Su Uyur, Düşman Uyumaz
"Su uyur, düşman uyumaz"... Bu sebeple; neme lazım, parmakuçlarımı klavyenin tuşlarına hafif hafif bastırarak yazayım da kimsecikler duymasın, görmesin....
"Kitapları yakmakla, düşünceleri yakamazsınız. Sadece daha iyi bir barbekü yaparsınız." - Umberto Eco"
"Kitapları yakmakla, düşünceleri yakamazsınız. Sadece daha iyi bir barbekü yaparsınız." - Umberto Eco"
"Su uyur, düşman uyumaz"... Bu sebeple; neme lazım, parmakuçlarımı klavyenin tuşlarına hafif hafif bastırarak yazayım da kimsecikler duymasın, görmesin....
Aşkı saydamlaştırdığım anıların,
olağanüstü yavaş adımları yüreğimi terk etti bile…
İskender Pala
tıp !
ve herkes susmaz
susmayanları asmazlar,
işte hayat böyle değil.
mevsimlere karşı korumalı insan kendini..
yalnızlık zamanlarına alışılmaz ama yalnızlık tek dostunuzdur başbaşa kalınca şaşırmadığınız
Arap çölleri alev ateş kavruluyordu. Kızgın kumları yakan güneş, katılaşan kalpleri yakamıyordu işte… Kum taneleri kadar insaf ve izana sahip olmayan bir millet vardı bu talihsiz yarımadada… Feryatlar yükseliyordu arzdan arşa doğru… İnsanlık, geçirdiği amansız imtihanda sınıfta kalmıştı ki bir nur belirdi ufuklardan… Kâinat gebeydi, doğum sancıları çekiyordu…
mektup bu; mutlaka sahibine ulaştırılmalı. yoksa kişiyi vebal altında bırakır. bana zarfsız, katlanmış iki mektup geldi. okudum. İlginç buldum. bu iki mektuptan biri tarihi bir vesika idi, mektup formatında yazılmıştı
Yöresel yemekleri hikaleştirdik.Belki sizinde çocukluğunuzu yansıtır.
"Ben herkese benzerim. Şimdiye kadar, sokakta kimsenin arkasını dönüp de bana baktığını sanmıyorum. Ben sıradanlığın ta kendisiyim. Sıradanlığın zaferi."
Ömrünü resimlerini satarak geçiren ressam, yıllar sonra aradığı mutluluğu bulur. Ancak uzun süre yoksulluk nedeniyle evlenemez. Günün birinde hiç tanımadığı bir akrabasının ölümüyle gelen küçük bir parayla evlenmeye karar verir.
Cahil insanlarımız o kadar da çoğaldı ki. Özellikle şu yüz senedir. Osmanlı’nın son zamanlarından başlayan kötü eğitim sistemi günümüzde de etkilerini gösteriyor. Osmanlı’nın son zamanlarından başlıyor dememin sebebi şudur: 1890 yılında henüz on yaşında olan bir çocuğu anlatacağım.
İlber Ortaylı