Ortadoğu'da Özgürlük Hayali
Bu dünyanın merkezinin kayması demek aynı zaman da. Böyle düşününce Nil’e ve Kudüs’e ve tüm bu coğrafyaya insanlığın ne kadar büyük haksızlık yaptığını görmemek elde değil.
"Yarınlar hepimizindir, ama bugün benim uykumun." – Virginia Woolf (olası kurgusal alıntı)"
"Yarınlar hepimizindir, ama bugün benim uykumun." – Virginia Woolf (olası kurgusal alıntı)"
Bu dünyanın merkezinin kayması demek aynı zaman da. Böyle düşününce Nil’e ve Kudüs’e ve tüm bu coğrafyaya insanlığın ne kadar büyük haksızlık yaptığını görmemek elde değil.
Birgün kalple değilde beyinle seveceğime karar verdim acı çekmemek için.. Çünkü beynin kalbe hüküm edebileceğini düşündüm.. Kalbin saçma tavırlarını kontrol altına almak istedim.. Ama yanılmışım, yanlış düşünmüşüm.. Bi şekilde kalp acıyı kendine çekiyor ve bütün vücuda pompalamayı başarıyor yine.. Seven insan hep acı çekermiş meğer..
Kim bilir belki de bir rüya bu
Belki de bir ütopya
Herkes sorar bu soruyu Var mı böyle bir Dünya?
İnsan, ne zaman ki içindeki benlikten kurtulur, kötülüğü, çirkinliği yok eder, kendinden çok karşısındakini düşünür ve Tanrının istediği doğru ve dürüst bir
Fikret Başkaya
"...Bir gün Y. Kemal Beyatlı ve arkadaşları Küçüksu tepelerinde bir konağa davetli olurlar. Sedat İçgören O sıralar bir konservatuar öğrencisi ve son sınıfta oku maktalarmış. Her şair ve davetli eşleri ile gelmiş. Tabi ünlü şairde kendisine hayran bir kız öğrencisiyle davete icabet etmiş...
Bazen itiraf etmek gerekir, kendine kendini.
Mehmet, hiç küsmezdi. Çünkü kalbi hep iyilik ile doluydu Okulda bir gün küçük bir kavgamız oldu. Küstüm ben ona. O ise gelmiş arkamdan beni kucaklayarak Valla sen bana küssen de ben sana küsmem. Ben senden asla vazgeçmem. Seni gardaş bildim. Kovsan da yine gitmem demişti. Ben de biraz
Şiirle müzik arasındaki bağlantıları anlattığım bir yazım.
Bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyoruz.Belki üçüncü sınıf otelde kalmak gibi bir şey bu. Belki duvarlarında salya sümük şiirlerin olduğu, her an dökülmeye hazır sıvalarıyla alnına ilkellik kazılmış bir binada kalmanın diğer bir adı bu. Yani üçüncü sınıf dünya vatandaşı olmanın bir başka benzer tarafı bu.
Ağabeyim de geçmişi anlatırken ağlayarak anlatır. Hep bize, Anamın ayaklarının altından öperim. Onun fedakârlığı olmasaydı biz bu günlere gelemezdik der Ve çektikleri yoksulluğu, açlığı, sefaleti, yokluğu, sıkıntıları gözleri dolu dolu anlatır
bir an gelir ve elinizdeki herşey uçup gider..
Yetmişli yılları anımsatan hayat filmimin gerilere ta o yıllara sarılmasına vesile olan güzel bir hatıram...
Serkan Karaismailoğlu