..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yanlış sayısız şekillere girebilir, doğru ise yalnız bir türlü olabilir. -Rouesseau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Türkiye > Akakiy Akakiyeviç




25 Ağustos 2010
12 Eylül Referandumunda Neden "Hayır" Oyu Kullanmalıyız  
Akakiy Akakiyeviç
İktidarın kendi siyasal kimliğini “muhafazakar demokrat” olarak tanımlaması da manidardır ve üzerinde durulmalıdır.Muhafazakarlık özünde değişime,dönüşüme karşı bir direnci ve geleneklere,geçmişe bağlılığı ifade eder.Bu anlamda içinden çıktığı siyasi yapıyı ve izlediği politikaları göz önüne alınca iktidarın muhafazakarlığı açıktır.Ve zaten burada bir sorun yoktur.Sorun teşkil eden husus iktidarın aynı zamanda “demokrat” olduğunu ifade etmesidir.Muhafazakarlık mevcut durumu korumayı,demokratlık ise korumadan ziyade daha iyi olana ulaşmayı amaçlayan ve aslında muhafazakarlığı ayak bağı olarak algılayan bir düşünüş biçimi olduğuna göre iktidarın kendini tanımlayış biçimi de oldukça sorunlu ve inandırıcılıktan uzaktır.Anayasa değişikliği hususunda da mevcut durumu muhafaza ederek,kısmi demokratik adımlar atıldığı görülmektedir.Dönemin anti-demokratik ruhu olduğu gibi korunduğu için muhafazakarlık ağır basmakta ve demokratlık sözde kalmaktadır.


:AEEJ:
12 Eylül Referandumunda Neden “Hayır” Oyu Kullanmalıyız

12 Eylül’de yapılacak olan kısmi anayasa değişikliğine dair referandum,toplumsal ve siyasal yaşamda köklü değişiklikler içermediği halde,politikacılar tarafından ülkenin en önemli gündem maddesi olarak sunulmaktadır.Durumun bu şekilde ortaya konulmasının sebebi ise,referandumdan çıkacak sonucun iktidarın ve yönetimi değişen ana muhalefetin olası bir seçimde ne kadar oy alabileceğine dair önemli ipuçları verecek olmasındandır.Hal böyle olunca adeta bir genel ya da yerel seçim havası siyasi atmosfere hakim olmaktadır.Bununla birlikte halkın önüne çıkan politikacılar,anayasa değişiklik paketinin ne getirip ne götürdüğünden ziyade kısır polemiklerle ve belaltı vuruşlarla puan toplamaya çalışmaktadırlar.Gerçi bu durum Türkiye’de siyaset yapma biçiminin tipik bir göstergesidir,aykırı bir durumdan söz edilemez.Fakat siyaseti algılama biçimimizin değişmesi gerektiği ve siyasi kültürümüzün geri kalmışlığı da eleştirilmeden geçilmemelidir.

Toplumsal mutabakattan yoksun olarak alelacele gündeme getirilen ,tartışılmasına ,yorumlanmasına,revizyona imkan tanınmadan meclisten geçirilen değişiklik paketi, mevcut iktidarın muhalefeti köşeye sıkıştırmak niyetiyle böyle bir adım attığını açıkça göstermektedir.Sekiz yıllık iktidarı döneminde böyle bir girişimde bulunmayan,cumhurbaşkanının “anayasa değişikliği imkanı vardı ama bu fırsat kaçırıldı” ifadesinden sonra metazori bir taslak hazırlayan iktidarın samimiyeti ve değişimden,dönüşümden yana olduğu iddiası da havada kalmaktadır.Milli iradeye önem veren bir siyasi aktörün,milli iradenin mecliste tecellisini engelleyen yüzde onluk seçim barajını makul bir seviyeye çekme yönünde çaba sarfetmemesi hatta bu önerileri duymazdan gelmesi de demokrasiye veril(mey)en önemin belirtisi olsa gerektir.İktidarın samimiyet sorunu gün gibi ortada durmaktadır.Emekçi kesime ,onların isteklerine,demokratik yollarla hak arama taleplerine karşı iktidarın yaklaşım biçimi de bu anlamda bir göstergedir.

