..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilen sever. -Leonardo da Vinci
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - İronik
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sen Öğrettin
Rasim Yılmaz
Şiir > Aşk ve Romantizm

SEN ÖGRETTİN Elvedaya dikiş atmış kırk yamalı dudaklarda Hep ayrılık sözü varmış bunu bana sen öğrettin. Ah yar hüzünle boğuşup bomboş kalan kucaklarda Yanan sevda közü varmış bunu bana sen öğrettin. Gecenin tam ortasında uykusunu bölenlerin Uyanıp kan ter içinde yaşıyorken ölenlerin. Derdini içine atıp kahkahayla gülenlerin Kan ağlayan gözü varmış bunu bana sen öğrettin. Birikiyor cümlelerin arasında bütün sırlar Yarım olsa ne çı

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > İronik
 Anne Cennette Yemek Var mı?  (Emine Pişiren)

" Anne babamla abim nereye gittiler?" Anne ağıtını dudak uçlarında donduruyor: " Onlar gitti kızım, onlar gittiiii..." " Nereye gittiler anne?" Anne yutkunuyor. Nasıl dese yavrusuna da onu ikna etse? Kendince en mantıklı yanıtı seçiyor aklının havuzundan: " Onlar cennete gittiler yavrum."
 Duygu Dökümanı  (selim çok)

sıcak dudaklarını tuzlu tuzlu öpmeyi düşünmediğimi zannet ,ya da elini kalbine sapladığımı. Elveda barış...heryerde savaş...
 İletişim  (seçkin gündüz)

İçeriye girer girmez arkadaşlarının masasına yöneldi: “Duydunuz mu; dün akşam muhtarın eşi mutfakta patlıcan kızartırken tavadaki yağ alev almış, oğlu yetişip kilimle söndürmüş. Az önce kadıncağızı gördüm; neyse ki yalnızca kirpikleri, kaşları yanmış. ” “Kim?” “Nerde?” “Ne zaman? “N’olmuş?” “Nasıl yani?”
 Maçakızı  (selim çok)

gözlerim öyle ıslaktır ki silinme gereksinimini unutmuştur
 Saman Altından Aşk Yürürse  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Birşeyler kaçırmış olmalıyım. Ne insanları, ne de ilişkileri anlamaya mecaalim yetmez olmuş. Ben bütün altmışikilerden tavşan olur sanırdım, meğer timsah yapanlar da varmış. En iyisi ben gidip seksenbeşten dinozor olayım...
 Kedi Gözü  (selim çok)

Yalnızlığım devam ediyordu.çıldırıyordum.şarap içip kusuyordum.kedi gözüyle tırmaladığım hayat.kahvehaneler,kahveler,neskahveler,kavgalar,serseriler arasında yalnızlığım...
 Yak Bir Puro!  (selim çok)

Adam denilen şahsın hayatı daha detaylı bir şekilde öğrendiği kayınpederi içeri dalıvermişti.kapıyı tıklatmak nezaketini hiçbir zaman göstermediği damadının odasına.kayınpederin şu anki hali yaralı bir ispanyol bogasından çok,hayallerde tasavvur edilecek rüküş bir galaksi-burç boğasını andırıyordu.
 Aşk acıtır  (Elena ADYEJ)

Aslında sevgili olduklarından, daha da önemlisi beraber yaşamaya başladıklarından bu yana birbirleriyle ilgili her şeyi biliyorlardı. Birden bire olmamıştı tabi ki, yavaş yavaş öğrenip keşfetmişlerdi birbirlerini. Ama acaba bir insan diğeriyle ilgili
 Makineye Hoşgeldin  (selim çok)

gronland’da şükür namazı kılan susuz bir nesil olarak buzdağının kayınpederine şükrettik.solaçık mevkisinden gelen bir havan topunun yere bıraktığı göz iriliğinde bir özlem ise arkamızdan hiç ayrılmadı.
10 
 İdam İsteriz  (Şenol Durmuş)

Bu çığlıkları duyduğum da kulaklarıma inanamamıştım. Ulu Tanrım bu gerçek miydi ? Bu sesler benim için mi çıkıyordu..
11 
 Hamiline Yazılı Çek Olmuş Şu Papağan Dünya  (selim çok)

ama realist listeler ortadaydı.soygunların kokusu çeşitli çaptaki sifonlarla giderilemediği için ruhlarımız göçük altında kalmıştı.
12 
 Destan İsteyenlere İşte Destan (21 Mart Nevruz)  (Leyla ÜNAL)

