Zahrad"a Bir İki...
“Dört koyundular/ İlkini kestiler önce/ İkincisini haklarlarken tam/ Kaçmayı denedi üçüncüsü/ On metre gitti gitmedi..
"Gelecek, şimdiki zamandan ödünç alınan bir borçtur; faizi genellikle pişmanlıktır." - Ambrose Bierce"
"Gelecek, şimdiki zamandan ödünç alınan bir borçtur; faizi genellikle pişmanlıktır." - Ambrose Bierce"
“Dört koyundular/ İlkini kestiler önce/ İkincisini haklarlarken tam/ Kaçmayı denedi üçüncüsü/ On metre gitti gitmedi..
“Mustafa’yla görüşüyor musunuz?” dedim. Bana “Hangi Mustafa? Filiz’in abisi mi?” diye sordu.
Bundan yedi-sekiz sene önce edebiyat ödülleri üzerine bir yazı yazmaya kalkışsam işim çok daha zor olurdu. Çünkü o zamanlar, bugünkü ödül dağıtım mekanizmaları üzerine biriken kızgınlığımı anlamsız kılabilecek bir içeriğe sahip en azından iki ya da üç “edebiyat ödülü” ve bu ödüllerin seçici kurullarında da yetkinliğine inandığım -en
ben yüreğimden, kalbimden defalarca özür diledim... şimdi sıra sizde...
Her şey bir şiir yorumuyla başladı. Sokrat, şiirde aynasıyla yüzleşiyordu.
Her insan fikir ve düşüncelerini bir başkasıyla paylaşmak ister/paylaştıkça rahatlar ama şair ve yazar herkesten daha çok yapar bunu.
O yüzden şair ve yazarlar herkesten daha çok günahkâr insanlardır.
ŞAİR SABİT İNCE’NİN 40. SANAT YILI KUTLAMASI KAPADOKYA ŞİİR ŞÖLENİ ŞİİR YARIŞMA BAŞVURULARI BAŞLADI
YARIŞMAYA KATILIM KOŞULLARI (ŞARTNAME)
1. Yarışmada konu serbest olup, Nevşehir Kapadokya ve Türkiye içerikli aşk, sevgi, özlem, vatan, millet konulu şiirler tercih edilebilir. Yasalara, milli ve manevi değerlere aykırı olmayan,
Kıymetli bir dost, akademisyen, araştırmacı yazar, bunların ötesinde ve fevkinde bir gönül insanı olan Dr. Halit Ertuğrul’u bütün dinleyiciler pürdikkat dinledi. Ertuğrul’un sözlerinden daha çok; verdiği yaşanmış örnekler, hayattan getirdiği pratikler dinleyicileri etkiledi. Konuşması boyunca değişik yörelerden, yurtdışından ve kendisinden yaşanmış hikâyeler anlattı. Bu ibretlik anlatılar, yaşanmış olaylar
Okul müdürü yüksek bir yere çıkar, yaklaşan okul tatilinin "mana ve ehemmiyetini" öne çıkaran konuşmasını yapar. Konuşmanın sonunda en can alıcı cümleyi söyler:"Tatilde bol bol kitap okuyun!"
Her yazar gibi Kafka da öldükten sonra birtakım iddialara maruz kaldı. Hepsinden öte, Kafka, ölümünden sonra tanındı. Nitekim, son zamanlarda özellikle Türk basınında yankılanan (asıllı ya da asılsız) iddialara ithafen...
İnternette ne var ne yok diye bilgisayarın başına geçtim. Bir de baktım ki artık Mehmed Uzun yok…
Cemil Meriç'in şiir tadındaki yazılarıyla 12 Aralık doğum yıldönümünde anmak
Yorucu bir gün daha bitmişti. Evimin kapısından içeri girer girmez, bilgisayarın olduğu odaya daldım. Beni rahatlatacak bir müziğe ihtiyacım vardı. Masaüstünde duran Fahir Atakoğlu'nun parçalarına bir göz attım. Hepsi birbirinden güzel ve şahaneydi. Rumelihisarı dosyasını açtım. Kendi sitesinden indirdiğim, konser kaydının bulunduğu dosyaydı bu. Onu dinlerken insan, kendinden
Siz siz olun, müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışmayın. Keloğlan masalındaki gibi; at’a et, it’e ot vermeye kalkışırsanız, yediremezsiniz.......
Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin üstünüze
Kalsın titrek ve mavi elleriniz
Bekleyin geliyor ölüm usulca
Usulca girer koynunuza.
Edebiyatımızdaki tüm suçları araştırmak, çözmek sonra da belgelemek amacıyla yüzlerce “edebiyat polisi”ni ve “edebiyat noteri”ni tam zamanlı olarak eğitip tesis etsek bile, işbu meseleyi bütün hatlarıyla çözemeyeceğimiz, ortaya koyamayacağımız açıktır. Bu yazıda, doğal olarak, birkaç editöryal sakatlıktan ve artık neredeyse “sistematik hata” olarak görebileceğimiz birkaç temel sorundan bahsedeceğim.
Yazmak en basit anlamda insanın ak kağıtlara içini dökmesi midir? Ya da kendi kendiyle yeptığı iç-konuşmalar mıdır? Belki de bir tür ‘iç-temizliği’dir yazmak. “Yazmasam çıldıracaktım,” demiş modern öykücülüğümüzün öncülerinden Sait Faik. Yazdı ve çok sevdiği denizi, martıları, adaları bırakarak genç yaşta çekip gitti aramızdan!
Fakir Baykurt