..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Özgür insan, denizi daima seveceksin. -Baudelaire
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > M.NİHAT MALKOÇ




7 Ekim 2007
Köprübaşı - Beşköy Dostluğu ve Kardeşliği  
M.NİHAT MALKOÇ
İnsanlar el ele, gönül gönüle verdiklerinde zor gibi görünen işleri de rahatlıkla yapabilirler. Yeter ki birlik ve beraberlik olsun. Ülkeleri ve cemiyetleri ayakta tutan birlik ve beraberlik çimentosudur. Düşman milletlerin ilk planda yaptığı şey, hedeflerindeki ülke halklarını birbirine düşürmektir. Bu da sanıldığından daha kolaydır. Dostluk ve kardeşlik emek ve fedakârlık istese de, kargaşa ve fitne koşarak gelir bize. Onun içindir ki sabırsız ve tahammülsüz toplumlarda şiddet ve nefret daima pirim yapmaktadır.


:DHAA:
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ

                                        M.NİHAT MALKOÇ


     İnsanlar el ele, gönül gönüle verdiklerinde zor gibi görünen işleri de rahatlıkla yapabilirler. Yeter ki birlik ve beraberlik olsun. Ülkeleri ve cemiyetleri ayakta tutan birlik ve beraberlik çimentosudur. Düşman milletlerin ilk planda yaptığı şey, hedeflerindeki ülke halklarını birbirine düşürmektir. Bu da sanıldığından daha kolaydır. Dostluk ve kardeşlik emek ve fedakârlık istese de, kargaşa ve fitne koşarak gelir bize. Onun içindir ki sabırsız ve tahammülsüz toplumlarda şiddet ve nefret daima pirim yapmaktadır.

     Ülke olarak birlik ve beraberliğe, menfaate dayanmayan dostluklara her zaman çok ihtiyacımız vardır. Bunu yerel ölçülerde de düşünebiliriz. Nedir bu kin, nefret ve kavga?… Neyi paylaşamıyor insanlık? Yunus’un dediği gibi “Mal sahibi, mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan...” Kim ne derse desin hayatın gerçeği dünyanın kuruluşundan beri bundan ibarettir. Son yıllarda iller arasındaki çekemezlikler ilçe seviyesine, hatta belde boyutuna düşmüştür. Köyler arasında bile husumetler sürüp gitmektedir. Bunlar şık şeyler değildir. Kaba kuvvetle meseleler çözülemez. Bütün kavgalar, kin ve nefretler yürekte birikmiş zehirlerin dışavurumudur. Bunlar ancak sevgi panzehiriyle yok edilebilirler. “Ateşe körükle gidilmez” demiş eskilerimiz. Fakat günümüzde bazı kesimler ateşe körükle giderek, onu daha da şiddetlendiriyorlar.

     Trabzon’un Köprübaşı ilçesinin tek beldesi vardır. O da adından da anlaşılacağı gibi beş köyün bir araya gelmesiyle vücut bulan Beşköy beldesidir. Bu belde henüz oluşmadan evvel şiddetli bir sel baskını yaşadı. Ellinin üzerinde insanımız sel sularına karışarak hayatını kaybetti. Bunların çoğunun cesedine bile ulaşılamadı. Bu felaket esnasında Köprübaşılılar tam bir seferberlik ruhuyla Beşköylülerin yardımına koştular. Bir zamanlar birbirine rakip ve üvey kardeşler gibi gösterilmeye çalışılan bu yörenin insanları, gerçek dostluğu ve kardeşliği fazlasıyla gösterdiler. Olması gereken de buydu zaten. Bizler birkaç fitne fesatçının peşine takılıp gelecekte hiç de hoş sonuçlar doğurmayacak maceraların arkasından sürüklenebiliyoruz. İnsan aklını kullanarak doğrulara varabilir. Doğrular da kişiye göre değişmez. Bütün toplumlarda doğrular birdir aslında… Zira aklın yolu birdir.

