Herkesin Bir Öyküsü Vardır
Kimi kaleminin ucunda, kimi sazının telinde, kimi düşüncelerinde yaşar. Yazabilen şiire, romana, besteleyebilen notaya, kimi de yastığına döker içini.
"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"
"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"
Kimi kaleminin ucunda, kimi sazının telinde, kimi düşüncelerinde yaşar. Yazabilen şiire, romana, besteleyebilen notaya, kimi de yastığına döker içini.
Bahar deli bir şarkı söyler Nasina’da. Mercan rengi yapraklarla, badem pembesi çiçeklerle… Arılar, böcekler, kuşlar ve kurbağalar binbir renkli bir senfoniye düşerler. Ve ben her Nisan başında sağanakların peşinden koşarım. Traktör izlerinin derinleştirdiği çukurlarda biriken sulara girerim. Çizmelerimin rengi sarı, çizmelerim kocaman, çizmelerim fokur fokur. Annem kızmasın diye
İnsan yüzeyde gördüğüyle hükmetmeye eğilimlidir, ancak gerçek değer görünmeyende gizlidir. Kur'an-ı Kerim'de münafıklar örneğiyle bu hakikat vurgulanır; dış görünüş ve konuşma güzel olsa da, asıl önemli olan kalpteki gerçekliktir. Ayet, insanın en büyük yanılgısını ortaya koyar: görünüşün aldatıcılığı ve içsel hakikatin önemi.
Mert Başaran
Onlarca yıllık, birbirimizin ıcığını cıcığını bildiğimiz az sayıdaki dostlarımdan biridir Nuray. Kadın gibi kadındır. İçi dışı bir. Yalan dolan, riyadan eser bulamazsın. Laf aramızda, arkaik kalıtlarımızdan olan kadınsı oyunları, entrikaları bilinçle reddetmiş,kişiliğiyle var olmaya çalışan, okuyan, özümseyen ve öyle yaşayarak bu dünyada kendine yer bulmaya çalışan bir kızdır.
“Kıraathane” denilince aklınıza ne gelir, bilmem ama...
“Kıraathane” ve “okuma” derken aklıma geldi, -malumunuz olduğu üzre- Malaya Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran ilimizde “Malatya Okuyor” adında bir kampanya başlattı. Belediye ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte valilik öncülüğünde okullarda başlatılan bu kampanya Malatya’da dalga dalga
Şimdi susma zamanı dostlar.
Susalım, konuşmayalım.
Kürsüden, ekrandan, gazeteden, radyodan, sanaldan, meydandan, megafondan, mikrofondan oturduğumuz koltuktan, telefondan, postadan, balkondan, kapıdan, bacadan, pencereden, … rastgele konuşmayalım.
Kurşun gibi delici, hançer gibi kesici cümlelerle birbirimizi yaralamayalım.
Sizin hiç yaşınız kadar arkadaşınız var mı ?
Özgürlük kişinin özgür iradesiyle kendi siyasi görüşünü belirleyebilmesi ve o partiye oy verdiğini rahatlıkla söyleyebilmesidir. Gel gör ki Türkiye'de en çağdaş en demokrat en özgürlükçü geçinenlerin yanında bile hangi siyasi partiye oy verdiğinizi söyleyemezsiniz. Söylerseniz ne olur; zavallı, kör ve buna benzer ithamlarla karşılaşırsınız.
İstanbul yorgunu kendini İstanbul da yaşıyor: Kağittan gemiler akıyor boğazın inci mercan sularına, martılar sabahın çiğ tanelerini yakalıyor sanki çığlıklarında, alacasında sabah mahmuru bir düş, salacak sokaklarında. Aslında nasıl da yorgun insan konuşmalarına. Ah! İstanbul Ah! Baktığım Yerden Sorguluyor: Topkapı Sarayı, Düş Salıncağından Tarihimi.
İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma..
Melisa Kesmez