Sevgisiz Kavrulan ve Savrulanlar
Yaşamınızda temel taşı olan sevginin eşliğinde yaslar, yaşlar, izler, yaralar, çizikler de olacaktır. O zaman dolu dolu yaşadım diyebilirsiniz.
"Yazmak, insanın kendi karanlığında bir kapı açmasıdır. — Marguerite Duras"
"Yazmak, insanın kendi karanlığında bir kapı açmasıdır. — Marguerite Duras"
Yaşamınızda temel taşı olan sevginin eşliğinde yaslar, yaşlar, izler, yaralar, çizikler de olacaktır. O zaman dolu dolu yaşadım diyebilirsiniz.
Kötülüklerden etkilenmeyen,koruması olmayan,yoksul ama mutlu bir yaşam süren sadece gariban çöpçü idi.Herkes bunu nasıl başardığını merak ediyordu.O da anlattı:
Sana elveda dediğimde güldün. Zannettin ki seni terk edip gidemem. Zannettin ki bu yürek ayrılığını taşıyamaz. Sandın ki sensizlik beni öldürür. Gittim. Ne telefonlara sarıldım ne de boşluğuna. Aramam dedim ya sana işte aramadım ve de ağlamadım. Bir gözyaşı dökseydim belki hatıralarına, koşardım ayaklarına. Yok öyle olmadı. Ayaklarından
içmeden sarhoşum geceler boyu
sensiz sabahlara erdemi sonu
ay tutuldu gece yıldız uyudu
bir tek senden vazgeçemedim
Gül görür bülbülü ama elden bir şey gelmez
Akşam olunca kapanacaktır boşuna beklenmez
Gözlerim gözyaşlarıyla dolu, o beyaz ellerin mendilim olur mu? Dudaklarım gülüşe kapalı, neşem olur musun? Baştan aşağı kibrit çöpüyüm, ateşim olur musun?İnsanlar, mont, kaban, kürk sen benim güneşim olur musun? Nice sahibinden satılık arabalar gördüm, nice kiralık evler gördüm. Sen benim en değerli varlığım olur musun? Bir can
Ele gecirir bedenini heybetli bir ofke... Once bir guzel kendi kendine soylenirsin... Sonra da ona soylenirsin... Sonra tekrar kendine ve sonra tekrar ona...
Yanlış anlaşılmaları düzeltmek için, iletişim kurmaya çalışıyorum karşıdaki kişiyle. Telefon etmek istiyorum. ona. Ya meşgul oluyor ya da çağrılarıma cevap vermiyor. Aradaki mesafe, söz anlamında kilometrelerce büyüyor. Yan yana hiç gelemediğimiz için, nerede ve nasıl yaşadığımı bilmiyor. Onun yaşamını bildiğim için, telefonda konuşurken acılarını hissedebiliyorum.
Her zamanki gibi yorucu bir gundu ve isten cikmistim. Telefonum caldi. Bulentti arayan Aramiz bozuk diye acmasam mi diye tereddutte kaldim ama ayip olmasin diye acmaya karar verdim. Bir iki hal hatir muhabbetinden sonra Onun vefat ettigini soyledi.
Arada gel yanıma, arada bak gözlerime. Gözlerinde hayatı bulayım yine. Sonra yine çeker gidersin nasıl olsa, bu sefer de şiirler tutar beni ayakta.
Bilmiyorum söylemişmiydim sana, zordur benimle olmak, zordur beni sevip sevgime sahip çıkmak. Gözlerimizin içinde dünyayı bulalım ve birbirimizle yeniden dünyaya gelelim isterim.
Düşler iken her gece seni, sen düş/tün anlamadım. “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde" diye başlamış masal. "İki katlı bir ev ve bu evde bir prens yaşarmış”. Sonra düş/de gör demişler. Ev kaybolmuş, prensten haber alınamamış. Prenses az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ama prensi bulamamış.
Bana sorsan insan kalpten ibaret derim. Kalpte ne varsa dile de o düşüyor, kalpte ne varsa ruha da o yansıyor.
İnsanlara zulmeden diktatörler, kim olursanız olun, milliyetiniz ne olursa olsun, sizleri cehennemde görmek için can atan milyonlarca mazlum ve masum insan sabır ile bekliyor hem dünyada hem de ahrette...