Şair-i Şuara
Türk milleti anasından şâir doğar. Hiç anlamayanımızın bile mutlaka bir dörtlük karalamışlığı vardır.
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
"Edebiyat, hayatın aynasıdır... öyle ki bazen o aynayı kırıp bir de kendi yansımamıza şaşarız." - Oscar Wilde"
Türk milleti anasından şâir doğar. Hiç anlamayanımızın bile mutlaka bir dörtlük karalamışlığı vardır.
Elbette ki Uluslarası Niyazî Mısri Sempozyum’dan kastımız O’nu daha geniş kitlelere tanıtmak ve tanıştırmaktı. Lakin bu sempozyumda; -tebliğcilerin hepsi olmasa da- çoğunluk Mısrî hazretlerini bize yanlış tanıttılar…Tam olarak ifade edemediysem de, sanırım siz anladınız anlatmak istediklerimi…
Özet olarak anlatacak olursak; birileri bizden Niyazî Mısri’yi çalmaya çalıyor…
Zor biliyorum, çok zor, olmaz gibiyiz, kısmetim değilsin.
Yakarız be sanki yangınlarda küllerimizi, hı, ne dersin?
Eski aşktan kalma bir acı,
Şimdi sen eski aşk mı oldun? Ya bu taze ateş de ne içimdeki?
Malatya Ulusal Kitap Fuarı’nı gezdim.
28 Şubat sürecinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş hariç, yazarlar kitap imzalamaktan yorulmuş, kalem tutan parmaklarında derman kalmamıştı.
Bir tek Vural Savaş abdest ibriği gibi dikilmiş beklemedeydi.
Kim bilir Malatyalılar tarafından cezalandırılıyordu.
Bir yazar için,
Nazım Hikmet – Kemal Tahir’e Mapusaneden Mektuplar
Nazım Hikmet’in 1940 yılından 1950 yılına kadar kaldığı Bursa Hapishanesinden Kemal Tahir’e yazdığı mektupları okuyunca onun ne kadar değerli bir sanatçı olduğu çok iyi anlaşılıyor.
ne demiştim? listede kadın adı yok! acı bir durum!..kadını şairden saymayan erkek edebiyat, kadını konu edebiliyor ama şiirlerinde. kiminin ayten'i var, kimin Leyla'sı, kiminin Vera'sı...Süheyla'yı unuttm mu ne? unutur muyum hiç
Kitapta hikemî bir edep, sufîyane bir sezi, yazarın kelimelerin bohçasına sakladığı bir çeyiz gibi korunuyor. Saflık ve temizlik içinde dupduru, yalın, hoş bir sızı kendini ele veriyor. Öykülerdeki oyun içinde oyun, zaman içinde zaman, kuş bakışı bir görünümle ama aynı zamanda tüm detayları ince ince, sabırla çizen bir
Ömer Akşahan gazeteciliğini, felsefesini, edebiyat dilini belirlerken insandan yana oluşun ölçütlerini yazılarına da yansıtıyor.
Gaziantep'in ünlü şairlerinden Mehmet Nacar'ın yayınlamış olduğu 6. şiir kitabının tanıtımı...
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Birilerinden bir anı dinlerken hep, "Ben ...ken " diye başlayan ve sürüp giden cümleler... Ne güzel olurdu bir şairden bir yazardan anı dinlemek...
Ben de aynını kullanacağım. Ben ilkokula başladığımda ilk kez İstiklal Marşıyla tanıştım. Herkes kıpırdamadan duruyordu. Sanki ufukta bir zaferi görüyormuşçasına başlar dik ve
Öykü yazıldıkça karakterler belirginleşmeye başlar. Bir el onları düşüncenin karanlık, dipsiz derinliğinde uyuklarken bulmuş çekip çıkarıyordur yüzeye. Direnirler mi? Sanmam, barınacak beden bulmuşlardır çünkü. Yazarın boyun eğilecek iradesi üstelik o yaşlanıp giderken kendilerini ilk günkü canlılıkla ölümsüz kılacak sürece götürmektedir.
Huzur Sokağı’ size ne ifade eder bilmem ama benim için… Huzur Sokağı’nı çocukluktan gençliğe ilk adım attığım yıllarımda okumuştum… Anlaşılan yeni sezonun favori dizilerinden biri olacak Huzur Sokağı.
Ey okuyucu, borçlu olduğun yazarın kıymetini bil. Sahip çık. Eserlerini yaşat. Yazarı onurlandır. Yazara gereken değeri, önemi vermeyi ihmal etme. Onu ölüm tarihleriyle hatırlama, ya da fuarlarda göz göze gelmekle yetinme. Kalbine inebilmeyi beceren yazara saygıda kusur etme. Zamanında teşekkür et. Yazara, kendini hissettir.
Kum taneleri gibi savrularak yaşardı orada insan.Yüzyıllar önceydi.Cahiliye adı verilen zamanlardı.Mekke’yi çevreleyen yüzlerce kabile,belirli zamanlarda Kâbe’ye gelip,orada duran kendi putlarına tapınır,bayram ederdi.Şiir yarışmaları yapılır.Beğenilen şiirler Kâbe duvarlarına asılırdı.Delikanlılar sokakta genç kızlara laf atacakları zaman,bir şairin adını söyler,böylece o şairin en ünlü dizesini söylemiş olurlardı.Genç kızlar,adı anılan şairin o
Değerlerimiz ve değerlilerimiz ne çabuk unutuldu. Sanki gözlerimiz bağlandı, kulaklarımız tıkandı, idraklerimiz zincire vuruldu. Son senelerde büyüğü küçüğü tanımaz olduk. Tarihimize ve bu ülkenin temel dinamiklerine sırt çevirdik. Bu memleket için gece gündüz fikir üreten ve çalışan kişiler ölünce kimse onları hatırlamaz oldu. Aslında kişi maddeden dünyadan ayrıldığı
Kazandığın an kaybettin demektir. Çünkü kazanmak, aynı zamanda bir vazgeçiştir. İster bir piyango, ister yıllarca peşinde koştuğun bir makam ya da iş olsun, değişmez. Değişen yalnızca yeni bir katmanda yol alacak olduğundur. Kazanmadan önceki konumda artık olamazsın.