Barbara Frıschmuth Konya'daydı
Ünlü Avusturyalı yazar Barbara Frischmuth'un 9.3.1996 tarihli Konya ziyareti üzerine.
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
Ünlü Avusturyalı yazar Barbara Frischmuth'un 9.3.1996 tarihli Konya ziyareti üzerine.
İnsanlar vardır ki canını dişine takarak büyük bir mücadele örneği gösterirler.Dünyaya gelirken fizikî eksiklikleri olsa da bunu ruhî üstünlükleriyle telâfi ederler.
Öyledir işte Anadolu’nun toprağıyla yoğrulanlar, onun suyunu içip, güneşinde yananlar umutlarını ve onurlarını asla yitirmezler.
şairleri anlama çabasına bir tuğla ekleme/neden ve niye sorgulaması.
Bilirsiniz sanatçılar için, “dâhilik ve delilik arasındaki ince çizgi” diye bir tabirden bahsedilir…
Mustafa Düzleme bu ince çizgiden geçmiş bir dahi…
Sanatı uğruna birçok cenderelerden geçtiği halde sanatçı kimliğini/feryadını duyuramamış bir sanatçı.
Gelen ilhamları sustura sustura şimdi açıktan sesler duymaktaymış Mustafa Ağabey.
Şairleri dünyaya bakışına göre ayırmak gerekir. Dünyanın merkezine kendisini koyup, hep kendini yazanlar. Dünyaya bakarak yazanlar. Kendisini dünyayla birlikte yazanlar. Kendilerini yazarken başkalarını da yazanlar. Belki yalnızca ikiye ayırmak daha yerinde olur. Başkalarının duygularını kendi duyguları yapabilmiş olanlar. Kendi duygularının dışını göremeyecek kadar kendileriyle olanlar. Mutlaka kişinin kendi
Yazarın bu yapıtında okumaya başlar başlamaz ‘İmparator’ adlı romanından farklı bir söylem geliştirdiği fark ediliyor. İmparator’daki o paraya tapan-çok iyi yansıttığı- atmosferden tamamen uzak, doğaya inmiş, ince ince betimlemeler, dağ hayatı, göçebe hayatı üzerine güzellemelerle okuyucuyu farklı bir yönden sarmalamış.
hayran olduğum yazarlardan biri olan Samed behrengi için yazdığım bir mektup. sevgili okur. eğer ebeveynsen ya da ebeveyn olmak gibi bir düşüncen ya da bir planın varsa, veyahut çocuksan samed behrengiyi mutlaka tanımalısın. çünkü bence, samed behrengiyi tanımadan büyüyen ya da büyütülen çocuk büyümüş ya da doğru biçimde
Sarsıcı bir uzun öykü. Gerçekçi gözlemler, abartısız ama hayal gücüne hitap eden bir alegori. İnsana okurken tamamen farklı duygular uyandıran bir kitap.
“İlim ve Hareket Adamı Mehmet Sait Ertürk (Şark Medreseleri Müderrisi)” adındaki bu kitapta, merhumun kronolojik biyografisinin yanı sıra, 1950 yılından bu yana Malatya’da ilmi ve fikrin gelişmesini sağlayan -yazarın sıkça ifade buyurduğu gibi- bu havzada yetişmiş fikir adamlarının anekdotları, sohbetleri, basından yayımlanan yazıları ve röportajları tarihi bir arşiv
Şimdi yeni bir gündoğumunda kelimelerim. İki kızımdan sonraki üçüncü çocuğumun doğum sevincini yaşar gibiyim. “İmzamı Bıraktım Teninde” adını verdiğim minik bebeğim artık kucağımda. Bu güzel doğumu paylaşmak istedim sizlerle. Çünkü beni destekleyen, bana yazma gücü veren dostlar sayesinde kavuştum bu kitaba. Okuduğum, beni okuyan, yorum yapan, yazılarımı kütüphanesine
ÖNCELİKLE MERHABALAR BİR DUYURUM VAR ARKADAŞLAR.. Ben ve bir arkadaşım içinde her tarz hikayenin olduğu(AŞK, KORKU, DUYGUSAL,CİNAYET,FANTASTİK,MACERA,KOMEDİ )VB.. kırk kişiden oluşan bir hikaye kitabı çıkarmak istiyoruz. kendine güvenen kalemi kuvvetli her tarz yazarım dİyen arkadaşların bana ulaştıkları halinde itina ile anlatacğım projeyi..
kitabımız önce yazarın fotosu
Huzur Sokağı’ size ne ifade eder bilmem ama benim için… Huzur Sokağı’nı çocukluktan gençliğe ilk adım attığım yıllarımda okumuştum… Anlaşılan yeni sezonun favori dizilerinden biri olacak Huzur Sokağı.
Şiir bahçesinde esiyor yine esin rüzgarları.Kırılıyor en ince yerinden gül dalları.İnciniyor bülbülün ince dudakları.Öpmelerinden geriye bir yığın tarumar kalıyor.Ahhhh gül endamları yerlerde kan ağlıyor.
Yeryüzü sularını ince çizgiler halinde yaralarından süzüyor.Bir sancı halinde yayılıyor vadiler boyunca nehirler.Çocuklar suların debisinde
Yazmak sürecinin sancılı ama dönüştürücü gücünü anlatan bu metin, yazarın iç dünyasında kopan fırtınaları samimiyetle aktarıyor. Virginia Woolf'un eserlerine ve yazım sürecine göndermeler yaparak, kelimelerin şiirsel doğasını ve yazma eyleminin insanı nasıl parçalayıp yeniden inşa ettiğini düşündürüyor. Yazmak, sadece kâğıda değil, zihne dokunan kalemle başlayan içsel bir yolculuk
Hayatta bir şiirle büyülenmek kadar güzel şey yoktur doğrusu. Yine insanı şiirleriyle büyüleyen
bir şairi yitirdik.,Kemal Özer'i...Zarafeti,zekası,halkın yanında oluşu ile şaşkınlık yaratan nadir şairlerimizden biriydi.
Ama Hatice Eğilmez Kayanın üslubundan bahsedeceksek gelin biz bu us ile kavramaya gönlü de dâhil edelim.
Birkaç soru takılıyor aklıma. Acaba Oscar Wilde hangi kahramanla daha çok özdeşleştirmişti kendini? Kırlangıçla mı yoksa mutlu prensle mi? Belki de her ikisiyle de