Konak Gençlik Tiyatrosu
Konak Gençlik Tiyatrosu, 14 Şubat 2009 tarihinde Konak Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Euterpe Sanat işbirliği ile kurulmuştur.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Konak Gençlik Tiyatrosu, 14 Şubat 2009 tarihinde Konak Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Euterpe Sanat işbirliği ile kurulmuştur.
Kimse özgürüm diye başkasının özgürlüğünü çalmaz ve hastalıklı ruhlar akılcı zenginliğe dönüşür/se bir gün... ve en önemlisi de SAVAŞ lar olmaz..
yerel seçimler sadece yerel yöneticileri değiştirmez, yeni kültürel ve sanatsal faaliyetlere, yeni bakış açılarına da kapı aralar. bu yazımız da iskenderun’da geleceğin kültürüne yön vereceklere ‘bir sunum’da bulunmak istedik bu çalışmamızla. İncelenirse katkısı olacağı kanısındayız.
Şebnem İşigüzel
Evrim vardır; teorisi yanlıştır. Hayat suda başlamıştır; ama canlılar sudan karaya geçiş yapmamıştır. Sudan çıkan canlılar ilk önce havaya ardından toprağa ve en son olarak da toprağın altına geçiş yapmıştır. Peki evrim bitmiş midir? Kesinlikle hayır. Toprağın altından tekrar suya geçiş olmadığına göre öyleyse... Öyleyse toprağın altından başka
Bursa'nın gerçek güzelliğini ve büyüklüğünü görmek istiyorsanız mutlaka buraya çıkmalısınız. Tüm şehir ayaklarınızın altında kalıyor. Etrafı dağlarla sarılmış. Ağaçlar bu güzelliğe eşlik ediyor.
Evlerin büyük oranı kiremitli. Bu nedenle şehir alevler içinde yanıyor gibi görülüyor. Her taraf kıpkırmızı.
Tepenin bir başka özelliği de Osmangazi
Seksenine merdiven dayadığı bir dönemde aramızdan ayrılan Bener, yaşı ileri bir safhada olmasına rağmen hayal kurmaya ve kurduğu hayalleri okuyucularıyla paylaşmaya devam ediyordu. Hayattan elini eteğini çekmemişti, nefes aldıkça hayat yaşanmaya değerdi. Onun hayata bakışı sevgi ve hoşgörü temeli üzerine bina edilmişti. Doğrusu da bu değil miydi zaten.
Şehre girince bir Türk şehri olduğu hemen göze çarpıyor. Tarih her taraftan fışkırıyor Bursa'da. Hanlar, hamamlar, konaklar hep tarihin yadigarları olarak göze çarpıyor. Burada Osmanlı Türkü mimarisinin en güzel örneklerini görüyorsunuz.
Dünyada bizim kadar diline sırt çeviren ve ihanet eden başka bir millet görülmemiştir. Bunun yansımalarını, adım attığınız her yerde görebilirsiniz. Kendi kendine yeten, hatta başka dillere de çok sayıda kelime veren Türkçe, öz evlatlarının elinde sırtından hançerleniyor. Bunu yapanlar da sözde çağdaşlık kılıfıyla işledikleri her türlü haltı güzel
Geleneksel Türk Musıkisinin önemli güfte yazarı Mehmet Sadi Bey' in hayatı ve sanatı hakkında bir inceleme
bir jandarma kolu, bir çetenin gizlendiği yeri basar. çetenin başını yakalayıp götürmek isterler. çetenin adamları başlarlar oynamaya. bunları gören kol komutanı “ bunlar eğlence yapıyorlar. çetecilik bunların işi değil.” der. ve böylece çeteler baskından kurtulurlar.
bu olayın anısına, bu oyun oynanmış, yaygınlık kazanmıştır
Daye Fato da konuşacak inan buna Mirza..!
Ama anlatmayacak asla kimseye hiçbirşey Mirza..!
Buna da inan Mirza buna da inan.!
Hiç bir şey anlatmayacak Daye Fato.
Yemin ederim.!
Küçümseme, baştan savma, değersizleştirme ve dinlememe taktiklerinin ezdiği sıradan vatandaşlar. Yaşarken ya da ölürken kendi hayatları üzerinde söz sahibi olamayan ülkenin gerçek sahipleri. Bu saçma dayatmalara neden katlanmak zorundayız? Kanun adı altındaki dogmaların hayatımızı yönetmesine neden izin verelim?
Şermin Yaşar