Maphusun Azadı
Yazinin bittigi andir duygular sarar etrafi
Bir seda ver de kurtar olsun mahpusun azadı
"“Bir filmin uzunluğu, insan mesanesinin dayanma gücüyle doğru orantılı olmalıdır.” — Alfred Hitchcock"
"“Bir filmin uzunluğu, insan mesanesinin dayanma gücüyle doğru orantılı olmalıdır.” — Alfred Hitchcock"
Yazinin bittigi andir duygular sarar etrafi
Bir seda ver de kurtar olsun mahpusun azadı
Bu muhteşem his hakkında bir kez daha yazmalıydım. Kimbilir, belki onu tarif eden o doğru kelimeyi bulurum umuduyla...
ey sevgili herkes sevdiceğine seni seviyorum der. ben seni görünce nutkum tutulur, sesim kısılır; ben seni görünce konuşamam ki. ey sevgili seni görünce yüreğim duracak gibi olur, nefesim tıkanır. sana seviyorum desem ardından selam okunur. herkes sevdiceğine bas bas sevgisini bağırır. ben seni görsem susarım. ey sevgili bir
Aşk müsaitmisin bie demeden gelip yerleşiverdi kalbime, daha hal hatır sormadan, nereye bile diyemeden çıkıp gidiverdi aynı hızla.
Yine sana sesleniyorum yar! İznin olursa yüreğine ihtiyacım var. Bırak gözlerin gözlerimde kalsın; Yüreğimin yüreğine söyleyecekleri var. Sana seni anlatacağım için midir bilmem; ama ilk defa cümlelerimde bir telaş var. Nefes nefese hecelerim... Sevdan uğruna bir araya gelmek için savaşıyor harflerim. Belki de bundan sonra hep kifayetsiz kalacak
Nedense bu Nerdesin? sorusu da hep naberden sonra gelir. Neredeysem neredeyim, sana ne? Yanıma mı geleceksin sanki!
Bir garip bedendeyim? Ben bedenimin neresindeyim?Dudaklarım sigaraya sarılırken, gözlerim dumanların içinde kör sevdalarda. Ellerim kalemi oynatırken kağıt üzerinde, parmaklarım kağıttan uçaklar yapıp sevgiliye haber uçurma peşinde. Yüreğim bir fırtınanın içinde annesinin ellerini kaybetmiş bir çocuk gibi, nereye gideceğinden habersiz yüreğim. Beynim bir çam ormanında yanan bir kibrit çöpü
İçinde bulunduğumuz şu mübarek günlerde, dünyanın her tarafında kan ve gözyaşı var. İnsanlarda ki merhamet ve sevgi duyguları rafa kalkmış durumda. Eminim ki Yüce Tanrı olup bitenleri dikkat ile izliyor, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak bunların, yani insanlıktan uzak olanların bir kısmı hemen cezalandırıldığı halde, bir kısmına da
Bir gün sormuşlar alp erenlerden birine: -Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş o yiğit adam.
Ben acıya şerbetliyim... Yüreğim yıllarca kan ağladı. Oysa bir sebep de yoktu. Aşk vardı. Sevda vardı. Sevgi vardı. Kara sevdaydı bu... Kapkara sevda...