..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kendi görüşlerim var -sağlam görüşler-, yine de her zaman onlara katılmıyorum. -G. Bush
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Toplum ve Birey
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Hüznümüz Kahverengi
İbrahim Kilik
Şiir > Yaşam

O gül gider iz kalır fincanın kenarında Kahvenin telvesine kırk yılın acısı sır Güle üftade yanar ayrılığın narında Kırk hesaba vursan da etmez tümü bir asır Hüznümüz kahve rengi mevsimse artık hazan Yine de besliyoruz biz Leyla’ya hüsnü zan Vefa bir semtin adı arama insanlarda Hüzün mahreçli mevsim en ağır mihmanımız Yâda efsane düşer kahve kokan anlarda Divanları doldurur nigârla bir anımız Hüznümüz kahve rengi mevsimse artık hazan

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey
21 
 İçimizdeki "Boş Şehir"ler...  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Anneler babalar ve kahırdan ölmeler faslını geçtikten sonra sıra geliyor "beni ne kadar kırdın biliyor musun?" durumuna. Aslında ben bu iki kardeşi ironik biçimde çok şanslı görüyorum. Çünkü dünyanın bir çok yerinde kardeşler hayatları boyunca bu kırgınlıklarını dile getiremiyorlar bile. Bu kırgınlıklar ve içe atmalarla gidiyorlar mezara. Ölüme giderken bile bütün o söylenememiş sözleri yanlarına alıp öteki tarafa götürüyorlar. Bence asıl acı olan bu durum.
22 
 İlk Gece Birlikte Olmayacak Hatun Aranıyor  (ESRA BAYKAL ÇETİNKAYA)

Bu sözleri ilk duyduğumda hem şaşırdım hem de sinirlendim sanırım. Bir akşam çok sevdiğim bir dostumla yemek yerken duydum bu sözleri.
23 
 Ortaçağdan Yeniçağa Dr. Faust  (Ali Osman Öztürk)

Faust üzerine bir kaç not.
24 
 That Face : Aynada Gördüğün "O Yüz" Kim?  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Oyunun adı “O YÜZ”. Oyun bir ayna. Kirli hayatlarımıza tutulan insafsız bir ayna. Bu aynadan kaçış yok. Orada, çokça şiddet, bolca küfür, akıl hastalıkları, kaybedilen hayatlar, ensest ilişkiler, bağımlılığa dönüşen tutku yüklü sevgiler, sevgi yoksunluğunun içini seksle, uyuşturucuyla, alkolle doldurmaya çalışmalar var. Bu hayatın ta kendisi. Bin bir tane yüz var bu aynaya yansıyanlarda. O yüzlerden herhangi biri pekala siz olabilirsiniz. İnsanlar kendilerine biçilen yüzlerden birini bu oyunda görüyorlar. Peki, sizin yüzünüz hangisi ?
25 
 Hadi Yıkayalım Ruhumuzu!..  (Emine Pişiren)

Bir mutluluk köşemiz olmalı ve bu köşemizde yalnız kendimiz olmalıyız. İçinde sevgi çiçekleri olan hayal kurduğumuz bahçemizi, baharın çiçekleri ile donatmalı, ruhu o çiçeklerin kokularıyla doldurmalıyız.
26 
 Söylemler ve Eylemler - 9  (Hilâl Erboyacı)

Elbette yalnızca bizi ilgilendiren bir çarpıklık değil bu. Alexander Graham Bell’in hikayesini hepimiz biliriz. Telefonun icadında bile Hristiyan halk, İncil’i bahane ederek karşı çıkmış, bugün iletişim konusunda elimizden düşürmediğimiz böyle bir buluşa. İskoç mucit John Logie Baird televizyonu icat ettiğinde önce kimse ciddiye almamış onu.
27 
 Çekilebilir Bir Hayat İçin Ne Gerekiyor?  (Müşerref ÖZDAŞ)

Neler bekliyor bu yuvarlak dünyayı daha? Bu biranın sloganı ise şu : “Hayat çocuklar için bile içki olmazsa çekilmezdir.” Ne denir ki? Bu dünyayı içkisiz çekilir kılmaya çalışmak bu kadar zor mu?
28 
 Hasta Şark!..  (Cahit KILIÇ)

Akif merhum, Garp için “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” derken, “Şark’ın bütün keskin dişleri yerli yerindedir, önce etrafındakileri tike tike doğrar” mı demek istedi acep!
29 
 Melih Göğebakan Tüm Basını Kandırdı  (Hicran Kandemir)

“Münevver Karabulut” filminde madalyonun öteki yüzünü değerlendirdik. Yorum sizin!
30 
 Ekmeklerini Çöpten Çıkaranlara Selam Olsun  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Son söz:Ekmeklerini çöpten çıkaran bu insanlarımızın o öpülesi kirli elleriyle verdikleri yaşam mücadelesini takdirle karşılıyorum ve onları saygı ile selamlıyorum.
31 
 Eleştirinin Eleştirisi - 3  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

-Sende olanları neden başkalarına veriyorsun?Bilgilerin sende kalsa daha iyi olmaz mı? - Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.
32 
 Gül'mü Lâle'mi ve İslâm'ın Sembolü  (Ahmet GÜNAY)

Gül asil bir çiçektir.Kutlu Doğum Haftası etkinliklerindeki tanıtıcı pankartlarda hep GÜL kullanılmıştır. Doğrudur da. Bu derneğin bu tanıtıcı pankartında neden Lâle kullanılmıştır..
33 
 İnsan Denen Mahluk  (Ahmet GÜNAY)

Cenab- Hak nurunu tamamlamak için insanı yarattı. Düşünen, tefekkür eden bir mahlük...
34 
 Utandım İnsan Oluşumdan  (Emine Pişiren)

