Bektaşi Fıkraları Hem Güldürüyor Hem Göbek Çatlatıyor
Bektaşi fıkraları güldürmeye devam ediyor
"Yazmak, aslında ölüyü diriltmek gibidir; sadece herkesin bir kez daha katil olmasını sağlamak için." – Kurt Vonnegut"
"Yazmak, aslında ölüyü diriltmek gibidir; sadece herkesin bir kez daha katil olmasını sağlamak için." – Kurt Vonnegut"
Bektaşi fıkraları güldürmeye devam ediyor
'Parayı sevmiyen mi var''diye hemen bana karşı cephe almayın canım, hele bir anlatacaklarımı dinleyin ondan sonra karar verirsiniz. Rabbimin bile ayeti var bu hususta bileniniz vardır bilmeyeniniz vardır, o da şöyle''Mal biriktirip de Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı azabı müjdele'' yani Allah bile mantıksız bir şekilde para istifçiliğine
Öz Türkçe sözcük öğrenmeye ve gullanmaya devam ediyom.
Ancaaak bu pembe yalanlara sık sık başvurursanız, kaçamak yapmaya kalkarsanız her seferinde de eşiniz bunları yemeyebilir... En iyisi mi yalan söylenecek ortamların oluşmasından şiddet ile kaçınmak lazımdır diye düşünüyorum...
Allah sizi inandırsın, körkütük aşık olup dişiyi gözlerini kırpmadan kesmekten, tavuğu, ciğeri gözü görmez olan erkekler gördüm. Dişi, afiyetle tavuğa gömülmüş yerken, öylece, kıpırdamadan izleyen erkekler... Bir tanesi, benim Kömür’dü. Hem de ilk aşkıydı bakir Kömür’ümün... Karı da kart ve çirkin bir şey, iyi mi?... Eh, gönül bu,
Bir atın katıla katıla güldüğünü düşünün hemen ürperirsiniz. At gülmez kişner. Bir köpeğin kediyi kovalarken güldüğünü düşünün. Böyle bir tabiat olayı olmaz dersiniz. Doğal gelmez böyle şeyler size. Bir saksının şaka olsun diye kuaförden yeni çıkmış hasbanın başına düştüğünü farz edin. Hasba yerde yatarken saksıdaki güllerin iki yanağında
Sonunda yumurtanın kabuğu çatladı. Diğerlerinden daha farklı olan yavrunun küçük kafası göründü. Anne sürüngen yeni doğan yavruya bakarak ; "Umarım değişir.." dedi şefkatle. Zaman ilerliyordu ama yavrusu hala değişmiyordu. Çünkü o bir sürüngen değil, bir KUŞtu :)
Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
Diyanet İşleri ile Çamlıca Hoparlörlü Cami Yaptırma ve Yaşatma Kültür Derneğinin ortak çalışmasıyla İstanbulun her yerinden gözükecek caminin altı baştanbaşa otopark, kontörlü apteshane ve kontörlü yüznumara olup bakkal, kasap, aşevi, berber, turşucu, sulu yemekçi, lahmacuncu ve manavın yanı sıra hamam tası, takunya, ibrik, taharet bezi, ramazan davulu, tespih,
Her gün bir yazı yazmalıyım.
Aralıksız, bir gün atlamadan, her gün.Düşüncem bu.
Ne yazacağım peki?Her gün konu bulmak kolay mıdır?
Hadi konu bulduk ve yazdık.Ya okuyacak okuyucuyu nerden bulup buluşturacağız?
Doğada bir maymuna gördükleri üzerinde düşünüp sonuç çıkarmayı, akılcı çözümler üretmeyi, sevinmeyi, üzülmeyi, heyecanlanmayı, haz almayı, kısacası ruhun özelliklerini verebilecek bir güç var mıdır?
\- Kesinlikle öyle. Ruhu dingin tutacak, bedene terk ettirmeyeceksin. Bedene dil öğretip, ruhu ilim ve bilime sevk edeceksin. Ruh ve beden sağlığı taramasından geçirteceksin.
\- Bu kadarı da fazla ama ne bu! Göz, diş, sınav kağıdı taraması gibi.
-
Ofiste insan izlemeyi çok severim. Sinemada film izlerken filmin en heyecanlı yerinde filmi izlemeyi bırakıp karanlıkta beyazperdeden yansıyan ışığın vurduğu kelleleri izlemek gibi bişey bu. Filmden daha çok heyecan veriyor bana.
Tüvan’a giden var mı?
Yok mu?
Orası, Harika bir dünyadır!
Yaşayabilmek için herkesin kötü olmasının zorunlu olduğu bir dünya…
... Kipling'in hikayeleri gibi, Darwinist'lerin hikayeleri de sadece hayal gücüne dayanır. Suyun kenarında iki ayaklılık kazanan hayali ataların hikayesi, su kıyısında hortumu uzayan fil masalından farklı değildir.