Gerçek ile Hayal Arasında
Gerçeği hayallerinde aradı
Hayalleri gerçek oldu sonra
ve dünya gerçek bir yalan...
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
Gerçeği hayallerinde aradı
Hayalleri gerçek oldu sonra
ve dünya gerçek bir yalan...
Bu metin, toplumsal gerçeklikten kopmuş rivayetlerin okültizme evrilişini ve yorumlanışını inceliyor. "Natidum" kadınların doğurganlığı üzerinden mitler ve yorumlar ele alınırken, madde ve mana arasındaki ilişki sorgulanıyor. Toplumsal yapıların, totem grupların ve başlangıç koşullarının insanın temel ihtiyaçlarıyla bağlantısı felsefi bir dille irdeleniyor. Metafizik ve fiziksel gerçeklik arasındaki boşlukları dolduran
« Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yoğruldum,
Kazana girdim kavruldum,
Meydana yenmeye geldim »
Tanrı insanın yüreğine hem iyilik duygusunu hem de kötülük duygusunu orantılı bir şekilde koymuştur. Bir insanın yüreğinde sadece iyilik olursa, kendini kötülüğe karşı savunamaz. Çünkü, kötülüğü bilmeyen ve o duyguya sahip olmayan insan, saf olur ve kolay kandırılır. Aynı zamanda kendini kötülüğe karşı da savunamaz. Tanrı'nın insan yüreğine
Bu metin, karmaşıklık kavramını totemizm ve animizm bağlamında ele alıyor. İnsan düşüncesinin gelişiminde bireysel algıdan kolektif etkileşime geçişi anlatıyor. Kişinin iç dünyasına başkalarının seslerinin eklenmesiyle oluşan vicdani kıyaslama süreci ve düşüncenin "bir çok" veri arasında dolaşarak karmaşıklaşması üzerine felsefi bir yaklaşım sunuyor.
"Hayata dair konular yalnızca felsefecilerin, sosyologların, tarihçilerin kafa yorması gereken konular değil aynı zamanda; matematikçilerin, mühendislerin, biyologların da kafa yorması gereken konulardır."
Bu metin, çelişkilerin hareketin kaynağı olduğunu ve varlıkları alan etkileriyle birlikte anlamanın önemini vurguluyor. Köleci bilinç ile kolektif ruh arasındaki farkı, alan etkilerinin nasıl oluştuğunu ve koreografik hareketlerin birbirine indirgenemez yapısını ele alıyor. Metin, atomik etkileşimlerden toplumsal dinamiklere kadar uzanan bir anlam arayışı sunuyor, varlıkları sadece kendileri olarak
Hani Mansur, Tanrıya aşkı son aşamasına varınca kendine düşman kesildi, kendini yok etti gitti. "Ben Tanrıyım" dedi. Yani "Ben yok oldum, Tanrı kaldı ancak." Bu söz, alçak gönüllüğün son derecesidir, kulluğun sonudur.
Biliyorum,bir serzenişten daha buruk bir şey senin iç çekişin.Hayallerinden vazgeçip, bütün varlığını “gözle görülemeyecek kadar küçük ve mutlak” parçacıklara adamanın pişmanlığını mı çekiyordun, açıkçası emin olamıyorum.
Kıta Avrupası modernleşmesinin öncülü özellikle burjuvazist ve merchantalist bir gelişimin ürünü olarak açıklanırken, ada Avrupasının modernleşmesindeki, aristokrasi inkar edilemez bir öneme sahipti. Hatta bütün batının doğu üzerindeki modernleşme etkisi söz konusu edilirken, Türk modernleşmesinin öncüleri de, Türk Sosyo-kültürel yaşamının en etkin sınıfının merkezinde ortaya çıkacaktı. Şüphesiz ki en
Hepimiz et, kemik ve kan, hepimiz insanız. Üstelik istisnası yok, bir gün gelip hepimiz ölü insanda olacağız.
Evrim hipotezi, canlılığın kökenini açıklama iddiasıyla bilimsel tartışmalara konu olmuştur. Amino asitlerin ilkel dünyada tesadüfen oluşabileceği varsayımı, matematiksel ve kimyasal açıdan eleştiriler almaktadır. Miller'ın 1953'teki deneyi evrimciler tarafından kanıt gösterilse de, bu deneyin gerçek ilkel atmosfer koşullarını yansıtmadığı gerekçesiyle birçok bilim insanı tarafından geçersiz sayılmaktadır.
Kuhn bilim felsefesi alanındaki görüşleriyle son elli yıla damgasını vuran bir felsefecidir. Kuhn akademi hayatına bir fizikçi olarak başlayıp; üniversitede bilim tarihi dersleri vererek bu alanda ilerlediğinde bilimin bilindiği gibi kümülatif değil, bilinenin dışında devrimsel bir ilerleme içersinde olduğunu fark etti ve bilim felsefesi alanında uzmanlaşarak bu alandaki
Kadın programlarını küçümseyenlerin kendine çeki düzen vermesini sağlayacak bir eser!
-Alec Sandır Newyork Post-
Bu metin, duyularımızın fiziksel dünyayı nasıl algıladığını ve beynimizin bu algıları nasıl işlediğini sorguluyor. İnsanın çevresini deneyimlemesinin tamamen beyninde oluşan elektriksel sinyallerin yorumlanmasına dayandığını vurgulayarak, algıladığımız gerçekliğin aslında zihnimizin bir temsili olduğu fikrini tartışıyor. Materyalist dünya görüşüne meydan okuyan bilimsel bir bakış açısı sunuyor.
Bugünlerde kimse ne olduğunu pek bilmese de, insanların dillerinde olan o çılgın Kuantum fiziği(Parçacık Fiziği), onun teorisini kuran ünlü fizikçilerin bulgularının sonucunda ortaya attıkları felsefi sorulardan kaynaklanan bir felsefi akıma yol açtı. İşte aşağıdaki makalede, bu felsefe hakkında kısa bir giriş bulacaksınız!
"Üçüncü göz" kavramı çeşitli kültürlerde manevi bir güç olarak görülse de, bilimsel gerçeklik bundan farklıdır. İnsan anatomisinde sadece iki göz bulunur ve üçüncü gözün varlığına dair hiçbir biyolojik kanıt yoktur. Bu mistik kavram, bazı hayvanlarda görülen pineal göz ile karıştırılsa da, insan yapısı yalnızca iki gözle görme işlevini
Ercan Kesal