Anayasa değişiklik paketi ayrıntılı olarak değerlendirildiğinde,göreli demokratik nitelikleri haiz gibi görünmektedir.Kişisel hak ve özgürlükleri daha ileri götürdüğü iddia edilse de,anayasanın yasakçı ruhuna dokunmadığı için yapılan değişiklikler özünde “suya sabuna dokunmadan el yıkamaya” benzemektedir.İktidar insan hak ve özgürlüklerini genişletmeyi amaçlamış olsa 12 Eylül askeri darbesinin bir ürünü olan faşizan içerikli 1982 anayasasını iktidara geldiği 2002 yılından itibaren değiştirmek için uğraş verirdi.Böyle bir girişimi olmadığı gibi sivil toplumun bu yöndeki taleplerini de hep görmezden,duymazdan geldi.Zaten kendilerini muhafazakar olarak tanımlayan bir siyasi hareketten demokrasi yolunda adımlar atmasını beklemek de hayalcilik olur.İktidarın asıl amacı ülkeyi kendi istedikleri doğrultuda biçimlendirirken kendilerine ayak bağı olan kesimleri susturmak ya da istediklerini yapabilecekleri ortamı hazırlamaktır.Bahsedilen bu ortamın demokratik ortam olmadığı sekiz yıllık iktidarları döneminde anlaşılmıştır.Asker,sivil bürokrasiyi tasfiye ederken,onların siyasete müdahalesini engellemeye çalışırken, onlardan doğacak boşluğu kendi ideolojilerini benimseyen kimselerle doldurmaya çalışmaları ve kendi ideolojilerini taşıyan zevatın ayrımcı zihniyeti iktidarın niyetini ortaya çıkarmaktadır.

İktidarın kendi siyasal kimliğini “muhafazakar demokrat” olarak tanımlaması da manidardır ve üzerinde durulmalıdır.Muhafazakarlık özünde değişime,dönüşüme karşı bir direnci ve geleneklere,geçmişe bağlılığı ifade eder.Bu anlamda içinden çıktığı siyasi yapıyı ve izlediği politikaları göz önüne alınca iktidarın muhafazakarlığı açıktır.Ve zaten burada bir sorun yoktur.Sorun teşkil eden husus iktidarın aynı zamanda “demokrat” olduğunu ifade etmesidir.Muhafazakarlık mevcut durumu korumayı,demokratlık ise korumadan ziyade daha iyi olana ulaşmayı amaçlayan ve aslında muhafazakarlığı ayak bağı olarak algılayan bir düşünüş biçimi olduğuna göre iktidarın kendini tanımlayış biçimi de oldukça sorunlu ve inandırıcılıktan uzaktır.Anayasa değişikliği hususunda da mevcut durumu muhafaza ederek,kısmi demokratik adımlar atıldığı görülmektedir.Dönemin anti-demokratik ruhu olduğu gibi korunduğu için muhafazakarlık ağır basmakta ve demokratlık sözde kalmaktadır.

Özelllikle sol cenahta,12 Eylül askeri darbesini yapan ve uygulayanlardan hesap sorma yolu açılacak düşüncesiyle,iktidarın gerçek niyetini anlamadan nikbince bir yaklaşım ortaya konulmaktadır.Otuz yılını dolduran ve zaman aşımına uğrayacak olan 12 Eylül darbesiyle daha önce hesaplaşmayı gündeme bile getirmeyen ve bu konjonktürde siyasi bir manevrayla mağdur insanların duygularını sömüren zihniyet ,12 Eylül’ün destekçisinden başka bir şey değildir.Zaman aşımı dolmadan böyle bir girişimde bulunulsa,gerçekten darbecileri yargılama gibi bir niyet olduğundan kuşku duyulmazdı.Fakat burada gerçek amaç farklı olduğu için bu durum iç politika malzemesi,muhalefeti köşeye sıkıştırma amacı olarak kullanılmaktadır.

