"Köşeci" Geldiiiii Hanıımmm!
Her ne pahasına olursa olsun, Başbakan’ın uçağında ‘oturma organı’ kadar olan koridorda çekilen, çektirilen fotoğraflar da kadraja girmek için;
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazmak, aslında, 'birazdan önemli bir şey söyleyeceğim' demenin en uzun yoludur." – Oscar Wilde (kurgusal)"
Her ne pahasına olursa olsun, Başbakan’ın uçağında ‘oturma organı’ kadar olan koridorda çekilen, çektirilen fotoğraflar da kadraja girmek için;
İkimizde Özledim Diyemeyecek Kadar Uzak Kaldık Birbirimize...
Ben içimdeki büstü yıktıktan sonra; geriye kalalınını sevdim.
Sor kendine...
Bir büst yaptıysan içinde; yık gitsin...
Geriye kalan bir "hiçse" vur gitsin...
"Hiç" değilse, al gitsin...
Trabzon’un küçük ve denizden ayrı düşmüş bir ilçesi olan Köprübaşı’nın Gündoğan Köyü’nde dünyaya geldim. Beş kardeşin en küçüğüyüm. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım köyümde geçti. İlkokulu Güneşli Köyü’nde, orta ve liseyi Köprübaşı Lisesi’nde okudum. Karadeniz coğrafyasının dik yamaçlarından ve fındıklıklardan yürüyerek sabah akşam gider gelirdik okula. Gidiş geliş
Müminlerin aksine inkarcılar içlerindeki bu kötülüğe teslim olur, nefislerini örter ve tutkularının tutsağı olurlar. Yaşamlarını nefislerinin telkinlerine göre düzenleyen kişiler, adeta içgüdüsel bir yaşam sürerler.
İçi boşaltılan kavramlar
“Orduzu’da eski Ramazan” derken başka neler mi gelir akla.
“Kendi kendine yetmek” Kendi kendine yetmek, demek; teknolojinin henüz çıkmadığı ya da yaygın olmadığı zamanlarda bu gibi yerleşim mekânlarda insanlar, evlerinin avlusundaki çeşmelerde buz gibi su içer ve “katık” dediğimiz besinlerini de bu yerlerde muhafaza ederek soğuk
Ölümün soğuk yüzünü bir kez daha gördüm...
İnsan dünyaya gözünü açtığı an, yaşamı için gerekli olan her şeyi hazır bulur. Her şey korunmaya/beslenmeye muhtaç bu canlının minik boyutlarına ve yaşam koşullarına uygundur. Annesinin sütü dahi doğduğu andaki tüm ihtiyacına yönelik olarak hazırdır.
Yazık! Çok bekleyip, çok umut ettiler seni, mutluluğu... İçimdeki büyümeyen ucube yavrusu, dışımdaki orta yetişkin… Köye gitti onlar. Küfür ede ede, arkalarına bakmadan ve bir veda etmeden meraklı bakışlara gittiler…
Sen hiç ateşböceği gördün mü? sorularının dönüp dolaştığı zamanlar ama ben daha henüz kaz hikayesini duymamışım. İlk öpücük manzaraları ancak ama ancak film sahnelerinde canlanıyor benim için.
Yazabildiklerim; yazamadıklarım ve yazamayacaklarımın yanında o kadar az ki... Cüce gibi görünüyor dev acımın yanındaki kelimeler...Ne anlatsam, ne söylesem boş... Güneşlerin doğduğu evrende seninle kavuşmaya dair umutlarım gri lekelerle dolu, loş... Rahat uyu canözüm annem, hayat katanım, ömrünü adayanım...Elle tutulur, gözle görülür olmasa da; kızının yüreğinde capcanlı yaşıyorsun