlü...
tüm savaşlar...ne ve kim adına olursa olsun asla ve asla kutsal değildir,kutsal olan tek şey varsa oda yaşamdır...
Çakıcı Mehmet Efe'den sonra Aydın'ın en güçlü efelerinden birisidir, Osmanoğulları Devleti'nin son günlerinde görülen efelerin bir çoğu bu çetede yer almıştır. Molla Ahmet, en çok Çine-Nazilli-Bozdoğan-Karacasu bölgelerinde dolaşmıştır. Yunan İşgali'nden önce kendisi vurulmuş, kızanları ikiye ayrılmıştır.
On altı Mart 1971 günlerden Salı Lanet olsundu o güne!
Gürçeşme Ortaokulu olağan bir gün yaşıyordu, neredeyse tüm öğretmenler ve öğrenciler üzgündü.
Bir fincan kahve vardı önünde falı kapatılmış. Açmayı unutmuş olduğunu farketti işe daldığından .Kurumuştu ama yine de açtı fal kapalı kalmazdı ne de olsa değil mi? Yudum yudum içilmişti. Hayat gibi. Kimisi öyle yaşamaz mı hayatı keyfekeder. Kimisi dertlenir kederlenir en olmadık şeylere üzülerek .
Hatice Hanım sardunyaları suluyordu. Su sürahiden değil, yüreğinin derinliğinden akıyordu âdeta. Kutsal bir emanetmişler gibi çiçeklere değer veriyor, onları okşuyordu. Gözlerini kapatıp kokularını derin derin içine çekiyor, sonra nefesini salıp bir sihri keşfetmiş gibi gururla:
Vitrinin üzerinde duran ,tamamı camdan mavi melek balığı kızım tarafından çizgi filmdeki, hayalleri gerçek yapan hayal balığına benzetilmişti.
-Anne bu hayal balığına benziyor !
-Evet kızım doğru zaten hayal balığı.
-Neden ?
-Bizim de hayallerimiz var çünkü.
Köy akşamında cırcır böceği sesleri eşliğinde eve dönen Zeynep, yeni diktirdiği elbisesinin mutluluğuyla doluyken, ailesinin sıradan yaşamındaki gerilimlere tanık olur. Doğanın dinginliği ve aile içi çatışmaların kontrastı arasında, genç kızın hayatının bir kesiti sakin bir köy fonunda resmediliyor.
Orta yaşlı bir erkek yürüyordu. Bembeyaz sakalı ona vermesi gereken hoşgörü ve sevimliliği yakıştıramıyor, her an kendinden utanmış kaçacakmış gibi duruyordu. Belli ki bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Sanki yanından biri gelmiyormuşcasına sadece karşıya bakıyor, görünmez bir zincirle beraberinde ki genç kızla aralarındaki mesafe hiç değişmiyordu. Ne önünde, ne
Hooooop ne yapıyorsun kardeşim? Yaaa at mı onlar? Öyle dişlerine filan bakmalar. At, eşek pazarı ilerde bu tezgahta sadece “sanatçı satılıyor”. Sağlıklı olduklarını nasıl mı anlayacaksın? Tövvvvbe Ya Rabbim. Katil eder insanı bunlar yaaaa. Seçip de mi yolluyorsun bunları buraya akşam akşam? İşin iyice suyunu çıkardınız ama. Bu