Erguvan Akşamlar (N)
Akşam deyince, yine bir şarkının içli güftesi geçer içimden “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun. / Çünkü seni çok sevdiğimi biliyor biliyorsun.” yahut bir başka şarkı:
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Akşam deyince, yine bir şarkının içli güftesi geçer içimden “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun. / Çünkü seni çok sevdiğimi biliyor biliyorsun.” yahut bir başka şarkı:
Şimdi bir yaşını doldurmaya az kalmış sevdanın koynunda,
Uzun bir yol oluyor cümlelerim..
Eskimiş şarkıları demliyorum yüreğimde..
Kucağımda Elif’in büyüme heyecanı,
Sana büyüyorum….
Yarın olmadan…
Gök yüzünde uçan kuşları sayabilir,ne kadar az
kalmışlar diye üzülebiliriz.
Yarın olmadan…
Aç açık kalmış bir komşumuza iki somun ekmek
Ahmet Ümit
Her gün uyanırken üzerimden atamadığım yorgunluğum inanıyorum ki artık beni terk etmeyecek, izlerimin takipçisi olarak halime hükmedecek.
Yazımı okumadan önce Ali Yerli Beyin Kırılma başlıklı yazısını okumanızı öneririm, yazım da kendisinin önerdiği bir düşünceyi de sorguladığım için. Sadece kendimi harekete geçirmeye çalışıyorum, hayatın içine doğru, doğru bir adım atmak için güç topluyorum. Okuyan herkese teşekkür ederim.
Kol kırılır yen içinde kalır durumu değil
-Değiştim, NASIL?...
Nasıl diye sormayan toplumlar faşizme mecburdur...
Nasıl sorusu değişimin niyetini ve sonucunu önceden aydınlatır...
Değişim, nasıl, istek, memnuniyetsizlik hali, nicelik, güç...
Gölün gözleri sönük maviydi. Yazın sıcağı İznik gölünün yüreğinde üşüyen derin bir izdi. Adeta dalgaları dahi öylece donmuştu.
İkibinonbir öncesi hissettiğim duyguların çevirisi..
Türkiye' de Cumhuriyet ile birlikte başlayıp, toplumda hala süren çok kültürlülüğün meydana getirdiği çatışma ve sorunlar üzerine bir deneme...
Bu kuşatma altında bazı cesur, mert, yüreği güneş gibi harlayan yazarlarımız dik durabiliyorlar, her şeyi göze alıp gerçeği ulu orta yılmadan söylüyorlar ve ceremesini cesurca çekiyorlar. Hiç kimseye mihnet duymadan, dimdik ayaktalar.. Kitaplarını her türlü baskıya rağmen yazıp halka sunuyorlar.
Aynı alanda ziyarete açılan Hz Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerif Çadırını da ziyaret ederek manevi duyguların en büyük hazzını aldık. Burada, Efendimizin bir kutu içinde muhafaza edilen ve sadece tek bir telden ibaret olan mübarek sakalını gördük. Bu esnada okunan ilahiler damarımıza kadar işledi. Duyguların en coşkusunu yaşadık.
Rengi ne olursa olsun, masum veya değil. Ortada bir aldatma ve aldatılma durumu mevcuttur. Bana kalırsa yalan söyleyen kişinin, karşılaşabileceği olumsuz durumları da en baştan kabullenmesi gerekir.
B. Nihan Eren