Thenedos'un Şarkısı
Hayatın rutininden uzaklaştığım Bozcaada'da yaşadığım kısacık günlere sığan anılar...
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
Hayatın rutininden uzaklaştığım Bozcaada'da yaşadığım kısacık günlere sığan anılar...
Gündelik yaşamda rahatlıkla tecrübe edeceğimiz şeylerin de atasözü olarak literatüre girmesini yadırgamamak lazım.Misal hamamı icat ettiğimizde “hamama giren terler” demeyi ihmal etmemişiz.
Kayığımın yanına gidiyorum, işte orada anılarım beni boğuyor istemediğim hayallere dalıyorum.Çileden birazda...
Yüksek kaldırımda dururken, ?Zamanın başından beri burada? yazılı bir levha hayal ediyorum ayaklarımın hemen dibinde. Üzerimde yolların tozu, kuşların küflü yeşil lekeleri, yüzümde yağmurların yollu izleri, görmüş geçirilmiş gözlerimde yılların yorgunluğu
Sorun çocuklara: Rüyanda uçuyor musun? diye. Bakın ne diyecekler.
Kavga dolu bir gecenin yastığa asılmış hatırası olmalıydım. Halledilemeyen problemlerin, belki de kendinden bile gizlenen sonların habercisiydim.
güneş sesli kızlar duruyor iki yanında yolun. elleri havada; umutları yakalamışlar kanatlarından...
içimdeki acıya lal tüm lisanlar… ki prangalar öldürmüş kalemimin reflekslerini. Düşe kalka yürüyen, dizkapakları paramparça bir çocuk izleri bırakıyor kağıtta…
...............
Hayatı seyreyledim de şöyle bir dışından çemberin, gördüm ki hayat boşmuş, insanoğlu bir varmış, bir yokmuş...
HER İNSAN ÖLÜMÜ TADACAK yazar ya mezarlıklarda işte gerçekten de bu tadı almadan önce diğer tatların uzun süre keyifle yaşanmasını diliyorum ...
Gördüm de böylesini görmedim. Daha çok gençtin, 19 mu 20 ya da 18 mi? Aile kızıydın değil mi, belirli bir saati geçtiğinde evine bile tek başına gidemiyordun, akşam on biri geçirmek zaten yasaktı, benim evim de kalman zaten düşünülemezdi. İyi de güzelim bir şeyi anlayamadım, sen bu kentin
Belkide hepimizin hayatında platonik olarak başlayan bir aşk vardır. Sonrada başladığı gibi biten. Ama hep özel bir yerde kalan ve hiç tükenmeyen bir aşk.
Ulaşılmayan aşklar mı kalıcılığını korur diye soruyorum hep kendime. Mesela efsanelerde öyle değil midir? Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun gibi. Kavuşsalardı