Ihlamurlar Altında
Ihlamurun beklemişi makbûldür... Ama her şey gibi onun da beklemişi acı tad verir...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ihlamurun beklemişi makbûldür... Ama her şey gibi onun da beklemişi acı tad verir...
Yüzyıl' dizisini her izlediğimde kan beynime sıçrıyor, tansiyonlarım bilmem kaç derecelere fırlayıveriyor.
İki elimi yumruk yaparak, ‘600 yıl boyunca üç kıtaya hükmetmiş ecdadımız bu hakareti, bu ihaneti asla hak etmemiştir’ şeklinde kendi kendime bağırarak, kime salladığımı bilmeden; rasgele boşluğu yumruklayıp duruyorum.
Çünkü Harem, Harem’i
Değerlerden ve dinden uzak bir pepee ateizm bir adım yaklaşmanın diğer adıdır. Velilerin biraz daha sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Ve tepkinizi gösterin lütfen.
Kendisi tam bir Meddahtır. Meddah : Bir topluluk önünde çeşitli hikâyeler anlatan ve taklit sanatı yapan kişiye denir. Meddah genellikle karakterlerin seslerini, mimiklerini ve hareketlerini konu içinde canlandırır. Abartır, mübalağa yapar. bu tamamı ile anlatan kişinin başarısına bağlıdır.
Bu konuda Uğur yücel tartışmasız bir sanatçıdır. Sakın
Dün, “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle Kanuni Sultan Süleyman’dı, şimdi de Fatih Sultan…
Kim bilir sırada daha kimler ve neler var?
Şimdiden büyük tartışmaların sinyalini veren bu kitap henüz çıkmamış ancak anlaşılan o ki; birileri bizden bizim Fatih’i de çalmak istiyor, sanat adı altında, birçok değerlerimizi
Müslümanların, sinema üzerine hiç mi eğilimleri yok, demek haksızlık olur. Var olan Ama sinema üzerine çalışan ya da sinema çekimi yapanlar hakkında ciddi araştırmalar yapmak gerekir. Biz burada sadece bir yönüne değinmeye çalışacağız.
Televizyonu her açtığımda midem bulanmaya başladı artık...” Size anne diyebilir miyim?” , “Yalvarırım gelinim ol!”, “ Allah belamı versin, seni ölünceye kadar sevmezsem!” gibi binlerce program var.
Hangi kanalı açsam akşam vakitlerinde, bir hanzoyla gelirim göz göze... Bende mi bir yanlışlık, dik başlılık var; yoksa kadınlar ezilmeye mahkum mudurlar?
17 milyon dolarlık bütçesi olan,16 bin yardımcı oyuncunun rol aldığı ve oyuncuların kıyafetleri için 44 bin metrekare kumaş kullanıldığı, 5 bin metrekarelik kapalı stüdyoda dekor hazırlandığı, özel olarak 10 bin silah ve silah aksesuvarı üretildiği ,dekor, kostüm ve harika efektlerle bezeli bir Faruk Aksoy filmi...
Özellikle
Yıllarca kendi kimliğini bulmak için savaşmış ve aslında “homo” olurum endişesiyle babasına duyduğu derin hayranlık yüzünden sürekli kendi kimliğinden kaçmış, ya da belki sürekli bu düşünceden dolayı homoluğu kimliği saymaya yakın hissetmiş, annesi tarafından seçilmiş olduğu düşünülen, bu uğurda Quebec’ten Kudüs’e kadar bir içsel yolculuk yapan, (Filmde homoseksüel
Transamerica bir yol öyküsü, bir geçiş öyküsü. Hem erkeklikten kadınlığa geçisin, hem baba/anne(ya da kısaca "banne") -oğul geçişinin, hem baba-anne-kız/oğul (ya da kısaca “koğul”), hem de koskoca bir ülkeyi doğudan batıya geçişin öyküsü.
“…ve büyük bir deprem oldu. Güneş, keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay, baştan aşağı kan rengine döndü. İncir ağacı, güçlü bir yel tarafından sarsıldığında nasıl ham incirlerini yere dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü. Gökyüzü, dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ ve
Neye göre , kime göre başarı? Yaşamda gerçek başarı ne?
Ferzan Özpetek'in Kutsal Yürek filmi için yazdığım satırlar
Acaba filmin müziğine mi kapılmıştı?
Filmin çekim platosunda, müzik eşliğinde iki kere diz kırıp, el şıklattıktan sonra,
‘Ya buranın havası çok hoşmuş, nasıl derler çok janti, gelmişken bari filmin bir iki sahnesinde oynayayım’ mantığı ile
Kırmızıgül’ün kafası karışık mı? Cevabını dikkatli izleyen birçok seyirci görecektir ki Kırmızıgül Tanzimat dönemi sonrası dönemlerde aydınların yaşadığı duruma benzer bir noktada durmaktadır. Doğu batı arasında gidip gelmek bu ülkenin kaderi maalesef. Aydınından, sanatçısına, sinemacısına, yazarına, politikacısına kadar birçok insan nerde durması gerektiğini bilmiyor. Bilemiyor. Kafa karışıklığının topluma
B. Nihan Eren