     Bir zamanlar Köprübaşı ile onun ayrılmaz bir parçası olan Beşköy(Mezirealtı)’ü husumet içerisinde göstermeye çalıştılar. Bunu yapanların belli çıkarları ve planları vardır elbette. Fakat bir türlü halkların dostluğunu ve kardeşliğini engelleyemediler. Bu yörelerin insanları birbiriyle alışveriş yaptı, kız aldı, kız verdi. Yaylada, ovada, köyde komşuluk yaptı. Gül gibi geçinip gittiler. Beşköy’deki halkın Rumca konuşması bile farklı şekillerde yorumlanmaya çalışıldı. Oysa bu bir kültürel zenginlikten başka bir şey değildi.

     Beşköy, sel felaketinden önce bir hayli gelişmiş ve toparlanmış bir yerleşim yeriydi. Bir akşam vakti gelen azgın sular burada dikili ağaç bırakmadı. Evler ve insanlar sulara karıştı. Bu felaket sanki belde halkının bitişinin resmiydi. Dört tarafı yemyeşil olan, bu haliyle bir kartpostalı andıran bu topraklar şimdi kaderine ağlıyor. Çünkü Beşköy sel felaketinden sonra en az bir asır geriye gitti. Şimdi burada yaşayanlar yarınlarından umutsuzdur. Selden sonra imkânı olanlar buradan ayrılarak başka yerlerde yeni bir düzen kurmaya çalıştılar. Tabii ki aileler parçalandı. Kıt imkânlar pek çok trajedilerin müsebbibi oldu. Fakat son derece dindar, sabırlı ve kanaatkâr olan yöre halkı asla isyan etmedi.

     Köprübaşı’nda okuduğumuz yıllarda Beşköy’den pek çok dostlarımız oldu. Hepsi de ahlaklı ve güvenilir insanlardı. Bazı kesimlerin bu iki yöre arasındaki dostluğa ve kardeşliğe kin ve nefret dinamiti koyma girişimleri çok şükür ki sonuçsuz kaldı. Bugün Köprübaşı açsa, Beşköy tokluğuna sevinemez; Beşköy açsa Köprübaşı rahat uyuyamaz. Çok şükür ki bugün bu kardeşlik ve dostluk havası oluşturulmuştur. Bizler Köprübaşılılar olarak Beşköylüleri çok seviyoruz. Onların da ilçeleri olan Köprübaşı’nı ve buranın halkını sevdiklerini biliyorum. Bizler bir tavanın balığıyız. Aramızda ayrılık gayrılık yoktur. Aynı bedenin farklı uzuvlarıyız.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hocaların Hocası: Ahmet Hilmi İmamoğlu
M. Nihat Malkoç Kerbela Şiir Yarışmasında Türkiye Birincisi Oldu
Nazım Bilgin Öldü… Bitkiler Öksüz Kaldı…
Köprübaşılılar Derneği ve Hemşehri Dayanışması
İfakat Belgeseli
Böyle Buyurdu Jüri!..
Trabzon Lisesi"nde Rusya Halk Dansları Şöleni
Fatih Lisesi "Vesaire"…
Neler Oluyor Bize? Bize Neler Oluyor?..
Dün Akşam Neredeydiniz?..

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tevfik Serdar Anadolu Lisesi"nin Semender Dergisi
Cemil Meriç"in Akıl Defteri
Trabzon"un İkinci Özel Hastanesi: İmperial
Mersin Yenice 4. Barış ve Kültür Festivali
Gerçek Hayaller Dükkânı
Zigana'nın Gür Sesi: Herfene Dergisi
"Güneşli Bayır" ve Serkan Türk
M. Nihat Malkoç"a Malatya"dan 6 Çeyrek Altın…
Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılında Birincilikle Taçlandırılan Skandal Bir Çanakkale Şiiri
Fethin 562. Yılında Ayasofya'yı Açmaya Var Mıısnız?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Madur Dağı Güzellemesi [Şiir]
Başöğretmen Atatürk [Şiir]
Atatürk Öldüğünde… [Şiir]
Sevgi Köprüleri [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.