..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Moda denilen şey o kadar çirkindir ki onu her altı ayda bir değiştirirler." -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Sevgi ve Aşk > Yûşa Irmak




2 Mayıs 2021
Sevmeyi Yaşamak  
Yûşa Irmak
Bir gün sormuşlar alp erenlerden birine: -Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş o yiğit adam.


:AIB:
Bir gün sormuşlar alp erenlerden birine: -Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş o yiğit adam.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar sofranın çevresine. Derken tabaklar içinde sıcak yemekler konulmuş ortaya ve ardından iki kulaç uzunluğunda kaşıklar sunulmuş kendilerine. O yiğit,

-Şimdi, demiş, kaşıkların sapından tutup yemeye başlayabilirsiniz.

Sofradakiler şaşırmışlar ve ne kadar gayret etmişlerse de bir lokma bile yemek koyamamışlar ağızlarına. Kaşıklar uzun geliyormuş. Aç kalkmışlar sofradan.

-Şimdi, demiş o yiğit, sevgiyi gerçeğiyle tanıyanları çağıralım sofraya. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar gelip oturmuş sofraya. Kaşıkları ellerine almışlar ve “Buyrun!” denilince kaşıklarını uzatmışlar yemeklere ilkin sonra da karşılarında oturanların ağızlarına.

Değerli okuyucumun e-mail ile gönderdiği bu menkıbe sevgiyi anlatıyor bize ve sevginin bir fedakârlıktan ibaret olduğunu. İyiliği, gülümsemeyi, yardımlaşmayı basamak edinmiş fedakârlığı yani. Sevilmeden sevebilme fedakârlığını, diğergâmlığı.

Sevilmeden sevmek… İşte sevgilerin en büyüğü. Bizi sevmeyenleri de sevmek; ama bunu miskin itaatkârlıkla değil, gönül yüceliğiyle yapmak. Kutsallarımıza saldırmadıkça herkesi sevmek, eşit bilmek; onlara karşı fedakâr olmak. Yaratıkları sevmek, yaratılanı sevmek… Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmek”.

Yaratıklar insanı sevmeyebilir pekâlâ; ama insan buna rağmen onları seviyorsa gerçek sevgiye ulaşmış demektir. Bir ahır yandığı zaman “İnsanlara bir şey oldu mu?” sorusunu “Atlara bir şey oldu mu?” diye sürdürmek, birini diğerine tercih etmemektir bu. İşte sevginin hakikati. Bu tavır, insana karşı insanca olmayıp da diğer yaratıklara ve söz gelimi hayvanlara karşı insanca olduğunu iddia edenlerin tavrına benzemez. Hele insana da hayvanca muamele edenlerin tavrıyla hiçbir benzerliği yoktur. İnsanı insan eden taraf, başkasına yardım hissidir.

Eski filozofların çoğu “İnsanı sev!” demişler; bir tek semavi dinler “Yaratığı sev!” derler oysa. Filozoflar hep insan lehine yürütmüşler düşüncelerini ve ben (ego, ene) düşüncesinden sıyrılmayı zaid addetmişler zannımca. İşte o noktada “eşyanın ruhu” gelir karşımıza ve sevilmenin uç boyutunu hatırlatır bize. Yemeği, seyahati, güzel evleri, dostları, çiçekleri, çınar ağacını, pınarları, bulutları, resimleri, renkleri, ışıkları ve hepsinden güzeli kitapları sevmenin ne olduğunu o zaman anlarız. Onların da sevilmeye ihtiyaçları vardır çünkü.

Bir araştırma yapılmış bir zamanlar. Aynı gün, aynı bahçeye iki fidan dikmişler. Birisiyle ilgilenmişler; bir bahçıvan her gün gelip sulamış onu, toprağını eşelemiş, dallarını budamış büyüdükçe. Arada sırada yapraklarını okşamış, hatta konuşmuş onunla ve öpmüş filizlerini. Diğer fidan da büyümekteymiş, yağmurlardan su, rüzgârlardan gıda alarak. İkisi de meyve vermeye başlamışlar aynı baharda. Ne var ki bahçıvanın ilgi gösterdiği ağacın meyveleri hem daha iri, hem daha olgun imiş. Ölçümlerde de protein değeri diğerinden daha yüksek çıkmış. Dahası da bu ağaç, bahçıvanın geldiği kapıya doğru eğik büyümüş, sevgisiyle.

Bu iki fidanı bir küveze konulmuş iki bebek olarak düşünün; sevginin ne olduğunu anlayacaksınız.

Kaynak:
İskender Pala





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın sevgi ve aşk kümesinde bulunan diğer yazıları...
Onun Sonbaharı
Geri Dönmemek Üzere Gitmek
Tasvir-i An
Sükût Suikasti
Şehir Ağlıyordu, Sen Ağlıyordun, Ben Ağlıyordum
Hayat Hikayesi
Mekke Gönlüm, Medine Gözlüm!
Sevgi Nesin Sen?
Yarınlar İçin
Gökyüzü Gözlüm

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
İhtiyarlara Yer Var!
Metropol İnsanlarının Sosyal Medya Molası
Tanpınar’ın Şark ve Garp Çıkmazı Üzerine…
Kış İçin Bir Sandık Dolusu Kitap
Ver Elini Gidelim
Bizi Birleştirenler
"Zaman Dursun" Demiştim İşte Durdu Zaman
Mihr ile Mâh
Şair, Birhan Keskin’e
Gen’ellemeler

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sana Bildirdiklerim [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Bir Dudak Yarılması [Şiir]
Dediler [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Med Cezir [Şiir]
Turnalar [Şiir]
Yuh Olsun [Şiir]
Bıçkın Yüzünde Kehribar Gülüşü [Şiir]
Bahar Güzelim [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Yûşa Irmak, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.