Yeni Oluşum
2000li yıllar Türk toplumu için yeni ve farklı oluşumları hazırlayan ve bu oluşumlara geçit vermek üzere birtakım olumsuzlukların yaşandığı yıllar olarak hatırlanacaktır. Ta ki 2002de yapılan seçimlere kadar
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
2000li yıllar Türk toplumu için yeni ve farklı oluşumları hazırlayan ve bu oluşumlara geçit vermek üzere birtakım olumsuzlukların yaşandığı yıllar olarak hatırlanacaktır. Ta ki 2002de yapılan seçimlere kadar
yazıma yeni demokrasi fikri ile girecektim ki her gün yeni kavgalarla meydana gelen ölümler beni derinden yaraladı.
Suya yazılan yazılar olmasın dediğim tweetlerim ve beğendiğim başka tweetler... Çok ilgi çekici ve değerli sözler yumağı...
En nihayetinde en büyük sanat kendini sınırlandırmak, izole etmektir. ~Johann Wolfgang von Goethe
Bir de daha çok para kazanmak için hileli iş yapan, esnaf, müteahhit, iş mensubu tanıdığınız var mı hayvanlar âleminde? Silah ve mühimmat satıp para kazanmak için hayvanları savaşa sürükleyen sömürgeci zihniyete sahip,zalim ,piskopat aslan kral tanıdınız mı? Ben hayvanlar âleminde böyle çirkef ,pislik fitne gibi durumların olduğunu ne
derken,Rita ve Damyeli'nin beş yıl sonraki halleri gelip oturuyor hayalime;
"Zihinsel ezbercilik" olarak adlandırılan durum, sadece öğrencilerin ders ezberleme alışkanlığı değil, toplumun her katmanında görülen, başkalarının fikirlerini sorgulamadan benimseme ve yeni düşünce üretememe halidir. Bazen "profesyonellik" veya "geleneksellik" maskesi altında gizlenen bu durum, toplumsal gelişimi engelleyen görünmez bir zincir gibi işlev görür ve tüm alanlarda durgunluğa yol açar.
Dönem yanlış belki de… Ya da yanlış zaman diliminde birileriyiz. Anlamlı düşünenlere, “anlamsız anlamsız bakanların dönemindeyim”
Zaman, acılarımızın aktığı nehirdir bir bakıma. Bu nehrin yanı başındaki bir ağacın altına oturup, Nirvanaya ulaşmayı bekleyebilir insan; ama bu hissizlikten medet ummaktan başka nedir ki? Oysa insanı gerçek anlamda acılarının esaretinden kurtaracak olan, acılarından kaçmak değil, tersine onlarla savaşmaktır.
İnsan, acılarını yenmeyi, kazanarak bilmelidir.
Çocuk doğurma, büyütme, besleme, hasta olan yakınlarını bakma, temizliğini yapma, evde erkek olarak bulunan baba, kardeş yada koca gibi ‘reislerin’ hizmetlerini sağlama…
Çok yaklaştı, bir kez daha kırılma noktasında tarih. Sadece Alevi-Sünni değil, sadece sağ-sol, sadece Türk-Kürt değil, bütün ayrım noktaları aynı anda kaşınmış, bütün sinir uçları aynı anda uyarılmış ve cepheler oluşmuştur.
Bir de kendimizi sorgulasak, başkalarından ziyade biz bizi bilsek önce...
Bayanların bakımsızlığı bedene vurursa ne olur?
Bakımsız bayanlar Yani tabiri caiz ise çirkin bayanlar Erkeklerin onları fark etmeleri için, yarım kilo badana, oje, far, sürme ve birçok çeşit malzemeyi yüzlerini sürerek, adeta bakmamamız için fedakarlıklar gösteriyorlar. Yüzleri boya tutmayan sakallı ablalara, teyzelere ne demeli...
Hakikate bilgiyle gelemezsin, bu yüzden bilimle gelmelisin. Bilim bilmeye çalışmaktır ki; bilerek ermen -bilmen- mümkün olmasa da, bilmeye çalışarak hakikate yakınlaşabilirsin.
Yeter ki; bilimle bileceğin yanılgısına kapılıp kör olma, bilmeden bilime kör olabilirsin.
kimse toprağında mutsuz olmamalı. ancak o şekilde bu algıyı çevirebiliriz. yoksa ortalık "ahhhh yazık" dan geçilmez ve bu algı da değişmez we kaçınılmaz olarak tüm toplum sonunda fakirleşir we diktatörlere boyun eğmek zorunda kalırız. işte o zaman "ahhhh yazık"!!!!!!!
Mustafa Kemal Atatürk, ilke ve inkılaplarıyla öne çıkarılırken yavaş yavaş bu ülke insanının elinde oraya buraya çekiştirilmeye başlamış, nesnelliğini kaybetmiş, hepimizin değil, birilerinin olma yolunu tutmaya başlamıştı.
Adalet Ağaoğlu