..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Şiir, tarihten daha felsefidir ve daha yüksekte durur. -Aristoteles
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Gülmece (Mizah) > Utku Kocak




5 Şubat 2005
Trafik 2  
Utku Kocak
Eve gidersin ağız burun kan içinde, ne oldu diye sorar sizinkiler bir panikle.Sende kaza yaptım dersin.Onlar sanarlarki araba haşat sen içinden zor kurtuldun.Yok öyle birşey; hafif tamponuna dokundurduğun arabanın şöförü, hayvanat bahçesinden kaçmıştır o


:AGBA:
Trafik 2

Ah şimdi bır kolumu camdan çıkarıp, öbür elimle telefonla konuşup, bir yandanda birilerine bağırarak araba kullanmak vardı 18 yaşını beklerken heyecanla, bir yandanda trafiği anlamaya çalışıyorum.Aslında trafiği değilde şöförleri demek istiyorum.Yani çukulata değilde çukulatalı süt(Ne alaka ya?).
     Arabanın ön koltuğuna oturup, kontağı çalıştırınca o artık o değil başka bir Utku başka bir Ahmet olur.Aslında o bir şöför değil Van Gölü Canavarı olmuştur.(Yani karnıbahar değil lahana)???.Artık o kendini bir canavar olmasına rağmen Battal Gazi zannetmektedir ve haberlerde Van Gölü Canavarlarını izlerken onun kendi olduğunun farkında bile değildir.Başlar arabayı kullanmaya ve düğmesi olmamasına rağmen kendini otomatiğe bağlamıştır,her gelene küfretmek, hareket çekmek ve kavga etmek onun için farz olmuştur.Ve kendisine emredilen bu görevleri yerine getirmek onun için çocuk oyuncağıdır.
     Eve gidersin ağız burun kan içinde, ne oldu diye sorar sizinkiler bir panikle.Sende kaza yaptım dersin.Onlar sanarlarki araba haşat sen içinden zor kurtuldun.Yok öyle birşey; hafif tamponuna dokundurduğun arabanın şöförü, hayvanat bahçesinden kaçmıştır o kadar!Ama sen olay bittikten sonra bir kaza ve bir ayı yavrusu hatırlıyorsan çok şanslısın!Hiç bir şey hatırlamama riskinde var!Hani levyeyi yedin kafana, ‘aaa ben kimim, niye hastanedeyim de diyebilirsin!
     Sonra bir de yeşil ışık manyakları var.Onlar yeşil ışığa programlanmış, levyeli robocob ordusudur ve heryerdedirler.Onlar yeşil ışık yandıktan sonra hatta sarı ışıktan sonra 0.85 saniye bekleyebilirler yoksa korna sesi kod adlı, beyin çökertme operasyonlarıyla beyin çökertiler.Ve hareket etmekte biraz gecikirsen şekil ada görüldüğü gibi levyeyle sıcak ilişkilere girebilirsin.
     Evet geldik taksici artı dolmuş sıkıştırmalarına.Nedense bilinmez taksi ve dolmuş şöförleri kendilerini yolların tek sahipleri görürler.Ve seni kendi yollarından çıkarmak isterler.Taksi ’Çekil lan buralar hep bizim,kime sordun girerken!’diyerekten üstüne sürerken sende o arada kaçabilirsen kaçarsın kaçamazsan allah kerim.’Ben taksiciyim, yolda karşıma çıkma, adamı yerim!’şeklindeki yazının takılı olduğu taksiye veya bu yazının dolmuş versiyonunun olduğu dolmuşa çarpabilir ve tekrar levyenin o dillere damaklara destan tadını tadabilir, hatta levyeyle yakın akraba olabilirsiniz.
     Bir anı anlatsamda yazının içine etsem diye aklıma geldi de, hadi edeyim.Geçenlerde Serkan abiyle(Saygı değer kader kardeşim oluyor kendisi) Ankara’ya gittik arabayla.Bir kaza yaptık, hatta yaptırıldık!Bir dolmuş tarafından.Ben arkada yatıyordum ki biranda bir kaza oldu yere yapıştım feleğimi şaşırdım, apıştım ama kalmadım, dışarı çıktım.Sağ ön haşat.Minibüsün teki biz tam sol şeride geçerken yolcu almaya kalktı ve bizde arabayı kurtaramadık.Ve yorumlar yapıldı ‘Kaza geliyorum demezmiş!’.Bize dedi!Daha Ankara’dan içeri girdik ki,ben bir minibüs gördüm ve ‘Ulan Ankara’nın Minibüslerinde bile meymenet yok’ dedim.Evet kaza bize geliyorum dedi.Neyse minibüsün altına girmiştik.Minibüsü indirdik arabanın üstünden polis geldi baktı falan bir adam vardı orda, çok yardımı dokundu bize. Polis tanıdığı çıktı.Böylelikle hiç olmassa polise rüşvet vermedik.Sadece 44milyon lira ceza yazdı!Sadece!Ve bizi ona bişeyler atmadığımız için 8 de 8 suçlu buldu.Suçlu bizdik ani frenle yolcu almaya duran minibüs şöförü değil!(Allahtan arabanın kaskosu var... ve allahtan minübüsçü suçsuz, birde suçlu olsa ne yapacaktık.)
     Evet trafik polisleri denen insanlık dışı varlıklara geçiyorum, hazır zamanı gelmişken.Trafik Polisi’nin tek amacı nedir?(Bilmiyorum nedir?)Trafik polisinin tek amacı maaş dışı parayla karnını fazlasıyla doyurup arta kalan parayla da ev,araba almaya çalışmaktır.Pardon düzeltiyorum, çalışmamaktır!Herkesten özür diliyorum, beni affedin.Trafik polisinden nasıl korunurum derseniz, hemen anlatayım.4 sepet soğan, 3 bardak su, hep boş olan benzin deposu (on milyon, on milyon alın benzini.).Veya hepsinin yerine taşşaklı bir tanıdık yeterli olacaktır.Şimdi ulan bu manyak ne diyor, dört sepet soğan, beni nasıl koruyacakki diyorsunuz içinizden.Ama çok yanılmaktasınız.Soğanlar her zaman şöför koltuğunun yanında yani sizin ulaşabileceğiniz bir yerde olmalı.Soğanı polis çevirdiğinde, hemen doğramaya başlayın, soğan yardımıyla ağlayamıyorsanız, hemen suyu yüzünüze serpip, ağlama taklidi yapın, ve başlayın.’Benim 4 çocuğum var hepsini zor doyuruyorum, bokunu yiyim abi, araba da benim değil zaten, şirkete götürüyorum’ veya genç arkadaşlar içinse ‘ben öğrenciyim abi, bak benzinim bile yok, babam paramı zor gönderiyor azım bile kokuyor açlıktan, kokla istiyorsan’ deme suretiyle onlardan kurtulabilirsiniz.Yaratıcılığınızı kullanarak daha da iyi ağlayabilme yöntemleride mevcuttur.Polislerden bir kurtulma yöntemi daha var.Arabanızın ön camına bir sarımsak asıp onlardan daha kolayca kurtulabilirsiniz.Çünkü onlar insan değil, Romanya’dan ülkemize irtica etmiş vampirlerdir.Ama çok dikkatli olun ve görünce, iki parmağınızı artı şeklinde gösterip, varsa kalbine kazık saplamayıda unutmayınız.
     Dersimiz burada bitmiştir.Size biraz olsun ülkemizin trafiğinden bahsettim. Ülkemizin güzel trafiğinde iyi yolculuklar dilerim ve kestane kebap,patlıcan,börek efendim.Birdahaki dersimizde görüşmek üzere hoşçakalın.