Buzul çağı tekrar gelirse dünyamıza sebebi sensin ey insan evladı
13 
 Hasret!  (YETER ÖZHAL)

Elimi tutmasından bile tiksiniyordum. Sonunda tek celsede tekmeyi bastım ve bitirdim. Bu hep böyle devam etti. Dış güzelliğimden etkilenen erkekler, bana iltifatlar yağdırıp kur yapıyor, benim ilgimi çekmek için flörtüz davranışlar sergiliyorlardı. Kimi ilgimi çekiyordu, kimi de silinip gidiyordu. Ve hatta aynı anda iki çocukla çıktığım dönemler bile yaşadım. Deli dolu gidiyordu hayat. Gül, eğlen, dans et, sıkıl ve ayrıl. Ta ki üçüncü sınıfta tanıştığım Buse ismindeki kıza kadar. Her şey bir anda değişti.
14 
 Baldır Ezmesi ve Sığır Dinamosu  (selim çok)

ne gam! Ne hayat! Bir ızgara,balık bayat! ...
15 
 Beni Aşan veya Dışa Taşan Duygular  (Haydar Köprülüoğlu)

Realitesi içinde düşündüklerimi söylüyorum. Anayasası dışında oluşmuş bir sistem. Saygılar.
16 
 Bir Memleketin Dönüşüm Hikâyesi  (Kâmuran Esen)

Yıllar sonra büyükler çocuklarına, torunlarına; özgür bir milletin nasıl köleye dönüştüğünün öyküsünü anlatmışlar. Ülkelerinin eski günlerine duydukları özlemi, bu öyküyle gidermeye çalışmışlar. Öyküyü anlatan büyükler; “Aslında, öyküdeki memleket bizim memleketimiz. Yavaş yavaş gelen tehlikeyi görmeyen, görmezden gelen eşekler de bizleriz,” diyememişler. Utanmışlar.
17 
 Ben Kimim Ki!  (Nezihe ALTUĞ)

‘Ben kimim ki’ lere dönüştürelim mi? İçimiz de var olan yalnızlığımızı da önce ailemize bağlanarak, sonrada; insanın kendi özüne yabancılaşmasını sağlayan bu düzenin insanları olarak, iyi bir insan olma özelliğini yaşamın her alanında uygulayan bireylerin yaşadığı bir ülke yaratalım mı? Ha! ne dersiniz?
18 
 Dilenciler Köyü  (Şenol Durmuş)

Yaşlı dilenci inatla, ısrarla iddia ediyordu. Güya zamanında bu yerde tek bir dilenci bile yoktu. Öyle ise eğer eski dönemde küçücük bir köy olan bu koca şehrin bu ilçesinde tüm ahali nasıl dilenci olmuştu?.. İddiasına göre eski dönemin insanları yokluğa, sefalete rağmen onurlu insanlardı. Üstelik o onurlu insanlar hayatında hiç dilenci görmemişti. Sadece göçebe çingeneler arada bir köyden geçerken dileniyordu. Onları da zaten herkes iyi tanırdı. Onlar sonsuz yolculuklara çıkmış göçer insanlar sınıfıydı.Geçtikleri köylerden, kasabalardan yardım talep ederlerdi. Ekmek, yumurta, şeker isterdi çingene kadınları. Şartların zorluğundan olacakki hırsızlıkta olağan bir durumdu. Duruma göre katil olmakta, hiç sorun değildi.
19 
 Gerçek?  (Guvercin)

Anahtarlar hep masanın üstünde..
20 
 Kaldırım Taşları 1  (Yaşar ÇETİNKAYA)

Çok geçmedi bu hal üzerinden. Belki beş, belki de on dakika... Yirmi metre ileride, Bereket fırınının hemen önünde iki adamın bağrışmaları kulağıma çarptı. Yanlarında bordo renkli bir araç vardı. Bir kişi de aracın içinden bir şeyler söylüyordu onlara. Bağrışmaların şiddeti de gittikçe artıyordu.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Maçakızı
selim çok
Öykü > İronik
Duygu Dökümanı
selim çok
Öykü > İronik
Kedi Gözü
selim çok
Öykü > İronik
Yak Bir Puro!
selim çok
Öykü > İronik
İdam İsteriz
Şenol Durmuş
Öykü > İronik
İletişim
seçkin gündüz
Öykü > İronik
Hasret!
YETER ÖZHAL
Öykü > İronik
İftira
serdar adem işler
Öykü > İronik
Tanrısal Ceza
Songül Şiar
Öykü > İronik
Kalleş Avrupalı!
Mudi Beya
Öykü > İronik

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © , 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.