Bu Dünyada Sevmeyenler Ahrette Neye Yarar?\*
Ama Hatice Eğilmez Kayanın üslubundan bahsedeceksek gelin biz bu us ile kavramaya gönlü de dâhil edelim.
"Bir kitabı açmak, dünyaya açılan bir pencereyi aralamaktır. — Mary Schmich"
"Bir kitabı açmak, dünyaya açılan bir pencereyi aralamaktır. — Mary Schmich"
Ama Hatice Eğilmez Kayanın üslubundan bahsedeceksek gelin biz bu us ile kavramaya gönlü de dâhil edelim.
Birkaç soru takılıyor aklıma. Acaba Oscar Wilde hangi kahramanla daha çok özdeşleştirmişti kendini? Kırlangıçla mı yoksa mutlu prensle mi? Belki de her ikisiyle de
Her şey bir şiir yorumuyla başladı. Sokrat, şiirde aynasıyla yüzleşiyordu.
Malatya ilim havzası üyelerinden merhum Said Ertürkü ve mücadelesini öğrenmek için henüz mürekkebi kurumamış Mehmet Said Ertürk ile Diz Çökmeyen Adam Ramazan Keskin Hoca adlı kitaplar 30 Nisan5 Mayıs 2013 tarihleri arasında Malatyada açılacak olan Anadolu 2. Kitap Fuarında, Beyan Yayınları stadında okuyucuyla buluşacaktır. Meraklıları için belirtmiş olayım;
Farklılığının farkında değilmişcesine köşesinden seyrediyor olup biteni. O biliyor ki fazla söze gerek yok. Sezen Aksu’nun başka bir şeyle, başka bir kimseyle doldurulamaz yeri. Adlandıramayacağım, konumlandıramayacağım, seslendiremeyeceğim ve ne yazık ki anlatmayı başaramayacağım bir yerlerde saklıyorum Sezen Aksu seni…
“Uht’ul Mukaveme” kavramı; “Ümmü’l Mukaveme’den” esinlenerek verdiği bir isim. “Ümmü’l Mukaveme”, “Direnişin Anası” manasına geliyormuş… “Uht’ul Mukaveme” ise “Direnişin Kız Kardeşi” manasına gelmekteymiş…
Ben de bu yazımda; hem tarihe not düşürmek hem de “Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür” eserinin isminin; “Uht’ul Mukaveme’ya Tanık Mektuplar” olarak zihnimde kodlayarak
Yakilanlara , Öldürülenlere Ve Demi̇r Parmakliklar Arkasina Atilan Aydinlarimiza Gelsi̇n Bu Yazimiz...
Yazılarımı kocaman kocaman harflerle dergilerde, kitaplarda yayınlayın. Başlığın üzerine de yakışıklı bir fotoğrafımı koyun. Görenler hayran kalsın. Kıskananlar çatlasın
Ne kaldı onca seneden sonra sana?..Sırasız anların yaratıcısı birkaç eski kitap...
Seni çok iyi biliyor, çok seviyoruz ve rahmetle anıyoruz. Bu sevgi ‘İstiklal Marşı’n okundukça yurdumun ufuklarında al bayrak dalgalandıkça hiç eksilmeyecek,yüreklerde sonsuza dek yaşayacak.
Cehenneme bir damla gözyaşı gibi düşeceğim. Senli günahlar, bakışlarımda çengeli iğne olacak. Bakaşlarım, gözlerimden bir beyaz kağıt olarak akacak. Cennetteki adresine, cehennemden bir mektup var diye göndereceğim, acılarımı. Senli mektupların kenarı yanıkken, ben cehennemde tamamiyle kül olacağım. Çünkü seni sevmenin kahredici azabını, senden şımarmayasın diye gizleyeceğim. çünkü yangınlarımın
Herkes şiir yazar ama benim şairim bir başka yazardı…
Köşe yazısı yazan çok sayıda yazar ve şair var; ama benim şairim “gerdanlık” denilen bir dörtlükle başlardı gazetedeki köşe yazılarına…
Benim şairim yalnız şair değil hem yazar, hem şair, hem de bir ozandı…
Bence yazarlar, içmeye devam ettikleri sürece, şişeleri satmalarında sakınca yok.
Son dönem Türk şiirinin köşe taşlarından birisidir Şinasi Özdenoğlu!....Gümüşhaneli’dir köken olarak!...Şairliğinin yanında yazardır da…Güçlü bir kalemi vardır.
Evler kişilerin yaşadığı küçük mekânlar, kentlerse büyük mekânlardır. Edip Cansever, "İnsan yaşadığı yere benzer" derken; kişilerin karekterlerinin oluşumunda coğrafyanın ve mekânın önemini vurgulamak istemiştir her hâlde...
Tevfik Fikret,ömrü boyunca buhran içerisinde yaşamıştır.Gün gelmiş İstanbul’a,gün gelmiş manevî değerlere,gün gelmiş Sultan İkinci Abdülhamit gibi mütedeyyin eşhasa saldırmıştır.