U.K.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Gülümsettiniz......
Gönderen: Kâmuran Esen / Bolu/Türkiye
9 Şubat 2005
Merhaba; Konuşur gibi, sohbet eder gibi tarzınız; yazıyı okutturuyor okuyucuya.........Ben bu filmi çok izledim.Ama sizden okumak keyifliydi.Güldüm, ağlanacak halimize....Başarılar dilerim.....Sevgiyle kalın....Kâmuran ESEN




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gülmece (mizah) kümesinde bulunan diğer yazıları...
İnsanlar Garip Yaratıklar
Münasip Bir Yerde İnebilir Miyim?
Maganda Yanı, Teker Üstü
Yaşam Tarifleri

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kutsal Meslek Öğretmenlik
Hayat, Yazı, Hüzün, Mutluluk, Sözler, Beklenti, İlham, Ego
Hırslı Adamın İç Dünyasıyla Savaşı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Orospu [Şiir]
Hacıyatmazlar! [Şiir]
Dizi Hayatım, Hayatım Dizi [Şiir]
Ben O Kaldırımda Yürüyen Çocuk [Şiir]
Elif [Şiir]
İntihar [Şiir]
Türban Mıdır? [Şiir]
Aptalım [Şiir]
Bir Yudum Suya Hasret Bir Kulun [Şiir]
Seller Mucizelerle Doludur [Şiir]


Utku Kocak kimdir?

Ben bir garip yollarda dolanırım Bir aşık, Bir kaşık, Ona buna sataşırım, Ne uslama bilirim, Ne de puslanırım, Açık kapım ardında, Bazende dışarda dolanırım.

Etkilendiği Yazarlar:
Sir Alfred Mehran, Aziz Nesin, MEsut Soyadınıunuttuğumyazar


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Utku Kocak, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.