Okumaz Yazarlar
Okul müdürü yüksek bir yere çıkar, yaklaşan okul tatilinin "mana ve ehemmiyetini" öne çıkaran konuşmasını yapar. Konuşmanın sonunda en can alıcı cümleyi söyler:"Tatilde bol bol kitap okuyun!"
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
Okul müdürü yüksek bir yere çıkar, yaklaşan okul tatilinin "mana ve ehemmiyetini" öne çıkaran konuşmasını yapar. Konuşmanın sonunda en can alıcı cümleyi söyler:"Tatilde bol bol kitap okuyun!"
Bir Çin atasözü der ki, "Yazları uzun okuyun, kısa yazın."
Yıl içinde derslerimin yoğunluğu nedeniyle çok fazla okumaya zaman ayıramadığım için bu yazı okumaya, özellikle de Çağdaş Türk Edebiyatı üzerine yoğunlaşmaya ayırdım.
Yıl içinde okumayı düşünüp de okuyamadığım kitap sayısı 70'i geçmiş. Ne yazık
Kalem ve kâğıdın yolculuğu, yüreğin rehberliğinde yol alır. İnsan çoğu zaman, yazdıklarından kendisini yansıtır. Kurgu bu oluşumun içinde; olmazsa olmaz denecek kadar önemli bir yere sahiptir.
Ülkemiz insanının okumadığından bahsetmek, bunu yüzdelere vurmak, gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Japonya ile kıyaslamak son yılların moda konularından biri haline geldi. Sanki yirmi, elli veya yüz elli yıl önce bu topraklarda çok okunurmuş da başımıza yeni bir felaket gelmiş gibi. Evet az okuyoruz. Ama sızlanıp durmak yerine bir
bir üstattı O..çoğunun dimağında hoş sadalar bırakacak yaptıkları..hasılı, 'bu kubbede hoş bir sada bırakanlardan!'
öyle olmak ümidyle yazıldı..
Her yazar gibi Kafka da öldükten sonra birtakım iddialara maruz kaldı. Hepsinden öte, Kafka, ölümünden sonra tanındı. Nitekim, son zamanlarda özellikle Türk basınında yankılanan (asıllı ya da asılsız) iddialara ithafen...
ŞAİR SABİT İNCE’NİN 40. SANAT YILI KUTLAMASI KAPADOKYA ŞİİR ŞÖLENİ ŞİİR YARIŞMA BAŞVURULARI BAŞLADI
YARIŞMAYA KATILIM KOŞULLARI (ŞARTNAME)
1. Yarışmada konu serbest olup, Nevşehir Kapadokya ve Türkiye içerikli aşk, sevgi, özlem, vatan, millet konulu şiirler tercih edilebilir. Yasalara, milli ve manevi değerlere aykırı olmayan,
“Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.”
Edebiyat, yeryüzünde yaşanmış ve yaşanmakta olan farklılıkları özgün bir dille ve estetik kaygılarla bize sunar.
Uykuyla uyanık olma arasında gezinen bir şey olduğu iddiasını taşıyamayacak kadar delişmen bir kimlik taşıyan şiir; bir yalnızlığın, bir aşkın, bir irfan sofrasına oturmanın ya da bir çıkmazda kalmanın kalb çarpıntısı hüviyetinde kendini resmeden şairle k
“Mustafa’yla görüşüyor musunuz?” dedim. Bana “Hangi Mustafa? Filiz’in abisi mi?” diye sordu.
Buna rağmen, bir hal ehli ve akil insan haline bürünemediğimizden, kavramlar karışmasalar dahi hislerimiz muhakkak karışıyorlar.
senden kaçtıkça, sokak sokak saklandıkça, bir gölge gibi peşimdeydin hep...
İnternette ne var ne yok diye bilgisayarın başına geçtim. Bir de baktım ki artık Mehmed Uzun yok…
Zola'yı ucundan, fakat samimi anlatmaya çalışan birkaç satır. Hepsi bu!
Sosyal hayatta ya da ekranlarda yoksulları ve çaresizliklerini görünce aklıma nedendir bilinmez üstad Mehmet Akif’in Seyfi Baba şiirindeki:
“Ya hamiyetsiz olaydım, ya param olsa idi.” dizesi gelir.