Ülkemizin Bilinçli Bireyleri
Ülkemizin Bilinçli Bireyleri
Ne çok okuyan ne de çok gezen bilir.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ülkemizin Bilinçli Bireyleri
Ne çok okuyan ne de çok gezen bilir.
Avrupa parlamentosundan denetlemek için gelen heyetler bile bu sahte sistemin bir oyuncusu olmuştur. Yılda bir kaç kez gelen bu heyetlere ülkemizde sadece iki cezaevi gösterilmektedir.
'Hayat'ı eleştirmek belki de mümkün değildir.
Çünkü an gelir aklına sevgilin gelir, yüzün gülümser.
Oğlunu görürsün bir önceki satırda.
'Hayat'ı kızın için bir daha kurmayı denemek istersin.
Sarı renkli bir yol hayal edersin.
Elbette, birlikten kuvvet doğar; ancak her birlik, gönüllü birliktelik anlayışıyla ve özgürce alınmış kararlarla oluşursa çok daha anlamlı ve çok daha uzun soluklu bir birlik olur.
Mahallendeki güzel kızların adını, nerde oturduklarını bilirsin belki ya da okulundaki kızları nasıl baştan çıkarabilirimi belki de derslerinden, sorumluluklarından daha fazla düşünmüşsündür.
Ah bayanlar, makyaj malzemesi çeşitleri, bu yılın moda çizgileri ve renkleri sorulsaydı duraksamadan cevaplayabilirdin belki,ama aynı apartmandaki komşularını bilmeyen sen elbet ortadoğu ülkesi olarak
Beyaz camda haftalardır keyifle izlemekteyim Ata’yı.
Kimisi Ata’yı ticari bir reklam metası yapmanın yanlış olduğunu savundu.
Kimisi reklam filminde anlatılanlardan çok “Aaa… ne kadar da benzetmişler…” yönüyle ilgilendi.
Reklam filminde gül bahçesinde Atatürk ile bir çocuk arasında geçen diyalog yansıtılıyor.
Ayrılıklarda insana bir acı vermez mi? Hem de, nasıl verir… Seven ve bir şekilde ayrı düşmüş iki sevgiliyi bir düşünün… Sevdiğinden ayrı olanın çektiği o biber gibi içi yakan acı ölümden beter deği midir? Ya ona kavuşamadan kaybetmek? Bir daha hiç görememek?
Her ilin insanları, kendi illerinde en az bir üniversite kurulmasını arzular ve bunu gerçekleştirmek için her alanda mücadele ederler. Seçimlerde, siyaset malzemesi bile yapıldı, yaptılar. Mardinliler de, bunun için az çaba sarf etmediler.
‘’Kadınlar çiçektir.’’ derler. ‘’Kanla sulanmasın, yalanla oyalanmasın bu çiçekler.’’
170 yıl önce italyan phılıp fallmerayer, bölgeye yaptığı seyahatten memleketine dönerken, denizin yağladığı topraklardan, canik dağlarının zirvesine doğru bakar ve duygularını şöyle yazar defterine: “hoşça kalın yumuşak dalgalı tepeler; hoşça kalın meşe ormanları, bana barışınızı verin, bana sessizliğinizi batı’ya konuk armağanı olarak götürmem için verin!”
Havada buğum buğum güneş ışıkları ve bahar kokusu var artık.
Ilgınların savruluşunu, dağ kekiklerinin sersemletici kokusunu duyar gibiyim şimdiden.
Yaz mevsiminin özlemi iliklerime kadar titretiyor, göz bebeklerim toprak kokusunu doya doya teneffüs etmek isteyen beynime inat ufuktaki dağlara kayıyor.
Kaçak elektrik kullanımı, elektriği yasa dışı yollarla edinme suçudur. Sayaç manipülasyonu veya izinsiz hat bağlantısı olarak gerçekleşir. Bu eylem sadece hukuki değil, ahlaki bir suçtur. Elektrik şirketlerini zarara uğratırken, kayıp-kaçak bedelleri nedeniyle tüm topluma maliyet yükler. Kaçak elektrik kullanımı, binlerce kişinin hakkını gasp eden bir hırsızlık türüdür ve
Bizi bizden aldılar, bir başka bizi yüklediler beynimize. Kararsız kalmayı huy edinmiş işletim sistemi yüklü bilgisayara format atar gibi, yeniden formatladılar beynimizi.
Bizi bizden alanlar mıydı suçlu? Yoksa koşulsuz teslimiyete açık olan bizler mi?
Daha mutlu değil miydik tek kanallı televizyon ya da radyo
balıklardan birinin, beyninin sürüde birliği sağlayan tepilerin odağı olan ön bölümü çıkarılıp da yeniden sürünün içine bırakılınca, genel olarak tıpkı türdeşleri gibi davranır, yalnız eskiden olduğu gibi sürüden ayrılmaya özen gösterecek yerde, canı nereye isterse oraya gitmeye, bu arada, tüm sürü de onu izlemeye başlar...
Hep derim: İnsan ilişkileri zor. Narsist yanımız peşimizi bırakmadığı sürece belli ki daha çok üzüleceğiz. Soğukkanlı, sağ duyulu, sabırlı, hoşgörülü olmak işin en can alıcı noktası. Ölümcül olmayan her şeyin çözümü var. Yeter ki çözmek isteyelim.
Ahmet Hilmi İmamoğlu, KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nde uzun seneler görev yaptıktan sonra bu bölümün kapanıp Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nün açılmasıyla KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne geçmiştir. Şimdi sözünü ettiğimiz bölümde öğretmenlik vazifesini sürdürmektedir. O bütün hastalıklara rağmen son nefesine
İnsan bilmediği bir tehlike karşısında ne yapacağını, nasıl düşüneceğini anlık kavrayamaz, hele ki bu en değerli sağlığımız olunca, panik atak krizleri yaşarız. Öyle ya, bu DOMUZ GRİBİ yeni bir hastalık değil ki. Neden daha önce önlem alınmadı? Bu virüslerin hazan aylarında daha çok yayıldığını beşikteki bebek dahi bilir
Reşat Nuri Güntekin