Emekçi kesimler perspektifinden bakıldığı zaman da değişen anayasa madelerinin ileri bir adım olarak değerlendirilmesi son derece zordur.Bir işyerinde birden fazla sendikanın örgütlenebilme yolunun açılması,emekçi sınıfları bölmek değil de nedir…İktidara yakın olan sendikanın lehine bir düzenleme olduğu apaçık ortada değil midir!Toplu sözleşme hakkı getirilmesi,buna mukabil grev hakkı verilmemesi emekçi sınıflarla alay etme anlamına gelmez mi!Neo-liberal politikaların sıkı bir savunucusu olan mevcut iktidarın,emekçilerin aleyhine getirdiği düzenlemeler neden sol kesim tarafından görmezden gelir,anlaşılır değildir.Sol kesimin, burjuva demokratik bir bakış açısıyla iktidarın neo-liberal yüzünü görmezden gelmesi ve konuyu bağlamından kopuk değerlendirilmesi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

12 Eylül’de yapılacak olan referandum,politik ve toplumsal hayatta herhangi bir köklü değişikliğe yol açmayacağı ,buna mukabil “evet” oyları çoğunlukta olduğu zaman iktidarın bunu bir güven oyu olarak kullanacağı için “hayır” demek daha tutarlı bir yaklaşım gibi gözükmektedir.Ülkenin her anlamda önünü tıkayan ve anti-demokratik uygulamalarıyla bütün toplum kesimlerini umutsuzluğa sürükleyen iktidara “hayır” demek bir fırsat gibi algılanmalı ve iyi değerlendirilmelidir.Aksi halde iktidar “gem”i azıya alarak pervasızca baskı ve yıldırmalarına devam edecektir.
25 Ağustos 2010



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Seçmen Davranışlarının Önemi ve Dp (Akp) 'Nin Nasıl Uzun Süre İktidarda Kaldığı Üzerine Bazı Değiniler

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Rus Edebiyatı'nda Gerçekçilik Akımının Öncüsü: Gogol'un Palto'su
Son Otuz Yılın İdeolojisi Yeni Muhafazakarlık
Çoğunluk: Türk Kimliğinin Sıradan Halleri
Son Ekonomik Krizin Düşündürdükleri
"Milli İrade" Kavramı Çerçevesinde Türk Sağı'nın Demokrasi Anlayışına Bir Bakış

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Memurun Sabah Mesaisi Öncesi Gördükleri,düşündükleri [Öykü]
Alevilik İslam'ın Dışındadır..! [Deneme]
Askeri Vesayetten Sivil Otoriter Vesayete: Kısırdöngü,imkanlar ve Sınırlar [Deneme]
Futbol ve Ben [Deneme]
Türban ve İslami Kesim Üzerine Bazı Mülahazalar [Deneme]
Muhafazakar Tahayyülde Osmanlı İmgesi [Eleştiri]
12 Eylül,anayasa Tartışmaları ve 1960 - 1980 Dönemine Dair Bazı Değerlendirmeler [Eleştiri]
Türkiye'nin Yeni Vesayeti: Muhafazakar Hegemonya [Eleştiri]
Otoriter Demokrasimizin Hal-i Pür Meali [Eleştiri]
Dersim Meselesi,chp'nin Tutumu ve Cumhuriyet Politikaları Üzerine [Eleştiri]


Akakiy Akakiyeviç kimdir?

Özellikle eleştirel yazmaya özen gösteren,Türkiye tarihi,politika,sinema ve hatta edebiyat üzerine kafa yoran ve yazmaya çalışan ve yazmayı önemseyen bir amatör yazar. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Gogol,Puşkin,Çehov,Ahmet İnsel,Murat Belge,Ömer Laçiner v.b.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Akakiy Akakiyeviç, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.