Gerçi tavuk yemeyi de hormonlu oluşundan dolayı – Çin hükümetinin tavuk satan, yedirenler için aldığı idam kararı sonucunda- bıraktım ya… Neyse ne canım, en iyisi ben asıl konumuza döneyim:
35 
 Kentlinin Otobüse Binme Kuralları  (Şevket Başıbüyük)

Oysa büyük şehirlerde daha çok kalabalıklar var. Büyük şehirlilerin/kentlilerin bu konuda yoğunluğu bizimkilerden kat be kat fazla olmasına rağmen onlar bizim bindiğimiz gibi binmiyorlar otobüslere… Onlarda kural; herkes sırasına bekleyecektir… Otobüs var ya da yok; tek sıra halinde, (ya da çift sıra) ama nizami, ama hiç kimse kimseyi arkadan itmeden, kakmadan, ayaklamadan (güçlü göçsüzü ezmeden) sırasını bekler…. Lütfen ama…
36 
 Kabak Aşılı Karpuza Dikkat  (Ahmet GÜNAY)

Yasal olmıyan at eti kesimi it eti kesimi derken Yasal olan KABAK AŞILI KARPUZ lada tanıştık ya. Daha neler görüp duyacağız kimbilir.. Görelim MEVLA NEYLER.....
37 
 Aynı Evin Birbirini Öldüren Sakinleri  (Murat Tekneci)

Yaşayabildiğimiz tek gezegen olan şu Dünya'da var olduğumuzdan beri birbirimize düşman olmaktan,kin gütmekten,nefret etmekten vazgeçmedik.Çocuklarımızı birbirine düşman yetiştirmekten vazgeçmediğimiz sürecede öldürmeye devam edeceğiz.bugün yeryüzünde cenneti yaşıyor oluyorduk.
38 
 Bet Ofisleri ve Gece Kulüpleri Gerçeği  (Hakan Yozcu)

Bet ofisleri, son 15 yılda mantar gibi çoğaldı adamızda. Neredeyse her sokağa girdi. Bırakın sokakları, internet yoluyla, evlerimize kadar girdi. Bir sokakta en az 10 tane bet ofisine rastlamak mümkün. Tabii orada çalışan onlarca kişi bulunuyor. Bunlar, nereden bakarsanız bakın, şu işsizlik ortamında iş bulup kazançlarını sağlıyor. Böyle de olsa evlerine ekmek götürüyor. Bunu, ada geneline vuracak olursanız, binlerce kişinin bu sektörden ekmek yediğini görürsünüz. Sektöre kilit vurduğunuzda binlerce insan işsiz ordusuna katılacak demektir.
39 
 İnsanlar Keveşe Gibi…  (Şevket Başıbüyük)

Kırkından sonra evlenirlermiş eskiler. Ve tabiri caizse; taş gibi insanlar... Söyleyeceğim o ki; kim bizleri bu hale getirdi?! Yiyip içtiklerimize kim ne kattı da bizler bu duruma düştük. Besinlerimizi kimler zehirledi? Eskilerde insanlar yoksuldu… Yoksuldular ama hayvansal ve doğal besinlerle beslenirlerdi. Şimdilerde içtiğimiz suya bile bilmem neler katarak içiriyorlar bize. Hem eskilerde su para ile mi alınır-satılırdı? Allah’ın gökten yere indirdiği ve yerden çıkarttırdığı pınar, çeşme vs. sularımızı kimler kirletti? Hangi kırılasıca eller değdi içtiğimiz sulara, yediğimiz bin bir taam yiyeceklere… Ve sağlık adı altında kimler bu zehir saçan ilaçları bizlere yedirmeyi başardı? Eskilerde hastane mi vardı? “Hastane/hasta hane” ismi bile hastalık çağrıştırıyor… “Şifahane” diyememişler, çünkü hiçbir hastane şifa dağıtmıyor şimdi… Ve insanlar serada yetişen bitki gibi… Sağlık, sıhhat ve huzur kalmamış insanlarda. Ve şimdiki insanlar, keveşe gibi dibine dibine dökülüyorlar…
40 
 Nazım Bilgin Öldü… Bitkiler Öksüz Kaldı…  (M.NİHAT MALKOÇ)

Ölüm bayram seyran dinlemiyor. Vakti dolan kişi dünyadan göç ediyor. Bunu gösteren bariz bir örnek yaşadık geçtiğimiz günlerde. Kurban bayramının ilk günü(20 Aralık 2007) herkes bayram ederken Sürmene ilçesi esnaflarından Nazım Bilgin aramızdan ayrıldı. O, Trabzon’un önemli insanlarından biriydi. Seksen yaşında olmasına rağmen bir delikanlı gibi diri görünüyor, sürekli çalışıyordu. Karadeniz’in zengin bitki çeşitlerini toplattırarak ilaç sanayinde kullanılmasını sağlıyordu. Bu işten hem dar gelirli vatandaş, hem kendisi, hem de ilaç firmaları kazançlı çıkıyordu. Ona Sürmene’de “bitkilerin babası” diyorlardı.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26  Sonraki Sayfa




son eklenenler
24 Kasım’a Fikir Fonu
Osman AKTAŞ
Eleştiri > Toplum ve Birey
Problemler Çözüldükçe
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Toplum ve Birey
Andımıza Dair
Osman AKTAŞ
Eleştiri > Toplum ve Birey
Liyakat
Alp Şahin
Eleştiri > Toplum ve Birey
Bildiğini Bilebilmek
Osman AKTAŞ
Eleştiri > Toplum ve Birey
O Bir İnsandı
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Toplum ve Birey

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.