Necip Fazıl ve Anne
yazımız edebiyatımızın özgün şairlerinden üstad necip fazıldaki anne unsurunu açıklamak
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Bu saatte hala uyanık olanların ya derdi büyük, ya da ertesi günün derdi hiç bitmeyecek." - Dorothy Parker (kurgusal)"
yazımız edebiyatımızın özgün şairlerinden üstad necip fazıldaki anne unsurunu açıklamak
Ömrün hasat zamanı gelince Azrail geride kalanları hüzne boğarak vazifesini ifa ediyor. “Her nefis ölümü tadacaktır.” (Al-i İmran S. 185) hakikati muhakkak tecelli ediyor. Ölüm bir kere yaşanıyor ama tam yaşanıyor. Allah’ın en sevgili kulu Hz. Muhammed(sav) bile ölüm yolundan geçerek ölümsüzlük makamına kavuştu. Günümüz insanı ölümü soğuk
\*Eugene Ionesco'nun Nazi Almanyası’nı anlattığı Gergedan'ın dünya prömiyeri 2 Kasım 1959’da Almanya'nın Düsseldorf kentinde yapılmıştı.
Türk şiirinden nice kalem erbapları geldi geçti. Herkes kendi ahvalini yazdı. Daha sonra da hoş bir seda bırakıp göçtüler. Arkalarında katlar, yatlar, tapu kayıtları değil, sanat şaheserleri bıraktılar. Onlar sevgiye, aşka, hoşgörüye talip oldular. O, tok gönüllü ve engin yürekli şahsiyet abideleri, kaplarını sevgi çeşmesinin berrak suyundan doldurdular.
“Seninle” bir edebiyat çınarı ve hecenin usta şâiri Halil SOYUER’in 124 sayfadan oluşan 20’inci kitabı. Kitapta şâirin 66 şiiri ve 22 dörtlüğü yer alıyor.
Balık İzlerinin Sesi Adası aslında bir ütopyadır. T.Companella'nın Güneş Ülkesi, Francis Bacon'ın Yeni Atlantis'i, Peyami Safa'nın Yalnızız'ı, Thomas
More'un Ütopya'sı gibi.
Cumhuriyet sonrası aydınlanma devriminin, köy enstitülerinin açılmasıyla daha da hızlı yol aldığı yadsınamaz bir gerçektir. Köy enstitüleri, aydınlanmaya ve Atatürk ilkelerine bağlı genç kuşaklar yetiştirirken, bir bakıma Türkiye’nin köy gerçeğini de ortaya çıkardı diyebiliriz. Köylerdeki yoksul insanların yaşam mücadeleleri, ağalık ve toprak sisteminin açtığı yaralar ve politik yansımalar;
Ümit Fehmi, Acılar Nerede Başlar la hikayelerimize adımını atan; Yağmur Yağmıyordu ve Eylül Vurgunu adlı hikaye kitaplarıyla adını duyuran bir yazarımızdır.
İnceleme, Homeros'un Odysseia'sına Farklı Bir Gözle Bakmayı Amaçlıyor...
Hüzünlü bir gurbet gibi yüreğiniz çağıldamaktadır,İnceden inceye sızlar varlığını size hissettirir ben burdayım, vakit çok geç değil, der size o haz duygunuz
ve tekrar hayatı biryerlerden yakalamaya çabalarsınız bu çabalarımızın sonucun da Allah''ın ikram ettiği hayat size farklı bir göz kırpar ibadetin keyif ve mutluluk
Hayal etmekle başladı her şey.
Pia, Attila İlhan'ın şiirinde bir meçhulün adıdır.
Şair bir şehre geldiği vakit, Pia başka bir şehre gider hep...
Ege yöresinin saf, çalışkan ve yiğit insanlarını anlatır. Köy edebiyatından uzak kalır kalmasına ama sıradan köylüler için suyun ve toprağın ne kadar önemli olduğunu da öğretir bizlere. Ülke sorunlarından ve toplumsal gelişmelerden uzak kalmaz hiçbir zaman. Yaşamın, şu anda birçoğumuza basit gelen kavramlara entegre olduğunu unutturmaz, hala… “Susuz
Asırlar boyunca avcıların en büyük tutkularından birisi olan "geyik" önemli bir unsur olarak anlatılarda yerini almıştır. Ziya Gökalp'in Alageyik (1913) manzumesi ile masallaşan "alageyik," Yaşar Kemal'in Alageyik (1967) romanında efsaneleşerek bir av tutkusuna dönüşmüş ve " Necati Cumalı’nın Yaralı Geyik (1981) oyununda sahneye aktarılarak dramlaşmıştır. Yaşar Kemal'in kaleminde,
Peki Ayşegül Engin kimdir?
Hiçbir fikrim yok. Adının Ayşegül olduğundan öte..
“Tanrı bir sanıdır: ama ben isterim ki sizin sanınız, düşünebilenle sınırlı olsun!” diyerek feryat eder Nietzsche ve insanın Allah karşısındaki aczini bir kez daha itiraf eder. Bir sanı olduğunu gördüğü Tanrıyı öldürüp yerine hakiki Allah inancını yerleştirmek bir yana, Nietzsche, çok daha büyük bir megalomani komasına girer...
Kulak çınlaması, bir dostun bizi andığını aklımıza düşürür. Ya biz onları anarız, ya da bizi anarlar. Anıldığımız zaman kulağımız çın çın öter. Sağ ve sol kulağın çınlamasına göre iyiye ya da kötüye işaret yorumları yapılır. Duyurma, duyurulma amaçlı bir inanıştır bu.