El Kavgaları 14
Süreç kendi niş alanlı boşluk devinmelerini ortaya koyuyordu. El bu tür lümpenlere; El adamları, El'in dostları diyordu. Bunlar rahip olmakla; El'in, din adamlarıydı.
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
"Yirmi yedinci Mayıs ve hala dünya dönüyorsa, demek ki henüz yeterince saçmalamamışızdır." - Douglas Adams"
Süreç kendi niş alanlı boşluk devinmelerini ortaya koyuyordu. El bu tür lümpenlere; El adamları, El'in dostları diyordu. Bunlar rahip olmakla; El'in, din adamlarıydı.
sıcak bir yaz günü, ünlü bir diş doktoru bir kentten bir başka kente gitmek için bir eşek kiralar. eşek sahibi önde, diş doktoru eşeğe binmiş halde yola devam ederler. tam öğle sıcakları başladığında ortalıkta tek bir ağacın bile olmadığı bir çölde mola verirler. hava o kadar sıcak ki
Bir de kavram icat ettim ve buna “sıfır tabanlı düşünme” adını verdim. Benden önce birilerinin böyle bir laf edip etmediğini bilmiyorum, bunu kendi başıma üfürdüm inanın…
Kusursuz: Ben olmayan, benim dışımda olan, olacak olduğum, hiçbir zaman olamayacağım…
Kusur, çok olmayandır...
Özel mülkiyetin kutsal (dokunulmaz) oluşuna dek vaaz edilen vahi veya ilhamı da saldıranla saldırıya uğrayanlar duyup ta unutmuş ta değildirler. Ya da saldırıya uğrayan, saldırgana o yerin tapusunu gösterememişte onun için saldırıya uğramış ta değildir. Kısacası vahiy ya da ilhamla söyleyiş köleci sistem öncesinin değil, köleci sistemin buluşu
‘Şimdi’nin genetik haritasında fahişe bir gendir 'kutsal'lık...
Kutsal, tek kelimeyle YARATILANDIR.
Ama yaratılan KUTSAL değildir…
Görecelik bir çelişme türüdür. Söz gelimi saf madde yoktur. Saf dediğimiz oksijen, altın vs. aynı atom yapısına ait; belli enerji düzeyli oluşlarından ötürü, şeyler bu tür atom sal yapılarından dolayı saftırlar.
İnsanda mevcut olan açlık duygusu ve doyumsuzluklar, her kişide farklı şekillerde değişik amaçlarla kullanılır. Birisi yeterince bir şeylere sahip olmadığı için aç gözlülük gösterirken, diğeri en çoğu benim olsun en büyük ben olmalıyım mantığıyla doyumsuzca hareket eder.
Sessiz bir gecede gürültülü bir uyanış gerekli ise gecenin sessizliğini kim bozacak?
Yeniye hazır değilsek eğer, üzerimize gelen yenilikleri, suratımıza birer tokat gibi yiyebiliriz.
Tarih ve Antropolojik araştırmalar ışığında, insanın ilk ataları sayılan Primat ve Neandertallerin gelişim ve yaşamları, M.Ö.12 milyon yıllarında Homo Hubilasın el ve ayakları üzerine yürüdüğü dönemle başlamıştır.
Umut, filizlerini vererek kırmızı bir güle yaşam sunmuştu. Ve bir faniye de mefkure... Lakin maksuda varmak çok sancılı olacaktı. Şimdiden doğum sancıları Aklı büyütür olmuştu ki; hakikatte vesvese olmayıp da vücut bulma ihtimali göz önüne alındığında, zindanda kendine rastlaması nasıl bir karmaşaya netice verir kestirilir şey değildi. Mahzenin
Üst Düşünme Yetisi; dünya ve doğanın fiziksel deviniminden hareketle, diyalektik olarak insanın beyin içerisindeki hücrelerin sayısal açıdan daha fazlasını çalıştırmasıyla meydana gelen merak, sorgulama ve araştırma mekanizmasıdır.
Bu metin, insan olma ve uygarlık kavramlarını kuantum fiziğindeki süperpozisyon kavramıyla ilişkilendiriyor. Her hareketin, bilinçli veya bilinçsiz olsun, çevresiyle etkileşim içinde olduğunu vurgularken, varoluşun sınırlarını ve dış bağlantılarını sorgulayan felsefi bir düşünce akışı sunuyor. Kolektif hafıza ve bireysel eylemlerimizin öngörülemeyen sonuçları üzerine derinlemesine bir düşünce yolculuğu.
Ozan Deniz Sarıtop Sözleri, Ozan Deniz Sarıtop / Düşünce Terminali...
baruch de spinoza 1632’de, amsterdam’da dünyaya gelir. dinsel ağırlıklı bir eğitim alır. sinagog tarafından aforoz eder, yalnızlığa itilir. hayat onun için zorlaşmıştır...
Marx ekonomik indirgemeci miydi? Onun tarih anlayışı ekonomiye, ilişkilere ve özne olarak insanın rolüne nasıl bakıyor?
Tembellik Hakkı kitabının yazarı Paul Lafargue. 1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürür Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş olur böylece.
Eskiden göz ardı edilen kolektif yaşam anlayışı, ikili karşıtlıkların (durağanlık-hareket, değişim-atalet) birliğine dayanır. Parça ve dalga gibi, kesikli süreklilik prensibiyle hareket eden toplumsal yapılar, geçmişten geleceğe akan bir enerji oluşturur. Bu düalite, insanlık tarihinin derinliklerindeki kolektif bilinci ve zamanın akışındaki sürekli dönüşümü simgeler.
Emrah Safa Gürkan