Oysa Yozlasir Herkes
Cozum partiler ve siyasi goruslerde mi yoksa bireylerin kendisinde mi?
"Gerçek şu ki, dünya zaten yalanlarla dolu, benim bir tane daha eklememe ne gerek var?" - Oscar Wilde"
"Gerçek şu ki, dünya zaten yalanlarla dolu, benim bir tane daha eklememe ne gerek var?" - Oscar Wilde"
Cozum partiler ve siyasi goruslerde mi yoksa bireylerin kendisinde mi?
İlk kez bu adı duymuştuk. Kimdi bu paşa?..Kimdi bu adam?..Anlattığına göre sadece Deniz değil Hava, Kara, Jandarma kuvvetlerinin bütün personeli subayları bu adama hayranmış. Memleketi kurtaracakmış. Hemen hepsi bu kurtarıcıyı bekliyormuş.
Bundan sonrasını dinlemeye gerek yoktu.Hemen bir dolmuşa atlayıp Sirkecideki adı geçen noterin önüne geldim.Boyacıyı bulmak hiç de zor olmadı.Karşı kaldırımda elinde sigarası, gelen geçene arayan gözlerle bakıyordu. Yanına gittim,taburesine oturdum.Ayağımı boya sandığının üzerine uzatmadığımı görünce elindeki fırçanın tersiyle sandığa vurarak:
Bu siteye eklediğimden emin olduğum ama dönüp bakınca bulamadığım bir öyküm.
Realitesi içinde düşündüklerimi söylüyorum. Anayasası dışında oluşmuş bir sistem. Saygılar.
Rıza'yı zar zor ikna ettim ama abim tepki gösterdi. "Yapma Cafer, benim ineklere değme, elleme, gözünün yağını yiyim. Askerliği orada yaptım. Çok acımasız insanlardır bu İstanbullular. Vallahi de billahi. Seni de Rıza'yı da hemi de benim inekleri yer bitirirler."
Gündelik bir olaydan felsefi düşüncelere uzanan, bir çift pembe çorabın yırtılmasıyla başlayan içsel yolculuk. Yazar, değer verdiğimiz eşyalara karşı duygusal bağlarımızı ve onlardan vazgeçemeyişimizi, kayıp ve ayrılık temaları etrafında dokunaklı bir şekilde anlatıyor. Sıradan bir nesne üzerinden yaşamın faniliği ve bağlanmanın anlamını sorgulayan düşünceli bir metin.
Adam denilen şahsın hayatı daha detaylı bir şekilde öğrendiği kayınpederi içeri dalıvermişti.kapıyı tıklatmak nezaketini hiçbir zaman göstermediği damadının odasına.kayınpederin şu anki hali yaralı bir ispanyol bogasından çok,hayallerde tasavvur edilecek rüküş bir galaksi-burç boğasını andırıyordu.
Eminim birçoğunuz benim gibi daha sabahın köründe, aynaya bakar bakmaz gördüğü o bedbin surattan ürküyordur. Asık suratlı, mutsuz bir yüz ifadesi ile bir fotoğraf karşımızda bize bakıyordur. Çevremizde ki insan davranışları, yaşam faktörleri, içinde bulunduğumuz toplum şartları maalesef bu suratı bu hale getirmiştir. Artık kendi yüzümüzden korkar hale
Sözüm ona reisi araya koymuşum. Ara kablo kullanmışım. Bir kere reisle valinin arası neredeyse iki yıldır iyi değil. Fırsatını bulsalar birbirlerini bir kaşık suda boğacaklar.
Dedim ya efendim iftira, hem de kuyruklu cinsinden iftira. Eee boşa dememişler; meyve ağacı taşlanır diye.
" Anne babamla abim nereye gittiler?"
Anne ağıtını dudak uçlarında donduruyor:
" Onlar gitti kızım, onlar gittiiii..."
" Nereye gittiler anne?"
Anne yutkunuyor. Nasıl dese yavrusuna da onu ikna etse? Kendince en mantıklı yanıtı seçiyor aklının havuzundan:
? Bu duman havasını bozar mı? diye dertlenirken ‘O duman senin içinde’ diyen bir ses duyarım. Kapkara dumanlar kaplar çevremi gene o karmakarışık duygular, geçmişin onlarca tozu, yanılmalar, rakamlar, aldanmalar, kelimeler birer kitap sayfası gibi açılıverir. Birde bakarım ki yalnızlık yanı başıma yerleşmiş, ayak, ayak üstüne atmış tıpkı
\- Doğal olarak, çalışa çalışa, sınavları aşa aşa bir mevkiye gelenlerin halka hizmet ettiğini; torpille, haksızlık yaparak gelenlerin halktan hizmet beklediğini
Sen yatağın en dip köşesine büzülmüş öylece yatıyorken ve benim varlığım seni bu derece ilgilendirmezken, ruhumun anaforları sol yanımı burkuyordu.
‘Ben kimim ki’ lere dönüştürelim mi? İçimiz de var olan yalnızlığımızı da önce ailemize bağlanarak, sonrada; insanın kendi özüne yabancılaşmasını sağlayan bu düzenin insanları olarak, iyi bir insan olma özelliğini yaşamın her alanında uygulayan bireylerin yaşadığı bir ülke yaratalım mı? Ha! ne dersiniz?
Bizim insanımızın, günlük hayatta böylesi dostlukları ‘ düşman çatlatıyorlar , diye tanımladığı bilinir. Gizli bilgilerin kulaklara fısıldandığı bu ve benzer dostluklar, tarih yazacak denli önemli olunca kutsanması da gerekir haliyle. Hatta kan akıtmak; yani, kurban kesmek bile gerekebilir.
Ben henüz 22 yaşındaydım. Üniversiteyi yeni bitirmiş ve yaşamın içinde henüz yeni yerimi almıştım. Kuzenim benden 2 yaş küçük ve çok güzel bir yüzü vardı.
Çocukluğunda geçirmiş olduğu çocuk felci onun iskelet sistemini felç etmişti.