Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Notları...
Beni hayrete düşüren şeylerden söz etmek istiyorum biraz. Sanırım maddeler halinde yazsam daha iyi olacak. Ne de olsa öğretmeniz.
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
"Bugün 16 Temmuz 2026 Perşembe ve hala dünya dönüyorsa, demek ki dün gece yeterince içmemişiz." – Dorothy Parker"
Beni hayrete düşüren şeylerden söz etmek istiyorum biraz. Sanırım maddeler halinde yazsam daha iyi olacak. Ne de olsa öğretmeniz.
Zaman zaman belki kendimce benimde saçmalamaya yakın hareketlerim olmuştur, sizin de olmuş olabilir, kimselere bunun reklamını yapmamışsınızdır, unutulmuş gitmiştir... Korkusuzca niye saçmalayalım. Önce şunun cevabını vermeli reklamcılar ''Saçmalamak iyi bir şey mi?'' İyi bir şey olmadığını Türk Dil Kurumu Sözlüğü bize söylüyor.
Söz yanlıştan açılmışken, kişi kendi yanlışlarının ne kadar farkındadır? Ya da başka bir pencereden konuya girersek; kime ve neye göre yanlış?
Dilimizdeki Anadil, Anayasa, Anayol, Anaokulu ve hatta Anadolu kelimeleri Anaerkil bir toplum olduğumuzun ispatı. Bu durumda babalara ise sadece iskele kalıyor. :)
Genler ve davranışlar arasında bağlantı iddiası bilimsel değildir. İnsanı, ipleri genlerinin elinde olan bir "kukla" gibi tanımlayan bilim dışı yaklaşım, materyalizmin insanlık için ne denli yıkıcı olabileceğinin göstergesidir.
Hep şikayet ederiz şehir hayatından ama tatillerde bile kalabalık şehirleri tercih ederiz.
Özgüven ile sınır tanımamak arasındaki ince çizginin giderek silindiği bir çağda, bireyin kendisiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi sorgulayan bir yazı.
TV reklamları bu ülkedeki psiko-sosyal bunalımın, hastalığın ve ruhsuzluğun çok açık bir göstergesi, adeta toplumdaki gidişatın, zavallılıkların, aczin, yenilginin, çürümenin ve kokuşmanın aynası olmuş. Ruhunu kaybeden toplumlar diğerleri karşısında başarılı olamaz, ruhsuz uluslar ezilmeye ve özgürlüklerini kaybetmeye mahkumdurlar.
Spikerler, ellerindeki haberlerin kasvetinden midir nedir yas evinden sesleniyor gibiler karşımızda. Birbiri ardına dizilmiş haberleri izlerken her defasında Aman Allahım! diyorsunuz Dünya felç, çözümler kangren, uzlaşma yolları tıkalı, önümüzde koca koca taşlar, kanamaya devam eden ve bir türlü kapanmayan yaralar. Hey doktor! Pardon sayın spiker yoksa topluca ölüyor
Filistinliler için özgürlüğe giden yolun Kilometre taşlarının direniş ekseninde kalması gerektiğinin bilinmesine rağmen.
Dar kot giyenlerin varikosel ameliyatlarına neden olduğu gibi erkeklerde "kısırlık" meydana geldiğini öğrendim.
“Japon Kuklası” iş, emek, kadın, sömürü, cinsel taciz, ezmek gibi kelimelerinin altını açan, satır aralarını okuyan bir oyun olmanın ötesinde, bir “farkında olma” eylemini, “biliyor” olma eylemini içini sindirmiş bir metin. Metnin yazarları Franca Rame ve Dairo Fo’da “fakında olma halinden” ve “bilmekten” muzdarip. “Farkındalığın” ve gerçekleri “bilmenin”
Insanoglu bolunmeyi seviyor ne yazik ki. Yaratilisi bu. Kimi aslandir gucu kendine ister, kimi cakaldir baskalarinin ayagini kaydirir, kimi kurttur otoriteye kafa tutar, kimi de karincadir. Garibim sormaz sorgulamaz onunden yer hatta ogluna da buyuk kiyafet alir ki seneye de giyebilsin.
Dünden beri sosyal medyada Mursi paylaşımı, ağıtları ve ağlamaları son derece samimi bir hava içinde, adeta birbirini tetiklercesine dolaşıyor.
İnsan bilmediği bir tehlike karşısında ne yapacağını, nasıl düşüneceğini anlık kavrayamaz, hele ki bu en değerli sağlığımız olunca, panik atak krizleri yaşarız. Öyle ya, bu DOMUZ GRİBİ yeni bir hastalık değil ki. Neden daha önce önlem alınmadı? Bu virüslerin hazan aylarında daha çok yayıldığını beşikteki bebek dahi bilir
Ben değişirsem ruhumun, aklımın derinliklerine eklediğim bilgiler ile çevremi de olumlu yönde değiştirmeye gücüm yeter... Önce kendimi, sonrada çevremi değiştirmeye gücüm yetmiyorsa, yerinde sayıyorum demektir...
İzedebiyata yeni üye oldum. Amacım, engellerle karşılaşıp yazılı basında ses duyuramayan sanat ve düşünce insanlarını tanımak, okumaktı. Gerekirse yorumlar yazarak yalnızlıklarını paylaşabilir, sevgiyi, saygıyı en çok hak etmiş böyle bir emeğe desteğimi sunarım belki, diyordum. Çünkü politik ve ekonomik ortamın egemenleri, kendi “Hık deyicileri”nden başka seslere artık hiç
Köylü Murat 'öküz' der suç olur, şair Osman 'öküz' der sanat olur. Peki neden? Çünkü şair Osman, öküzü Kadıköy'de sanat yapar, köylü Murat ise öküzü Bağdat Caddesi'nden aşağı salar. Aradaki fark budur. Bu bir ayrıcalık değil aslında. Ayrıcalıklardan oldum olası nefret ederim. Farklar, renklilik içindir, ayrıcalık için değil.
-O kadar iyi bir insan ki herkese iyilik yapmaya çalışıyor.Yüzündeki ışık tüm karanlığı aydınlatıyor.
\- Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır.
Çukura atılan fareler gibiyiz. Sadece birbirimizi yemekle meşgulüz... Bir ümmet-i Muhammed çıkıp da demiyor ki be inananlar biz buraya nasıl geldik?