Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
Diyanet İşleri ile Çamlıca Hoparlörlü Cami Yaptırma ve Yaşatma Kültür Derneğinin ortak çalışmasıyla İstanbulun her yerinden gözükecek caminin altı baştanbaşa otopark, kontörlü apteshane ve kontörlü yüznumara olup bakkal, kasap, aşevi, berber, turşucu, sulu yemekçi, lahmacuncu ve manavın yanı sıra hamam tası, takunya, ibrik, taharet bezi, ramazan davulu, tespih,
Her gün bir yazı yazmalıyım.
Aralıksız, bir gün atlamadan, her gün.Düşüncem bu.
Ne yazacağım peki?Her gün konu bulmak kolay mıdır?
Hadi konu bulduk ve yazdık.Ya okuyacak okuyucuyu nerden bulup buluşturacağız?
Doğada bir maymuna gördükleri üzerinde düşünüp sonuç çıkarmayı, akılcı çözümler üretmeyi, sevinmeyi, üzülmeyi, heyecanlanmayı, haz almayı, kısacası ruhun özelliklerini verebilecek bir güç var mıdır?
Bir canlının, annesinin vücudundaki teri "yalayarak" ortaya süt gibi son derece iyi hesaplanmış, besleyici değeri çok iyi ayarlanmış bir besini çıkarması, ancak öykülerde yeri olabilecek bir inanıştır. Dahası, son derece kompleks bir mekanizma olan ve vücut ısısının sabit tutulması için mutlak ihtiyaç duyulan terleme mekanizmasının, sürüngenlerde hiç yok
\- Kesinlikle öyle. Ruhu dingin tutacak, bedene terk ettirmeyeceksin. Bedene dil öğretip, ruhu ilim ve bilime sevk edeceksin. Ruh ve beden sağlığı taramasından geçirteceksin.
\- Bu kadarı da fazla ama ne bu! Göz, diş, sınav kağıdı taraması gibi.
-
Ofiste insan izlemeyi çok severim. Sinemada film izlerken filmin en heyecanlı yerinde filmi izlemeyi bırakıp karanlıkta beyazperdeden yansıyan ışığın vurduğu kelleleri izlemek gibi bişey bu. Filmden daha çok heyecan veriyor bana.
Tüvan’a giden var mı?
Yok mu?
Orası, Harika bir dünyadır!
Yaşayabilmek için herkesin kötü olmasının zorunlu olduğu bir dünya…
... Kipling'in hikayeleri gibi, Darwinist'lerin hikayeleri de sadece hayal gücüne dayanır. Suyun kenarında iki ayaklılık kazanan hayali ataların hikayesi, su kıyısında hortumu uzayan fil masalından farklı değildir.
cep telefonunun şarjı çok önemli. eğer uzun süre dayanıyorsa bu kolay wazgeçmeye engel bir unsurdur. yani şarja ilişkide tolerasyon katsayısı diyelim. ne kadar çok tolere edebiliyorsan karşındakini, ilişki o kadar uzun dayanıyor. buna eskiler emek diyorlar. kelime tanıdık geldi mi???
Ben şahsen bunları takarken beş mola
veriyorum,mola arasında çay falan içiyorum.
Bir camlık perdede sanırım bin beş yüz kadar
varlar.
Mutluluğun geç kalabilme ihtimali mevcut ve de had safhada...
Meğer halkın sorunlarını dinlemek kadar, Marko Paşa olmak gibi zor bir görev yokmuş bu âlemde.
Var mı derdin –ki vardır- öyle ise anlat Marko Paşa’ya…
Bu yazımın siyasi mizahla ilgili önemli bir çalışma olduğuna inanıyorum...Tabi ki takdir konuyla ilgili uzmanların ve sevgili okurlarımızın... Bakalım hayırlısı
Arkadaşımla Eminönü'nde zar, zor yetiştiğimiz Kadıköy vapuru, iskeleden ayrılmaya başlamıştı ki
ergen ekon siwilcelerinden kurtulmaya çalıştığını açıklamış onu sewenler her ergende olur bu kadar takılma deseler de ekon dinlememiş we siwilcelerini patlatmıştı. cildinde derin izler bırakan bu işlem sonucu ergen ekon siwilce patlatıp kendine zarar werme suçundan dawa edildi.
'Tüm ülke nasıl da okuyor.' diye düşündü. Ne kadar mutluydu anlatamıyordu. Sonra her şey anlaşılınca hevesi kursağında kalmıştı.