Bana Senı Anlatsana
Tut kaldir ellerinle ellerimi topraktan
Her sonbaharda ayrılırmış ağaç yapraktan
"Uyanıklık, her zaman bir şeyden kaçmak için en iyi bahanedir. Özellikle de sabah 4'te." — Franz Kafka"
"Uyanıklık, her zaman bir şeyden kaçmak için en iyi bahanedir. Özellikle de sabah 4'te." — Franz Kafka"
Tut kaldir ellerinle ellerimi topraktan
Her sonbaharda ayrılırmış ağaç yapraktan
Yakın zamanda takip ettiniz basından da, bir profesör bir doçentin hayatına son verdi. Bunlar göz önünde olan ve topluma örnek olması gereken insanlar iken hele de yaptıklarına bir bakın. Paylaşamadıkları bir kadın mı ya da maddiyat mı, para mı pul mu? Sanmıyorum aslında bunların hiç biri değil, dizginleyemedikleri
Yüreğimden kumlar dökülür Leyla'nın yoluna. Leyla yine de anlamaz beni. Bir çöl sıcaklığı altında yaksın beni, tenim pul pul olsun ve aşkın rüzgarıyla savursun beni isterim. Oysa Leyla bensizdir de ayak tabanlarına batan bir taş kadar bile değilim onun yolunda. Ufak bir acı bile yaşatamam ona. Ne geldiğiyimdir
Doğada bazı sesler vardır insan oldukça haz veren, dinlendiren. Dağ başında, ay ışığında türkü söyleyen kitabesiz bir çeşmenin şırıltısı. Çağıl çağıl akan bir dere. Cıvıl cıvıl kuş sesleri , toprak kokusuna karışan yağmurun sesi…
ey sevgili senin eteğinin küçük bir parçasını parisin tüm giyim mağazalarına değişmem. eyfel kulesi, nasıl parisin göbeğine vurulmuş bir şaheser ise, izin ver ey sevgili göbeğinin tam ortasından seni öpüşüm de aşkımızın şaheseri olsun. ey sevgili çin işkencelerin geçerken bile seni unutamamaktayım. bütün çin ayaklar altına alsa bile
Bugün yüreğimizin giysisi nedir diye düşündüm de? Hep oradan çıktı mesele. Düne kadar yüreğimizden sevgi eksilirse çıplak kalırız gibi düşünüyordum, bugün farklı. Neden mi? İşte o ilk davranışımız ya da duygumuz ağlamak, tüm düşüncelerimi değiştiriverdi!
Yeraltı suları gibi çıkmak istiyorum, duygu kapalılığından. Yüreğiminin çatlaklarından duygularımı fışkırtmak istiyorum. Ey sevgili bundan cesaret alıp yanımda çiçek olmaya kalkma. Seni sıcak sular gibi haşlarım. Eğer sevgime denk olmak istiyorsan bir dağ gibi çık karşıma. Aşkım diye bağırdığımda aynı tonda ve yakıcılıkta sesim yankılansın yanımda.
Biliyordu, yine cevap gelmeyecekti ama bir kez daha yazdi. Bir kez daha satirlara doktu hislerini. Iki dakika gecmeden her zamanki gibi son gorulme yazisi ekraninda belirdi. Sasirmamisti ama incinmisti.
Yine cay koydunmu geç vakitte üsenmeden
Yaninda birde sigara yak bitmeden
Birini, birşeyleri feda etmeden sevmekten daha büyük mutluluk ne olabilir ki .Acıyorum sevmeden ölmek zorunda kalanlara. ag
Ele gecirir bedenini heybetli bir ofke... Once bir guzel kendi kendine soylenirsin... Sonra da ona soylenirsin... Sonra tekrar kendine ve sonra tekrar ona...
Kötülüklerden etkilenmeyen,koruması olmayan,yoksul ama mutlu bir yaşam süren sadece gariban çöpçü idi.Herkes bunu nasıl başardığını merak ediyordu.O da anlattı:
Bir gün sormuşlar alp erenlerden birine: -Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş o yiğit adam.
Devam ediyorum dusunmelere. Nedense ben hakliyim gibime geliyor. Zaten ayriliklarda herkes kendince haklidir ama bu sefer gercekten ben hakliyim. Belki de kendimce...
Ve dostun sarf ettiği her söz, yüreğinize ve ruhunuza merhem kabilindendir.
Yerine göre dostun attığı gülün taş, taşın gül mesabesinde olması da dostluğun bir cilvesidir demek lazım gelir.
İşte AŞK da öyle sarar yüreği. Tıpkı sarmaşık gibi var olan en özel duyguyu emer ve güçlenir. Sevgidir bu duygu. İnsanın doğasında ruhunu besleyen tek kutsal duygudur. Aşk onu emer de emer. Beslendikce büyür girdiği yürekte.
Aşk dediğimiz bu müthiş duygunun gönlümüzün meşherinde hiçbir şeyin teferruat ve gereksiz olmadığını daha iyi anlıyorum...
Ercan Kesal